Muhsin Yazıcı

Kategori -Makaleler

Eğitim üzerine makaleler…

Arayış Dergisi 30 Mayıs 1981 / Bülent ECEVİT

Arayış Dergisi 30 Mayıs 1981 / Bülent ECEVİT

(12 Eylül Askeri darbesi bütün hışmıyla uygulandığı günlerde Bülen Ecevit’in yazdığı yazıdır)

“İnsanlar bir ölçüye kadar özgürlük kısıntılarına, baskıya, zulme katlanabilirler, ama haksızlığa, adaletsizliğe katlanamazlar. 
En zayıf, en ürkek insan bile haksızlık, adaletsizlik karşısında tepki duyar ve tepkisini hiç beklenmedik biçimde ve ölçüde açığa vurabilir. 
Toplumda huzur sağlamanın, insan ilişkilerini de yurttaş-devlet ilişkisini de sağlıklı ve düzgün yürütebilmenin başta gelen koşulu adalettir. 
Adaletin dayanağı ise, yargı erkinin, yargı organlarının bağımsızlığıdır. 
Yargı organları yeterince bağımsız değilse, yargıçlar yeterince güvenceden yoksunsa, mahkemelerin vereceği en adaletli kararlar bile inandırıcı olamaz; halk, adalet inancını, devlete güvenini yitirir. 
Adalete inanç ve devlete güven sarsıldıkça da, hakkına razı olmayanlar artar, yargı organları dışında hak arama eğilimleri yaygınlaşır, toplumsal ilişkiler zedelenir ve en kötü anlamıyla anarşi ortaya çıkar. O durumda, anarşiyi önlemenin, koyu bir baskı rejimi kurmaktan başka çaresi görülemez olur ve demokratik hukuk devletinin yolu tıkanır. 
Onun için, yargı erkinin bağımsızlığı, adaletin dayanağı olduğu kadar, demokrasinin de gereğidir. 
Eğer Türkiye’de gerçek demokrasi amaçlanıyorsa, yargı erkinin bağımsızlığını ve yargıç güvencesini zedelemekten kaçınılmalıdır.” 

Bülent ECEVİT

Eğitim özgürleştirmeli / Yakup Kepenek Eğitim konusunda çok şey söylenebilir. Ancak yılların deneyiy

Eğitim özgürleştirmeli / Yakup Kepenek

Eğitim konusunda çok şey söylenebilir. Ancak yılların deneyiyle kanıtlanmış bulunan bir gerçek var: eğitim özgürleştirici olduğu ölçüde başarılı olur. 
Ülkemizde özgürleştirici eğitimin en kusursuz örneği Köy Enstitüleridir. Dün, 17 Nisan Köy Enstitülerinin 76. kuruluş yıldönümüydü. Kuruluşlarından çok değil yalnızca altı yıl, yani 1946’dan sonra gerçek özelliklerinden adım adım uzaklaştırılan ve 1954’te Demokrat Parti iktidarı tarafından tamamen kapatılan bu kurumlar özgürlükçü eğitim verdikleri için etkilerini günümüzde de sürdürüyor; derin izleri bir türlü yok edilemiyor.

Devamı…

Anti-entelektüalizm ya da fikirlerin gücü

Anti-entelektüalizm ya da fikirlerin gücü

Entelektüellerden bu kadar korktuklarına göre, entelektüel denilen kişinin gücünün hâlâ farkındadırlar demektir. Aynı şey kitapları yakmak / yasaklamak durumu için de geçerli…

Geçen hafta Murathan Mungan’a dair bir “topyekûn-entelektüel” yazısı yazmıştım. Entelektüelin müdahil ve kapsayıcı bir figür olması gerektiğini söyleyen o yazının üstünden bir hafta bile geçmeden, müdahil bir entelektüel davranışı sergileyip ülkedeki savaş politikalarına hayır diyen akademisyenlerden üçü hakkında tutuklama kararı çıktı. Özgürlük ifadesi iktidar duvarına çarptı. “Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan Esra Mungan, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy’un “teröre destek verdikleri” iddia ediliyor. Mantığı tersine çeviren bu karar, aslında bir sürecin devamı, iktidarda birçok fecaatin yanı sıra görülen “anti-entelektüalizm” eğiliminin nihai noktası sayılabilir.

Devamı…

Sınırlarda yaşamanın zorluğu / Doç. Dr. Şafak Nakajima ”Onu çözemiyorum! Bazen bana o kadar iyi dav

Sınırlarda yaşamanın zorluğu / Doç. Dr. Şafak Nakajima

”Onu çözemiyorum! Bazen bana o kadar iyi davranıyor ki, kendimi bulutların üzerinde hissediyorum. Ama birden bire, hiç nedensiz, yerle gök birbirine karışıyor. Az önce bana cenneti tattıran o insan gidip, yerine zalim, kaba, en ağır sözleri hiç sakınmadan söyleyebilen bir canavar geliyor.

Devamı…

Ben karşının ölüsüyüm… / Leyla Alp – T24

Ben karşının ölüsüyüm… / Leyla Alp – T24

Ben karşının ölüsüyüm…

 “Terörist” dediğiniz Kürt.  Küfür ettiğiniz Ermeni…

Evini aldığınız Rum, kovduğunuz Çingene, hor gördüğünüz Arap…

Kapısı işaretlediğiniz Alevi, camını kırdığınız Hristiyan, korkuttuğunuz Süryani…

Ötekileştirdiğiniz beriki…

Ben karşının ölüsüyüm…

Devamı…

Kıssa-hisse! / Hüsnü Mahalli

Kıssa-hisse! / Hüsnü Mahalli

1950’de ‘milli iradenin tecellisiyle’ Menderes iktidar oldu.
ABD ve NATO üsleri ülkenin her tarafına yayıldı.
Türkiye; NATO ve Bağdat Paktına girdi, Kore’ye asker gönderdi, ABD istiyor diye Suriye sınırına bir  milyon mayın döşedi, İsrail ile gizli anlaşmalar imzaladı ve bölgedeki anti-emperyalist ülke ve güçlere karşı her türlü pis oyunun içinde oldu.
İçerde ‘ülke ve toplumun İslamlaştırılması yolunda gerekli adımlar atıldı ve demokrasinin ortadan kaldırılması içim gerekli olan her şey yapıldı’.

Devamı…

Bilgi yoksa aydınlanma da yoktur / Afşar Timuçin

Bilgi yoksa aydınlanma da yoktur / Afşar Timuçin

Aydınlanma bilgiyle olur, kafadan atmakla ne aydınlanabiliriz ne de kimseyi aydınlatabiliriz

Hem aydın olduklarını söylüyorlar ya da duyuruyorlar, hem de yerli yersiz ya da fırsat buldukça “ortaçağ karanlığı” diye bir şeyden söz ediyorlar. Cahilliğin uç noktasında çadır kurmak değil de nedir bu?

Devamı…

İranlı bir gazetecinin uyarıları hazır olun! / Bizdeki olaylarla pek örtüşüyor

İranlı bir gazetecinin uyarıları hazır olun! / Bizdeki olaylarla pek örtüşüyor

Merhaba. Benim adım Bahman Nirumand. İranlı bir gazeteci-yazarım.
Şahın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım.
Ve aynı zamanda mollaların, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan milyonlarca solcu, demokrat, liberal ve milliyetçi insandan biriyim.

Devamı…

Alın Size Osmanlı / Ünsal Özdiker

Alın Size Osmanlı / Ünsal Özdiker

Allah aşkına söyleyin, insan geçmişinden neyi özler?

Kendisine acı veren hatıralarını mı?

Yoksa; huzurlu, müreffeh ve mutlu günlerini mi?

Bir süredir “Osmanlı” dönemini geri getirmeye çalışanlar için söylüyorum.

Neyini özlediniz Osmanlı Döneminin?

Erkeklerin sadece yüzde 7’sinin, kadınların ise binde 4’ünün okuma yazma bildiği günleri mi?

Okul çağı gelen her 100 çocuktan yüzde 7’sinin okula gitmediği dönemi mi?

Devamı…

10 soruda Türk-Rus krizi ve atalet içindeki iş dünyası, dernekler, aydınlar…

10 soruda Türk-Rus krizi ve atalet içindeki iş dünyası, dernekler, aydınlar…

Garip bir sessizlik var ortada.

Oysa panik ve şaşkınlık süresi geçeli çok oldu.

İki ayı aşkındır Türkiye ile Rusya arasında bir siyasi kriz var. Üstelik kriz, siyasetle sınırlı kalmayarak ticaretten turizme, eğitimden spora, kültürel bağlardan insani ilişkilere kadar her alana yayıldı.

Ve ortalığın hâlâ bu kadar sessiz olması nedendir dersiniz?

Devamı…

Devletle özgür aklın kavgası / Zeynep Miraç

Devletle özgür aklın kavgası / Zeynep Miraç

Çıkan kısmın özeti: 10 Ocak tarihinde 1128 akademisyen “Bu suça ortak olmayacağız” başlığı altında bir bildiri yayımladılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bildiriye şu sözlerle karşılık verdi:

“Kendilerine güya akademisyen diyen bir güruh çıkıyor. Terör örgütünün eylemlerine karşı topraklarını savunan devletine dil uzatıyor.

Devamı…

Kendine İnanmak / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Kendine İnanmak / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Etrafınıza bir bakın!

İki tür insan göreceksiniz:

Büyük bir sıkıntıları olmasa da, başlarına bir felaket gelmişçesine omuzları çökük, bıkkın ve her şeyden yakınanlar,

Ya da, tüm olumsuzluklara rağmen dik durabilen, çözüm odaklı, canlı insanlar.

Bu iki grup insanın arasındaki en büyük fark, kendilerine olan inançlarının düzeyidir.

Devamı…

Düşünceyi çizmek / Melih Aşık

Düşünceyi çizmek / Melih Aşık

Abdülhamit döneminin sansürü meşhurdur… Ulu Hakan fevkalade alıngan olup kimi cümleler bir yana zaman içinde kelimelerden bile alınır olmuştur. Örneğin tahtakurusu sözcüğü “tahtı kurusun” diye yazılabileceği gerekçesiyle yasaklanmış, kimyada AH = 0 gibi formüller “Abdülhamit = sıfır” anlamına çekilebileceği için ortadan kaldırılmış.

Devamı…

Biz neden adam olmayız?

Biz neden adam olmayız?

Cinsiyetçi bir başlık değil aslında, daha çok kendimizi anlamaya dair tırnak içinde bir soru, biz neden adam olmayız? Memleketin kültürel kodları değişirken, paraya ve güce dayanan sistem giderek daha fazla üzerimize gelirken, biz neden sisteme ayak uyduramıyoruz? Bu çürümüş sistemin dışında kalabiliyorsak, belki de Kemalettin Tuğcu okuyarak büyüdüğümüz masum yılların hatırınadır, kim bilir…

Para biriktirip ev alma hevesimiz, araba alıp konu komşuya göstere göstere kapının önüne çekme hırsımız olmamış hiç.

Devamı…

Aydınlanma dediğimiz…

Aydınlanma dediğimiz…

Aydınlanma’nın Fransa’sı/Fransız Aydınlanması: Bizim ‘Batı’ dediğimiz her ne ise, esas olarak işte o

Ulus, ulus-devlet, cumhuriyet: Bu üç kavram, ‘Aydınlanma’yla doğrudan ilişkili;‘Aydınlanma’ ise Fransa’yla, XVIII. Yüzyıl Fransa’sıyla. Bu arada, hemen şunu da belirtelim ki, ‘Aydınlanma’yı yaşayan toplumların hepsinin dillerinde ‘cumhuriyet’, Latince’deki ‘res-publica’nın türevi olan kelimelerle karşılanır: Res-publica; yani, herkese her yönüyle eşit derecede ait ve açık olan (publica) şey/varlık/nesne (res).

Aydınlanma’nın Fransa’sı/Fransız Aydınlanması: Bizim ‘Batı’ dediğimiz her ne ise, esas olarak işte o. Rahmetli/sevgili Cemil Meriç’in de çok değerli, çok işe yarar bir tespiti var: “Batı’nın farkı, tanrıyı parantez içine almasıdır”.

Devamı…

O çocuğu ben öldürdüm! / Yusuf Nazım

O çocuğu ben öldürdüm! / Yusuf Nazım

Ey çocuk!

Seni sıcak ocağından, evinden, yurdundan koparan kim?

Kim sürdü seni ıssız çöllerin tozlu tepelerine, şehirleri ayıran dikenli tellerin üzerine?

Kim bıraktı seni uçsuz bucaksız denizlerin kirli koynuna?

Söyle, annen, baban, kardeşlerin nerede, sen nasıl bir yerdesin?

Şimdi sen, sana bayramlarda şekerler yerine bombalar, silahlar gönderen komşu bir ülkenin sahilindesin.

Devamı…

Finlandiya – Türkiye eğitim sistemleri arasındaki 15 fark

Finlandiya – Türkiye eğitim sistemleri arasındaki 15 fark

1– Biz okula başlama yaşını altı bezli döneme çekmeye çalışıyoruz. Finlandiya’da ise zorunlu okula başlama yaşı 7.

2– Türkiye’de çocuklar birkaç sokak ötedeki okullarına bile mutlaka servisle gidiyor. Finlandiya’da ise çocuklar birinci sınıftan itibaren okula yürüyerek veya bisikletle gidiyorlar. Özel durumlar haricinde çocuklar okula aileleri tarafından götürülmüyor.

Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.