Muhsin Yazıcı

Kategori -Makaleler

Eğitim üzerine makaleler…

Kıssa-hisse! / Hüsnü Mahalli

Kıssa-hisse! / Hüsnü Mahalli

1950’de ‘milli iradenin tecellisiyle’ Menderes iktidar oldu.
ABD ve NATO üsleri ülkenin her tarafına yayıldı.
Türkiye; NATO ve Bağdat Paktına girdi, Kore’ye asker gönderdi, ABD istiyor diye Suriye sınırına bir  milyon mayın döşedi, İsrail ile gizli anlaşmalar imzaladı ve bölgedeki anti-emperyalist ülke ve güçlere karşı her türlü pis oyunun içinde oldu.
İçerde ‘ülke ve toplumun İslamlaştırılması yolunda gerekli adımlar atıldı ve demokrasinin ortadan kaldırılması içim gerekli olan her şey yapıldı’.

Devamı…

Bilgi yoksa aydınlanma da yoktur / Afşar Timuçin

Bilgi yoksa aydınlanma da yoktur / Afşar Timuçin

Aydınlanma bilgiyle olur, kafadan atmakla ne aydınlanabiliriz ne de kimseyi aydınlatabiliriz

Hem aydın olduklarını söylüyorlar ya da duyuruyorlar, hem de yerli yersiz ya da fırsat buldukça “ortaçağ karanlığı” diye bir şeyden söz ediyorlar. Cahilliğin uç noktasında çadır kurmak değil de nedir bu?

Devamı…

İranlı bir gazetecinin uyarıları hazır olun! / Bizdeki olaylarla pek örtüşüyor

İranlı bir gazetecinin uyarıları hazır olun! / Bizdeki olaylarla pek örtüşüyor

Merhaba. Benim adım Bahman Nirumand. İranlı bir gazeteci-yazarım.
Şahın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım.
Ve aynı zamanda mollaların, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan milyonlarca solcu, demokrat, liberal ve milliyetçi insandan biriyim.

Devamı…

Alın Size Osmanlı / Ünsal Özdiker

Alın Size Osmanlı / Ünsal Özdiker

Allah aşkına söyleyin, insan geçmişinden neyi özler?

Kendisine acı veren hatıralarını mı?

Yoksa; huzurlu, müreffeh ve mutlu günlerini mi?

Bir süredir “Osmanlı” dönemini geri getirmeye çalışanlar için söylüyorum.

Neyini özlediniz Osmanlı Döneminin?

Erkeklerin sadece yüzde 7’sinin, kadınların ise binde 4’ünün okuma yazma bildiği günleri mi?

Okul çağı gelen her 100 çocuktan yüzde 7’sinin okula gitmediği dönemi mi?

Devamı…

10 soruda Türk-Rus krizi ve atalet içindeki iş dünyası, dernekler, aydınlar…

10 soruda Türk-Rus krizi ve atalet içindeki iş dünyası, dernekler, aydınlar…

Garip bir sessizlik var ortada.

Oysa panik ve şaşkınlık süresi geçeli çok oldu.

İki ayı aşkındır Türkiye ile Rusya arasında bir siyasi kriz var. Üstelik kriz, siyasetle sınırlı kalmayarak ticaretten turizme, eğitimden spora, kültürel bağlardan insani ilişkilere kadar her alana yayıldı.

Ve ortalığın hâlâ bu kadar sessiz olması nedendir dersiniz?

Devamı…

Devletle özgür aklın kavgası / Zeynep Miraç

Devletle özgür aklın kavgası / Zeynep Miraç

Çıkan kısmın özeti: 10 Ocak tarihinde 1128 akademisyen “Bu suça ortak olmayacağız” başlığı altında bir bildiri yayımladılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bildiriye şu sözlerle karşılık verdi:

“Kendilerine güya akademisyen diyen bir güruh çıkıyor. Terör örgütünün eylemlerine karşı topraklarını savunan devletine dil uzatıyor.

Devamı…

Kendine İnanmak / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Kendine İnanmak / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Etrafınıza bir bakın!

İki tür insan göreceksiniz:

Büyük bir sıkıntıları olmasa da, başlarına bir felaket gelmişçesine omuzları çökük, bıkkın ve her şeyden yakınanlar,

Ya da, tüm olumsuzluklara rağmen dik durabilen, çözüm odaklı, canlı insanlar.

Bu iki grup insanın arasındaki en büyük fark, kendilerine olan inançlarının düzeyidir.

Devamı…

Düşünceyi çizmek / Melih Aşık

Düşünceyi çizmek / Melih Aşık

Abdülhamit döneminin sansürü meşhurdur… Ulu Hakan fevkalade alıngan olup kimi cümleler bir yana zaman içinde kelimelerden bile alınır olmuştur. Örneğin tahtakurusu sözcüğü “tahtı kurusun” diye yazılabileceği gerekçesiyle yasaklanmış, kimyada AH = 0 gibi formüller “Abdülhamit = sıfır” anlamına çekilebileceği için ortadan kaldırılmış.

Devamı…

Biz neden adam olmayız?

Biz neden adam olmayız?

Cinsiyetçi bir başlık değil aslında, daha çok kendimizi anlamaya dair tırnak içinde bir soru, biz neden adam olmayız? Memleketin kültürel kodları değişirken, paraya ve güce dayanan sistem giderek daha fazla üzerimize gelirken, biz neden sisteme ayak uyduramıyoruz? Bu çürümüş sistemin dışında kalabiliyorsak, belki de Kemalettin Tuğcu okuyarak büyüdüğümüz masum yılların hatırınadır, kim bilir…

Para biriktirip ev alma hevesimiz, araba alıp konu komşuya göstere göstere kapının önüne çekme hırsımız olmamış hiç.

Devamı…

Aydınlanma dediğimiz…

Aydınlanma dediğimiz…

Aydınlanma’nın Fransa’sı/Fransız Aydınlanması: Bizim ‘Batı’ dediğimiz her ne ise, esas olarak işte o

Ulus, ulus-devlet, cumhuriyet: Bu üç kavram, ‘Aydınlanma’yla doğrudan ilişkili;‘Aydınlanma’ ise Fransa’yla, XVIII. Yüzyıl Fransa’sıyla. Bu arada, hemen şunu da belirtelim ki, ‘Aydınlanma’yı yaşayan toplumların hepsinin dillerinde ‘cumhuriyet’, Latince’deki ‘res-publica’nın türevi olan kelimelerle karşılanır: Res-publica; yani, herkese her yönüyle eşit derecede ait ve açık olan (publica) şey/varlık/nesne (res).

Aydınlanma’nın Fransa’sı/Fransız Aydınlanması: Bizim ‘Batı’ dediğimiz her ne ise, esas olarak işte o. Rahmetli/sevgili Cemil Meriç’in de çok değerli, çok işe yarar bir tespiti var: “Batı’nın farkı, tanrıyı parantez içine almasıdır”.

Devamı…

O çocuğu ben öldürdüm! / Yusuf Nazım

O çocuğu ben öldürdüm! / Yusuf Nazım

Ey çocuk!

Seni sıcak ocağından, evinden, yurdundan koparan kim?

Kim sürdü seni ıssız çöllerin tozlu tepelerine, şehirleri ayıran dikenli tellerin üzerine?

Kim bıraktı seni uçsuz bucaksız denizlerin kirli koynuna?

Söyle, annen, baban, kardeşlerin nerede, sen nasıl bir yerdesin?

Şimdi sen, sana bayramlarda şekerler yerine bombalar, silahlar gönderen komşu bir ülkenin sahilindesin.

Devamı…

Finlandiya – Türkiye eğitim sistemleri arasındaki 15 fark

Finlandiya – Türkiye eğitim sistemleri arasındaki 15 fark

1– Biz okula başlama yaşını altı bezli döneme çekmeye çalışıyoruz. Finlandiya’da ise zorunlu okula başlama yaşı 7.

2– Türkiye’de çocuklar birkaç sokak ötedeki okullarına bile mutlaka servisle gidiyor. Finlandiya’da ise çocuklar birinci sınıftan itibaren okula yürüyerek veya bisikletle gidiyorlar. Özel durumlar haricinde çocuklar okula aileleri tarafından götürülmüyor.

Devamı…

“Hayır” diyebilmek!

“Hayır” diyebilmek!

Ömrümüz boyunca çoğumuz, cici bir çocuk, uslu bir öğrenci, mükemmel bir eş, yakınmayan bir eleman, sorunsuz bir hasta, makbul bir vatandaş olmaya çalışırken, kendi istek ve ihtiyaçlarımızı yok saymayı öğreniriz.

Denge ve huzuru korumakla, kendimizi hiçleştirmek arasındaki sınırı çizemez hale geliriz.

Bir şeyi aslında istemez ama karşımızdakinin beklentilerini bildiğimiz için, hayır demek yerine evet demeyi seçeriz.

Devamı…

Başka Özgecan’lar olmamasının tek yolu

Başka Özgecan’lar olmamasının tek yolu

Özgecan’ların öldürülmemesi için tek çözüm yolu çocukluk eğitiminde.

Özgecan’ın vahşice öldürülüşünü ne denli can yakıcı bulursak bulalım, şunu iyi bilmeliyiz ki asıl sorun cinsiyet ayrımcılığı ve kadına bakıştır. Böyle bir sorun ceza yasalarının ağırlaştırılması ile çözülemez. Bu sorun erkek egemen toplumun temeli olarak kaldıkça insana, insan haklarına, demokrasiye değer veren uygar bir toplum olamayız.

Devamı…

Aslında hep müsaittik biz

Aslında hep müsaittik biz

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadınlar seçme ve seçilme haklarının kendilerine vermiş olduğu özgürlük ayrıcalığını henüz kullanmaya başlamışlardı ki: Müsait oldukları anlaşıldı.

Müsait değiliz efendim.

Aslında hep müsaittik biz.

Lakin artık değiliz.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadınlar seçme ve seçilme haklarının kendilerine vermiş olduğu özgürlük ayrıcalığını henüz kullanmaya başlamışlardı ki, müsait oldukları anlaşıldı.

Devamı…

İlişkilerde seçimlerimiz / Doç. Dr. Şafak Nakajima

İlişkilerde seçimlerimiz / Doç. Dr. Şafak Nakajima

Huzur, coşku, şükran, cesaret, umut, neşe, heyecan ve aşk…

Hepimizin aradığı, bulunca yitirmek istemediği olumlu duygular onlar…

Ama güçleri sandığımız kadar fazla değil!

Beynimizin, bizi tehlikelerden korumak için programlanmış doğası gereği, olumsuz duyguları daha kolay, daha sık ve daha güçlü hissediyor, onları aklımızdan daha zor uzaklaştırıyoruz!

Duygularımızın çok önemli bir kaynağı, ilişkilerimiz!

Washington Üniversitesi akademisyenlerinden John Gottman, ilişkilerde olumsuz tek bir duygu oluşturan iletişimi, ancak beş olumlu iletişimin etkisizleştirebileceğini, bu oranın altına düşen ilişkilerde, başarı şansının çok az olduğunu söylüyor.

Devamı…

Amerika neden boşanıyor?

Amerika neden boşanıyor? Türkiye neden öldürüyor?

Erkeklerin üstünlüğüne dayalı iktidar yapıları tüm dünyada çöküyor. Popüler kültür ile edebiyatın ise bu konuda bir öncü görevini üstlendiği söylenebilir. Amerikalı öykü yazarı Lorrie Moore bu isimlerden biri…

Devamı…

Zorba çocuk yetiştirmenin yolları

Zorba çocuk yetiştirmenin yolları

“Bu yazıyı Özgecan’a ithaf ediyorum”

 Her gün şiddet haberleri duymaktan bıkkınlık geldi. Şiddete maruz kalmayan neredeyse yok. Anne-babalar, kadınlar, çocuklar, öğretmenler, öğrenciler, hayvanlar, ağaçlar… Sürekli bir öfke ve ardından gelen vurma, yaralama, öldürmeler… Böylesine şiddet sarmalının içinde insanın ruh sağlığını koruması bile zor. Son günlerde üniversite öğrencisi Özgecan’ın canına kasteden bu ilkel dürtünün nedeni nedir? Nasıl bir insan bu kadar canileşebilir? Bu sorular, akıl ve vicdan sahibi herkesin sorması ve cevabını araması gereken sorulardır. 

Devamı…

Delilik iyidir

Delilik iyidir

Ben çiçeklileri
Renklileri
Delileri severim,
Bir de delilikleri.
Delilik çok uzak bir makâm değildir aslında, lâkin etrafınızda çok fazla deli bulamazsınız; herkes pek akıllıdır, kurnazdır. 
Akıl ki; bir çok şeyi icâdet etmiştir, yaşamınızı akıla borçlusunuzdur. Ancak akılla dolu şu dünyada hâlen mutluluğun tanımını yapamıyor, ve arıyor oluşunuzun acı gerçeği karşınızda dipdiri durur.

Devamı…

Ocak Ayını Hiç Sevmem / Özür Mumcu

Ocak Ayını Hiç Sevmem / Özür Mumcu

Ocak ayını hiç sevmem. 22 sene önce bir Ocak ayında babamı öldürdüler. Ondan evvel Ocak’la aramızda bir husumet yok idi. Hatta yılbaşı eğlencesi ve okulun tatile girmesi sebebiyle sempatik bile bulduğumu söyleyebilirim.

Ocak ayını hiç sevmem. 22 sene önce bir Ocak ayında babamı öldürdüler. Ondan evvel Ocak’la aramızda bir husumet yok idi. Hatta yılbaşı eğlencesi ve okulun tatile girmesi sebebiyle sempatik bile bulduğumu söyleyebilirim. Hele bir de kar yağıyorsa daha da iyi. Karda top oynamak pek neşeliydi.

Devamı…

Düşündüren bir yazı

Düşündüren bir yazı

Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur veya şehirlerini şekilsiz gökdelenlerle doldurup oraları yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir. Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır. Devamı…

Kurnazlığa karşı akıl / Çetin Altan

Kurnazlığa karşı akıl / Çetin Altan

Ta 8’inci yüzyıldan bu yana Türkler “akıl” kavramıyla, “kurnazlık” kavramının berrak tanımlamaları üstünde hemen hiç düşünmemişlerdir.
Tarihte hiçbir şey icat etmemiş olmalarının bir nedeni de budur.
Örneğin aklın bir göstergesi olan matematik, bugün dahi en zor gelen bir bilim dalıdır öğrencilere…

Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.