Muhsin Yazıcı

Kategori -Makaleler

Eğitim üzerine makaleler…

Çocuğunuzla İletişim Kurun

Çocuğunuzla İletişim Kurun

İletişim tüm insani ilişkiler açısından çok önem taşır ama özellikle çocuklar söz konusu olduğunda daha fazla önem kazanır. Maalesef toplum olarak karşımızdaki insanları dinleme konusunda çok dikkatli olduğumuz söylenemez.

 

Çocuklarımızla olan ilişkilerde daha önemsemez davrandığımız da bir gerçek. Oysa çocuklarımızla sağlıklı iletişim kuramamışsak etkili bir iletişimden de söz edemeyiz.

 

Etkili iletişim ne demek?

• Sana önem veriyorum demenin her tür yolu.

• İyi bir dinleyici olma becerisi.

• Çocuklarımızın duygularını anlama ve saygı göstermek.

• Komutlar vermek yerine işbirliği yapabilmek.

• Sorularla boğmadan ve yargılamadan dinleyebilmek.

• Olumlu her davranışı öne çıkartmak, pekiştirmek.

• Çocukla sağlam bir güven duygusu oluşturabilmek.

• Başarısızlıkları değil, başarıları konuşmak.

Bütün bunlar öncelikle doğru ve sağlıklı bir iletişimin kapısını açacaktır. Ayrıca ebeveyn olarak söylediklerinizle yaptıklarınızın aynı olması ve tutarlılık içermesi beklenir. Kendi içinde çelişen bir ebeveynin çocuğun gözünde hiçbir inandırıcılığı yoktur.

Çocukla konuşurken dikkat

Çocuklar yapı olarak daha bebekliklerinden itibaren çevrelerindeki bireylerin sözel olmayan davranışlarını çok doğru biçimde yorumlarlar. Yani daha siz konuşmadan onlar sizin ne söyleyeceğinizi, ne yapacağınızı, ne istediğinizi bilirler. Çünkü sizin beden dilinizi çok erken yaşta keşfetmişlerdir. O nedenle konuşmalarınızda kesinlikle içten ve tutarlı olmak zorundasınız. İnanmadığınız hiçbir şeyi çocuklarınıza söylemeye kalkmayın. Onlar sizin neredeyse röntgeninizi çektiklerinden aslında ak derken kara demek istediğinizi bileceklerdir. Onların gözünde yalancı ve güvenilmez duruma düşmeyin.

Ayrıca çocuğunuzla konuşurken en önemli üç kuralı asla ihmal etmeyin.

• Konuşurken mutlaka göz teması kurmaya dikkat edin.

• Tensel teması yani fiziksel olarak çocuğunuza dokunmayı unutmayın.

• Mutlaka anlattıklarını sonuna kadar dinleyin. Sadece siz konuşmayın.

Yaşı kaç olursa olsun, unutmayın karşınızdaki sadece bir çocuk. Üstelik sizin çocuğunuz. Hayatı keşfetmeye çalışan, kendi hayat deneyimlerini oluşturan çocuğunuz için her şeyin en iyisini isterken aslında ona verebileceğiniz en iyi şey onunla aranızda kurulmuş sağlıklı bir iletişimdir.

İletişimde Anne-Baba farkı

Çocukla ilişkilerde genellikle baskın tarafın anne olduğu bilinir. Anne çocuğun her şeyiyle ilgilenen ebeveyndir. Hatta bazı çatışmalarda babayla çocuk arasındaki arabulucu konumundadır. Ailedeki taraflar bundan pek şikâyet etmezler. Herkes durumu kabullenmiş gözükür ama bunun çok sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değildir. Bir çocuk yetiştirilirken her iki ebeveyn de eşit olarak sorumludur. Çocukla olan her tür iletişimde de aynı şekilde anne ve baba olarak etkin biçimde yer almak zorundadırlar.

Annelerin her ne kadar başlarda direnç gösterdikleri bilinse de genellikle çocuğun isteklerini yerine getirdikleri ama yasak koyucu ve otorite uygulayıcı tarafın baba olduğu görülmektedir. Oysa çocuk için hem anne hem de baba çok önemlidir. Özellikle temsil ettikleri figürler açısından her birinin çocuğun gözündeki yeri ayrıdır. Bu açıdan çocuğun anne ve babayla ayrı ayrı sağlıklı bir iletişim kurması hayati önem taşır.

İletişimde sen dili-ben dili

İletişimde kullanılan dil ve takınılan tavır önemlidir. Ancak en önemlisi konuşma sırasında belirlenmiş üsluptur. Genellikle alışık olduğumuz konuşma biçimi

• Çocuklarımıza sürekli talimat vermek,

• Hedef göstermek,

• Suçlamak,

• Yargılamak şeklindedir. Oysa bu tip konuşmalar karşılıklı
iletişim kurmaktan uzak tek taraflı bir konuşmadan başka bir şey değildir.

Sürekli konuşan çocuğuna “sus artık” diye bağıran bir anne ya da “kes sesini” diyen bir ebeveyn zaten iletişim kurmak gibi bir amaç taşımıyordur. Emir içeren, ya da talimat taşıyan sözlü mesajlar etkili olmazlar. Çünkü duygu içermezler, saygı içermezler ve sonuç getirmezler.

“Bu kadar çok konuşma varken, dikkatimi toplamam zor oluyor” şeklinde kurulmuş bir cümle hem hedef göstermediği için, hem de suçlamadığı ve yargılamadığı için daha etkilidir.

Psikolog Serap Duygulu – http://www.anneyiz.biz

Karakter Oluşumu

Karakter Oluşumu

Çocuklar kendilerine has kişilik özellikleriyle dünyaya gelirler. Her çocuk farklı özellikler taşır. Aynı ailede büyüyen kardeşler arasında bile kişilik özellikleri açısından çok büyük farklar olabilmektedir.

 

Hatta tek yumurta ikizi olan kardeşler bile birbirlerinden farklı özellikler göstermektedirler. Karakterin bir kişilik yapısıdır ve bu yapı genel hatlarıyla daha doğmadan belirlenmiş haldedir. Sahip olunan pek çok özellik gibi kişilik özellikleri de genler yoluyla belirlenir. Bunun üzerine ilk çocukluk aşamalarında başka bazı özellikler eklenir ve bireyin karakterinin önemli bir bölümü erken çocukluk dönemi olan 6-7 yaşları civarında tamamlanmış olur. Son yıllarda özellikle eğitim anlamında çok kullanılan “7 çok geç” sloganı bu açıdan çok önemlidir ve çok doğru bir anlamda kullanılmaktadır. Gerçekten de bireyin hem kişilik hem de bilişsel özelliklerinin % 80’i 7 yaşından önce tamamlanmış olmaktadır. Dolayısıyla bir çocuğa kazandırılacak ne varsa erken çocukluk olarak tanımlanan 0-6 yaşlar arasında değerlendirilmelidir.

Karakter oluşumunda etkenler

Genlerimiz yoluyla belirlenmiş olan karakterlerimiz en geç 6-7 yaşına kadar büyük bir oranda şekillendikten sonra geri kalan ne varsa ailemiz ve çevremizden gördüklerimizle, öğrendiklerimizle oluşuyor. Özellikle okul öncesi dönemde en etkili faktör önce aile, sonra okul olarak öne çıkıyor. Bu dönemler çocuklarda taklit eğiliminin dikkat çektiği dönemlerdir. Çocuk ilerde kendisiyle özdeşleştireceği pek çok davranış içimini bu yaşlarda, başkalarını taklit ederek öğreniyor. Çocuk kendi davranışlarını ve bu davranışlara karşılık gelen tepkileri değerlendirerek, kişilik oluşumunda önemli adımlar atmaya başlıyor. Toplum içinde kim olduğunu, ondan kim olmasının beklendiğini, hangi davranışlarının kabul görüp hangilerinin reddedildiğini belirlemeye çalışıyor. Bu aşamalar sırasında kendi toplumsal kabul değerleri ve beğenileri oluşuyor. Bütün bu aşamalar aslında zincirleme olarak birbirini hem etkiliyor, hem de tetikliyor. Bir davranış bir diğerini getiriyor. Burada ailenin ve çocuğun içinde yaşadığı toplumun etkisi çok büyük. Çocuğun kişiliğinde doğrudan önemli bir pay sahibi oluyorlar. Dolayısıyla sağlam karakterli bir çocuk istiyorsak sağlam temelleri olan toplumlar ve aileler olmak zorundayız.

Karakter oluşumunda ailenin önemi

Çocuğun her türlü gelişimde en temel faktör ailedir. Özellikle aileleri gözlemlediğimizde tipik bazı ortak tutumlar görüyoruz:

Aşırı koruyucu aile tipi: Anne babanın aşırı koruyucu ve kollayıcı olduğu bir aile içinde başkalarına bağımlı ve kendine güvensiz çocuklar yetişmektedir.

Aşırı hoşgörü ve özen gösterme: Her tür doğru ya da yanlış davranışında kayıtsız şartsız hoş görüyle cevap alan bir çocuk bencil olacak ve herkesin her ortamda dikkatini çekmeye, bütün ilgiyi üzerinde toplamaya çalışacaktır.

Reddetme: Bazen bir çocuk ailesi tarafından bir takım sebeplerle reddedilir. Fiziksel ve psikolojik olarak ihtiyaçları ya karşılanmaz ve görmezden gelinir ya da düşmanca davranışlarla. Gelecekte kendisi de her şeye ve herkese karşı düşmanca davranacak çocuklar bu tip ailelerde yetişmektedir.

Baskı altına alma: Çocuğun her yaptığı, her söylediği sürekli eleştirilerek çocuk uyarılır ve dışlanır. Böyle bir ailenin çocuğu isyankâr bir yapıda ve aşağılık kompleksine sahip olarak yetişecektir.

Çocuğun her dediğini kabul etme: Çocuğun mutlak egemenliğinin olduğu böyle bir aile yapısında yetişen çocuklar zamanla çevrelerindeki diğer insanlar üzerinde de üstünlük kurmaya çalışırlar.

Çocuklar arasında kıyas ya da ayrım yapma: Maalesef bazı aileler çocuklar arasında tercih yapmakta ya da birbirleriyle kıyaslamaktadırlar. Bu tip bir davranış çocukta yetersizlik ve aşağılık duygularına yol açmaktadır.

Hoşgörü ve kabul etme: Her şeyde olduğu gibi burada da abartıya kaçmayan bir hoş görü ve çocuğu kabul etme, onu bütün özellikleriyle kabul etmek anlamına gelir. Yanlışlar elbette yine olabilir ama ailenin tutarlı ve anlayışlı tavırlar içinde olması doğru yönü belirlemede çok önemlidir. Kendine güvenen, yapıcı, olumlu, sosyal ilişkileri sorunsuz çocuklar bu tip ailelerde yetişirler.

Bu açılardan bakıldığında çocukların karakterlerinin oluşumunda temel belirleyicinin aile olduğu daha ney olarak görülmektedir.

Karakter oluşumunda okulun önemi

Okul aileden sonra en önemli eğitim yuvasıdır ve bir çocuk için sosyal çevreye açılan ilk kapıdır. Dolayısıyla da çocuğun kişiliğini biçimlendiren önemli bir sosyal kurumdur. Burada da çocuk işbirliğini, kuralları ve kurallara uymayı, paylaşmayı, üretmeyi, hem bir birey olmayı, hem de bir birey olarak topluma ait olmayı öğrenerek, bütün bunları kişiliğinde harmanlama becerisi geliştirecek ve kendi olmaya çalışacaktır. Günümüzde eğitimin en önemli amacı, bireyi yetişkin rollerine hazırlamak ve kendisini yönetebilme becerilerini geliştirmesine yardımcı olmaktır. Bu da ancak çocuğa bağımsız düşünme becerisini kazandırmaktan geçer. Okul dönemi çocuklar açısından aynı zamanda bir gruplaşma çağıdır.Çocuk bir takım gruplara katılarak hem onların davranışlarını ve düşüncelerini benimser ya da reddeder,hem de kendi düşünce ve davranışlarını onların kabulüne sunar.Toplumsal onay almaya çalışır.Burada kabul gören her davranış çocuğun kişilik özelliği olarak ve davranışları olarak netleşecektir.Okul dönemleri çocuk için arkadaşlık,paylaşmak, kimlik arayışları gibi pek çok farklı alanda olgunlaşmasını da sağlayan bir eğitim kurumu olduğundan önemli bir etkiye sahiptir.

Psikolog Serap Duygulu -http://www.anneyiz.biz

Yapıştırıcının Öyküsü

YAPIŞTIRICI’nın milattan önceye uzanan öyküsü…!            

Farklı ya da aynı türdeki maddeleri belli yüzeyler boyunca birbirine bileştiren ve bir arada tutan maddelere yapıştırıcı denir. Çeşitli maddelerin yapıştırıcı olarak kullanıldığına dair ilk kanıtlar için günümüzden altı bin yıl öncesine dönmemiz gerekiyor. Devamı…

Okula Başlama

Çocuklarımız/Öğrencilerimiz Eğitime Başlarken        

Okul öncesi eğitime ve birinci sınıfa başlama dönemi, hem çocuk hem de aileler açısından önemli ve zaman zaman da zor bir süreçtir. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.