Muhsin Yazıcı

Kategori -Muhsin Yazıcı Makaleleri

Kadının topuklu ayakkabısından rahatsız olan kafa

Ankara Sincan Akşemsettin İlkokul Müdürü Mehmet İpek eğitimcilikten vaz geçerek imamlığa soyunmuş.

Topuklu ayakkabı giyen öğretmen arkadaşlara kendince fetva yayınlamış. Öğretmen kılık kıyafet yönetmenliğine uygun giyinmeniz gerek dese tamam anladık. Zaten var olan kılık kıyafet yönetmenliğine kimse uymazken bayan öğretmen arkadaşların ayakkabıları ile uğraşmak da ne oluyor.

Özgürlük derken, dini inanç özgürlüğü darken gelinen noktaya bakar mısınız? Dini kuraldır, uymanız gerekmektedir. Üstelik bunu dini kaynaklara uydurarak öğretmenlere resmi yazı ile duyuru yapmak tehlikenin vardığı düzeyi göstermektedir. Devamı…

Bilime ve sanata karşı olmak

Bilime ve sanata sırtını çeviren bir siyasal iktidar ve toplum geleceğe sağlıklı devam edebilir mi?

Eğer karşı çıkılmazsa evet, eder.

Bakın Ortadoğu’nun dinsel krallıklarına, hem de onlarca yıldır devam ediyor.

Ama bilim ve sanat, uygar dünyanın bin yıllardan gelmiş kazanımlarıdır.

Onlar karşı çıktığı zaman toplum da karşı çıkar.

En güçlü görünen iktidarlar da çekilir gider.

Geride elbette büyük bir hasar bırakırlar.  Devamı…

Korkutarak Yönetmek

Ne kadar da bizi anlatıyor Balzac 1842 yılında, “Yaşamda Bir Başlangıç”ında Osmanlı’nın son yüzyılından şöyle bahsediyor:

“Bakın, mösyö, Türkler nasıldır? Çiftçisiniz, padişah sizi mareşalliğe atar; görevinizi onun dilediği biçimde yapmazsanız, yandınız, kelleniz kesilir. Padişahın görevlileri görevden alma biçimi budur. Bir bahçıvan valiliğe yükseltilir, bir başbakan yeniden çavuş oluverir. Osmanlılar ilerleme ve kademe yasalarını hiç mi hiç bilmezler!”

Yeri gelir okuma yazması olmayan bir paşa, okullu bir paşayla güç mücadelesine girer. Alaylı-mektepli mücadelesi yıllarca sürmüştür. Bugün İlahiyat Fakültesi – Tarikat mücadelesi benzeri çatışma söz konusuydu. Devamı…

Meydanlarda önce kitapları, sonra gazodalarında insanları yaktılar

Almanya’da bundan tam 85 yıl önce, 10 Mayıs  1933 yılında, Nazi rejiminin tasvip etmediği yazar ve düşünürlerin kitapları yakılmıştı. On binlerce kitap, meydanlarda ateşe verilmişti.

Sadece Berlin’in Opera Meydanı’nda 70 bin kişinin toplanmış, yüksek okul öğrencileri kamyonlar ve el arabaları ile 20 bin kadar kitabı meydana taşımışlardı. Bunlar arasında ünlü Alman yazarlar Heinrich Mann, Erich Maria Remarque, Joachim Ringelnatz’ın kitapları da bulunuyordu. Devamı…

Gavur padişahtan gavur Kemal’e

Yıl 1789. Fransız İhtilali başlamıştır. Dünya artık değişecektir.

Aynı yıl Osmanlı’da tahta III. Selim geçmiştir.

Yenilik yanlısı bir padişahtır III. Selim. Çünkü, yenilik yapılmazsa ordu artık yenilecektir. Osmanlı çökecektir. Yeni bir ordu kurmaya kalkar, Nizam-ı Cedit. Hemen karşısına “mollalar- yeniçeriler-esnaf” ittifakı dikilir, “Gâvur Padişah” diye bir sıfat takarlar. Yenilik yapılamaz.

  1. IV. Mustafa. Bir yıllık saltanat.
  2. II. Mahmut. Yenilikçi bir padişah daha. Ona da Gâvur Padişah diyeceklerdir. Ama o yenilikler yapar. “Yeniçeri Ocağı’’nı yok eder. Tıbbiye, Harbiye onun zamanında kurulur. İlk kıyafet devrimini yapar.
  3. Abdülmecit tahta geçer. O da yeniliklerden yanadır.

Devamı…

Andımız üzerine tartışmalar

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Danıştay’ın Öğrenci Andı’yla ilgili kararını eleştirmiş. Danıştay’ın yetkisini aştığını savunan Davutoğlu, “Andımız uygulaması, 1930’lu yılların otoriter zihniyetinin bir ürünüdür. 2013 yılında pedagojiye aykırı bulunularak kaldırılmıştır” demiş.

5, 6, 7 yaşlarındaki çocuklara dini eğitim vermek pedagojik eğitime uygun mu?

Lise çağındaki çocukların kafası karışıyor diye “Evrim Kuramını” eğitim programından çıkarmak eğitim psikolojisine uygun mu? Devamı…

Değişim üzerine…

Yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemek, insanların en korktuğu şeydir.

Oysa insana sınır koyan da kendi beynidir.

İnsanın kendisi ve zihni bir şeyi yapabileceğini kestirebildiği kadar başarılı oluyor.

Yüzde yüz inandığı sürece her şeyi yapabilecek güce ve yetkinliğe ulaşabiliyor.

Unutmayalım ki, müzik değiştiğinde dans da değişiyor.

Dansın ve müziğin değişmesi için insanın kendisinin değişmesi lazım. Devamı…

Testmatik ve sınavkoliklere duyrulur

Sınavın öğrencileri sadece yarıştırdığını ve eğitimin temel kavramı olan merakı/ilgiyi öldürdüğünü bilinen bir gerçektir. Aklı başında olan ülkelerde öğrenciler okula başladıktan sonraki en az 6 yıl boyunca sınav uygulaması yapmıyorlar.

Değerler, kurallar eğitimi öğrenciye kazandırıldıktan sonra bilgiye yönelik eğitime ağırlık veriliyor. Öğrencilerin oyun gereksinmesi bir eğitim uygulaması olarak görülüyor. Öğrenci eğlenirken öğreniyor ve mutlu oluyor. Devamı…

Kurşun askere dönüşmek

“Korkunun toplumsal vicdanı susturduğu yerde, hiçbir yasa adaleti sağlayamaz.”

Korkudan korkmaya başladığınız an; ne vicdan kalır, ne akıl ne de bilim…

Korkudan gördüklerini değerlendiremez, düşündüklerini söyleyemez olur insan ve bir zaman sonra vicdanı körelince, insan olmaktan da çıkar.

Yetkili ve etkili birinin paralı köşe kapan bir uşağına dönüşüyor insanoğlu. Devamı…

“Evrim Teorisi” ve “Düşünce Özgürlüğü” üzerine kafalar karışınca…

Düşüncesini söyleme özgürlüğü olmayınca, özgürlük yok demektir.

Korktuğu için düşündüğünü sansürlediği zaman ise düşünce özgürlüğü yoksunluğunun yanında zorbalığın egemen olduğunu gösterir.

İnsanoğlu düşünce üretemeyince şiddet üretir, içine kapanır, pısırık olur. Bireysel ve toplumsal olarak kendine güvenini kaybeder.

Düşünce özgürlüğü olmayınca farklı çözüm yollarını bulmak olanaksızdır. Ben her şeyi bilirim, benim dediğim her şeye uyacaksınız anlayışına varılır ki, bu zihniyet toplumların çağ dışına itilmesine neden olur. Düşünce özgürlüğünün olmadığı ülkelere bakın sonucu görürsünüz. Devamı…

Nakilci kafalar bilim üretebilir mi? / Muhsin YAZICI

Bugün dünya, durmadan eğitimin niteliğini tartışır ve sürekli yeni düzenlemeler yaparken, ‘ülkelerin en büyük zenginliği yaratıcı ve nitelikli insan gücüdür’ rehber düşüncesini hayata geçirirken, Türkiye bir eğitim karanlığı içinde. Kendileri gibi düşünen ve inanan bireyler yetiştirmek için bakanlık dinsel içerikli vakıf ve tarikatlarla eğitimi ilgilendiren bir dizi protokoller yapmakta.

Eğitimde karar alıcıların en büyük işi gücü eğitimi dinsel ögelere, ezbercilik anlayışında nakilcilik yoluyla, bilim ve sanatı boğmak, ezbere yöneltmek, doğrunun tek olduğuna inanan kafalar üretmek ve geleceği karartmak.  Devamı…

Herkes bize, biz herkese düşman kültürü / Muhsin YAZICI

Bir kişi, kurum ya da devlet sorunlarını çözmede sorunlar yaşamaya başladığında gösterdikleri davranış biçimleri o birey, kurum ya da ülkelerin eğitim, kültür, demokrasi ve gelişmişlik düzeyini net biçimde ortaya çıkarır.

Usta edebiyatçı Ursula K. Le Guin şöyle diyor: “Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil, cahil olduklarını bile bilmeyecek; çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.” Devamı…

İnsanlığın Son Buluşu Tek Tip İnsan Modeli / Muhsin Yazıcı

Cennet için savaştığını söyleyenler, cenneti ararken bu dünyada cehennemi yaratanlardır.

Çünkü onlar, tek tip insan, tek tip ırk, tek tip inanç peşindedirler. Binlerce yılda biriken dile, kültüre ve inançlara düşmandırlar…

Sokrates’e birisi için ‘seyahat onu hiç değiştirmedi’, demişler.

O da; ‘gayet tabii kendisini de beraber götürmüştür’ demiş. Devamı…

Mankurtlaştırdıklarımızdan mısınız?

Bizde “Avarlar“, Avrupa’da ise “Juan-Juan” olarak bilinen ve Kırgızistan Türkleri’nin baş düşmanı olan acımasız bir topluluk vardır. Bu topluluktaki insanlar, çevrelerindeki büyük küçük topluluklara, fırsat buldukları zaman saldırırlar, onların yerleşim yerlerini yakıp yıkarlar, insanları öldürdükten sonra çevrede ne varsa yağmalarlar ve bazı kişileri de tutsak ederlermiş.

Tutsak ettikleri kişileri kendi bölgelerine götürüp incelerlermiş. Güçlü ve dayanıklı olanları, mankurtlaştırmak için ayırırlarmış. Geri kalan güçsüzleri ise başka yerlere satmaya çalışırlarmış. Satılanlar bir bakıma şanslı sayılırlarmış; çünkü onlar belki bir gün götürüldükleri yerlerden kaçıp yurtlarına dönebileceklerdir. Fakat geride kalanlar, mankurtlaştırılarak sonsuza dek köle olarak yaşayacaklardır. Devamı…

İnanç özgürlüğü nasıl sağlanır?

Yenişafak Yazarı Aydın Ünal bir değerlendirmesinde demiş ki;

“Devlet, iktidar ya da siyaset standart bir düşünüş ve inanış biçimi belirleyemez; sivil oluşumları denetlese bile müdahale edemez. Bunları yapmayı Kemalizm denedi ve başarısız oldu.”

Kemalizm’in bütün cemaatleri denetlemesi başka bir şey, devlet – cemaat ilişkilerini düzenlemesi başka bir şey. Aydın Ünal bilerek “elmalarla armutları karıştırarak, bakın şeftali olması gerekirken olmuyor” diyor. Devamı…

Savaş İçerisinde Barış Denilebilir mi?

Savaş İçerisinde Barış Denilebilir mi?

Binlerce yıldır insanoğlu birbiriyle savaşıyor.

Savaşların ne çok gerekçesi var değil mi?

Kavmim aç kaldı saldır, dinime karşı geliyorlar saldır, otlağıma girdiler saldır, bize saldıracaklar saldır, güçlendiler saldır, zayıf düştüler saldır, müttefikim zorda saldır, dünya nimetlerine el koymak için saldır, psikopatlaşan yöneticilerin hayalleri için saldır…

Saldırmak istiyorsan gözün üzerinde kaşın var derler… Devamı…

Siyaset Üretme Biçimleri

1950’li yıllarda başlayan ve 70’li, 80’li yıllarda giderek hız kazanan köyden kente göç dalgası, Türk Toplumunun geleneksel yaşam biçimlerini temelden değiştirmeye başlamıştır. Kente göçen, ama elinde bir mesleği ve ekonomik gücü olmayan, köyden koptuğu, kente uyum sağlayacak ekonomik ve kültürel olarak da mümkün olmayan yoksul kitleler, kent çeperlerinde gecekondu diye tabir edilen geniş mahalleler kurmaya başladılar. İşte bu geniş kitleye kim(?), nasıl(?), hitap ederek oy devşirecektir? Devamı…

Uygulanabilir Bir Eğitim Sistemimiz Var mı?

Ortaya çıkan yeni değerler, üretim ilişkileri, teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşım yolları değiştiğinde eğitim müfredatını yeniden düzenlemek zorunlu hale geliyor. Şu anda ilkokul ya da ortaokula giden öğrenciler için 15-20 yıl sonrası planlanarak eğitim yöntem ve programlarını yeniden düzenlenmelidir.

Biz, eğitim programlarımızı yenileyeceğiz diye ortaya çıkanlar ise yüzlerce yıl öncesinin insan tipini örnek almaya çalışıyorlar. İroni ötesi bir şey… Bilimi ve bilimsel toplumu yadsıyarak dünya devleti hayali kurmak nasıl bir şey? Devamı…

Akıl ve vicdan kararması…

İktidar olamadıkları dönemde: “Tek tip eğitime hayır”, “tek tip yaşam biçimine hayır”, “tek tip kıyafete hayır”, “tek tip zihniyete hayır” diye yeri göğü inletenler; gücü ellerine geçirince; “tek tip eğitimi”, “tek tip kıyafeti”, “tek tip zihniyeti” sonuna kadar dayatıyorlar.

Ne insana, ne de evrensel değerlere saygıları var! İkiyüzlü bir durum, yani ciddiyetsizlik egemen olmuş…

Er ya da geç geldikleri konuma döneceklerdir. Çünkü ortak yaşam değerlerine ne sahip çıkıyorlar ne de saygıları var. Devamı…

Çankaya Yokuşu Tıkanmış

Çankaya yokuşunda bir kaç yerde trafiğin tıkandığı haber verilir.

Polis helikopteri olayı izleme için kuşbakışı gözlemlemeye çıkar. Sol şeritte bir hareketlilik var ve trafik arkaya doğru tıkanmış.

Deniz Baykal arabasını yavaşlatmış penceresinden çevreye bağırıyor:

-“Bu yol benden sorulur ben izin vermezsem kimse geçemez.”

Biraz daha ileride Süleyman Demirel sağ şeritte itibaren dört şeridi birden kapatmış kimsenin geçmesine izin vermiyor. Zaman zaman askeri araçların geçişine izin veriyor. Kendisine eskortluk yapılmasını sağlıyor, Devamı…

Siyasallaşan din anlayışı

Siyasallaşmış bir dinin pratiğinden, hiçbir biçiminden demokrasi ve özgürlük, hatta insan ve yaşam sevgisi çıkmıyor.

Çıkması da mümkün değildir…

İnsanlık tarihi din adına milyonlarca insanın öldürüldüğüne tanıktır.

Şu ya da bu din için söylenmiş değildir. Siyasallaşan tüm dinlerin özünde karşıtlık vardır. Diğerini gayrimeşru ilan etmeden kendi varlığını savunamaz. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.