Muhsin Yazıcı

Kategori -Muhsin Yazıcı Makaleleri

Demokrasinin koşulları

İlk koşulu: Özgürlüktür

En önemli belirtisi: Düşünce özgürlüğüne saygıdır

En dikkat edilecek koşulu: Eşitliktir

En önemli özelliği: İnsana sadece insan olduğu için saygı duymasıdır.

En önemli ilkesi: Her koşulda hukuk kurallarına bağlılıktır.

En önemli uygulaması: Kimseyi, sağcı-solcu, Sünnü-Alevi, kadın-erkek, siyah-beyaz ırk olarak görmez.

Muhsin YAZICI

İmam, müzik ve tehdit! / Muhsin YAZICI

Gazetelerde küçük bir haber olarak çıktı; “Rokçı imama konser sonrası tehdit”.

Antalya’nın Kaş ilçesinde ‘Rockçı imam’ olarak tanınan Pınarbaşı Köyü Camisi İmamı Ahmet Muhsin Tüzer, verdiği konser sonrası aldığı yüzlerce tehdit ve hakaret iletisi nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmak zorunda kalmış.

İmamın aldığı tehditlerden birkaçı:

“Gel de Kütahya’da yap cahil imam”.

“Namaz kılarken aklından beste yapmak geçiyor olmasın”. Devamı…

Eğitim ve Mutluluk

“Eğer insan yaşamının amacı nedir?” diye sorsaydık, alacağımız yanıtlardan biri mutlaka “mutluluk” olurdu. Mutluluğu eğitimin bir amacı olarak kabul etmemiz ve bütün ana mutluluk kaynakların tanımladıktan sonra bunlarla uyumlu amaçlar koymamız gerekmektedir.

Bugün, eğitim ve mutluluk arasındaki ilişkiyi olumsuz etkileyen bir dizi sorunlar yumağı bulunmaktadır. Bu nedenle, bu sorunların çözümüne yönelik katkıları sunmak her duyarlı yurttaşın temel sorumluluğu olmalıdır.

Muhsin Yazıcı

Cahil kime denir?

Eleştirel düşünce becerileri olmayanlar, bilmedikleri bir konuda kolayca amansız bir düşmana dönüşebiliyorlar. ‘Evrim Teorisi’nde olduğu gibi…

Sağlıktan bilişime, ulaşımdan iletişime her alanda bilimin nimetlerinden sınırsız yararlanırlarken, bilim düşmanlığı ile muazzam bir ikiyüzlülük sergilemelerine ise, diyecek söz yok! Devamı…

Myanmar’daki katliamla ne kadar ilgiliyiz?

Yıllardır Myanmar’daki Müslümanlara Budist inancına bağlı hükumet ve din adamlarının baskı ve zulümlerini duyduk. Son üç beş aydır katliam düzeyine çıkan haberler daha sık gelmeye başladı.

04.09.2017 tarihi itibarı ile bölgeden haber geçen bir Türk gazetecisi ve yayın grubu var mı?

Yine o çok kızdıkları ve İslam düşmanı ilan ettikleri batı kadar ilgileniyor muyuz? Devamı…

Kısa bir ileti var

30 Ağustos Türk Ulusunu Anadolu’dan atıp “Asya’nın bozkırlarına yeniden göndermek.” isteyen işgal kuvvetlerinin, Anadolu bozkırına gömüldüğü günün adıdır.

Şimdi emperyalizm intikamını almak için, vekaletini verdiği gerici / bölücü odaklarla Türk Ulusuna yeniden savaş açmış durumda.

Düşman aynı…

Yöntemleri benzer… Devamı…

Tarih bilinci olmayınca, atma tutma başlıyor

30 Ağustos 1922 Zaferi ile 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferini dengelemeye kalkmak asla doğru değildir. Her ikisinin yeri, anlamı, tarih içindeki ağırlığı farklıdır. Birini diğerinin yerine ikame etmeye kalkanlar neye hizmet ediyorlar anlamadım. 1176 tarihinde yapılan Miryokefalon Savaşı’nı nereye koyacağız. Hangi Savaşla kıyaslayacağız. Mohaç Meydan Muharebesini eşdeğerini nasıl bulacağız? Tarihte her olayın kendisine göre siyasal, ekonomik, toplumsal, sosyolojik bir alanı vardır. Ben şu savaşı şu savaşla kıyaslıyorum demek tarihsel bilinçten bi haber olmak demektir.

Muhsin YAZICI  / 30.08.2017

Laiklik ilkesinin önemi acil ihtiyaç haline gelmiştir

Din ve inanç, çeşitlenir.

Bir din ya da inanç, kendi içinde de çeşitlenir; mezhepler, cemaatler, tarikatler vs. olarak…

Farklı din, mezhep, tarikat ya da cemaatin olduğu yerde inanç, düşünce özgürlüğü ve yaşam biçimine saygı nasıl sağlanacak? Birilerinin lütfüne mi bağlı olacak? Ve işte laiklik ilkesi bu durumda ortaya çıkmış ve modern dünyanın temel taşı olmuştur.

Laiklik yoksa inançlara devlet eşit davranabilecek mi? Devamı…

Önce insan sonra…

Sol düşünce ve hareket, ırkçılığın her türüne, İslam ve Müslüman karşıtlığından istim alanı da dâhil olmak üzere karşıdır.
Çünkü Sol, Müslümana Müslüman olmaktan önce insan olarak bakar.
Ama siz, insana, insan olmaktan önce Müslüman olarak, alnı secde görüyor mu(?) görmüyor mu(?) diye sorarak bakartınız! Devamı…

Ruh geldinse üç kere tıklat…

Avrupalı yer bilimciler Kızılderilelrin yaşadığı bölgede araştırma yapmaktadırlar. Dağlık bir bölgede yolculuk yapmak için Kızılderili bir rehberle yolculuğa çıkarlar. Bir zaman sonra Kızılderili rehber mola verir oturur. Yola çıkmak isteyen bilim insanlarına daha beklemeleri gerektiğini belirttiğinde nedeni sorulur. Kızılderili rehberin verdiği yanıt: “Biz hızlı yürüdük, ruhlarımız geride kaldı. Ruhlarımızın bize yetişmesi için bekliyoruz” der… Devamı…

Kindar ve dindar gençlik yetiştirmek

Kindar ve dindar bir gençlik yerine, kinden, öfkeden, şiddetten arınmış, bilgiyi, bilmi önemseyen, yaratıcı, hoşgörülü, insanların yaşam biçimlerine saygılı, demokrasiye inamış ve vicdanlı bir gençlik yetiştirmek daha sağlıklı değil mi?

Kin nefreti, nefret çatışmayı doğurmaz mı?

Devletin dindar nesiller yetiştirmek gibi bir görevi mi var?

Var diyelim. Hangi mezhebin, hangi cemaatin, hangi tarikatın anlayışını egemen kılacaksınız? Devamı…

TÜİK işsizlik verilerindeki rakamlar çok ilginç

2000’de 20-24 yaş aralığındaki kadın işsizlik oranı yüzde 13.1 iken bu oran 2016’da yüzde 23.9’a çıkıyor.

2000’de 25-29 yaş aralığındaki kadınlarda işsizlik oranı yüzde 7.5 iken 2016’da bu oran yüzde 17.1’e çıkıyor.

Bu süre zarfında erkeklerin işsizlik oranında ise bir düşüş var.

Bu rakamlar bize gösteriyor ki bir el inceden inceye kadını eve mahkum edecek bir politika uyguluyor.

Kadınlar giderek çalışma yaşamından dışlanıyor. Erkekler işsizken kadının çalışması da ne oluyor diyen zihniyet yüzünden… Devamı…

Güne dair kısa bir değerlendirme

Güne dair kısa bir değerlendirme

Yok hükmünde dedikleri, buzdolabına koyduk diye ifade ettikleri, onlar için ölmüş bir anayasaya 18 madde eklediler. 

Getirdikleri gerekçeler de uzaktan yakından demokrasi ile ilgileri yok. En ufak bir demokrasi kaygısı olsaydı olağanüstü koşularda anayasa değişikliği oylamasına gidilmezdi.

Gerekçelerinin hiçbir yerinde özgürlük lafı yok…

Devamı…

Bir sorunu yaratan o sorunu çözebilir mi?

Bir sorunu yaratan o sorunu çözebilir mi?

Sorun yok ama sorun var gibi davanılıyor…

OHAL ilan etmek devleti ve araçlarını çok güçlendiren bir şeydir ama aynı zamanda bir yenilgidir.

Çünkü ne demektir?

Toplumu o hale getirdim ki, ben normalde elimde bulunan yasal ya da idari araçlarla bu sorunu çözemiyorum, normal çerçeveden çıkıp olağanüstü araçlara yöneliyorum.

OHAL bir tür zayıflık itirafıdır. Bu aynı zamanda onbeş yılın özeti gibidir…

Bu kini kim besliyor?

Bu kini kim besliyor?

Mustafa Kemal Atatürk’ü Lozan Antlaşması ile birlikte koca imparatorluğu Anadolu’ya sıkıştırdı diye eleştirip  2. Abdülhamit hayranlığı duyanların bilmesini istiyor ve diyoruz ki;

“Şunu unutmayın ki, İmparatorluk tamamen 2. Abdülhamit zamanında çözülmüş, Kıbrıs dahil parça parça her şey elden çıkmıştı: Tunus, Mısır, Habeşistan, Ermenistan, Bosna Hersek, Erzurum, Kars-Ardahan, Romanya, Doğu Beyazıt, Batum, Kıbrıs, Libya, Girit, Sırbistan, Karadağ.. toplam 1.5 milyon km kare…”

Devamı…

Popülist siyaset üretiyoruz

Popülist siyaset üretiyoruz

Popülizm maydanoz gibi kolay yeşeriyor. Eğer içerisine bir miktar din, ırkçılık, vatan Millet dediniz mi(?) yeşerme hızı daha da artıyor ve etkisi çoğalıyor.

Popülizm, kendini toplumun tamamı gibi görmeye başlaması başlangıç noktası olduğunu söylenebilir.

Örneğin halk yardakçısı mantığa göre bir bildiğimiz Hollandalılar var birde bu mantığa göre içimizdeki Hollandalılar var.

Eğer onlardansanız “millet” içerisine girersiniz yoksa yandınız demektir.

Demokrasinin soylu ilkelerine aşkla bağlı bireylerden oluşmuş bir toplumda yaşamıyoruz.

Devamı…

Etnik ve dinsel politika ülkeleri bölüyor

Etnik ve dinsel politika ülkeleri bölüyor

Etnik ve özellikle dini fay hatlarının pek kırılgan olduğu Ortadoğu’daki durum ülkemize yansımaya başladı. Ortadoğu karışıktı ancak batı müdahalesi sonrası kargaşa giderek daha da derinleşti.

ABD işgalinden sonraki Irak seçimlerine bakmak bile yeterli.

Genel seçimden çok nüfus sayımı. Şiiler Şiilere, Sünniler Sünnilere, Kürtler ise Kürtlere oy veriyor. Bu da milletin parçalanması ve dolayısıyla ulus-devletin işlevsiz hale gelmesi neticesini doğuruyor.

Devamı…

Freni olmayan kamyonla yolculuk

Freni olmayan kamyonla yolculuk

Kendi doğrusundan başka doğru tanımayan, her koşulda kendisine bağlı kalmasını talep eden, biat etmeyeni yok etmeye çalışan zihniyetin varlığını kabul etmek demek demokrasiye, eşitliğe elveda demek olduğunu herkesin bilmesi gerek…

Otoriter anlayış nereden, kimden gelirse gelsin sonunda baskıyı, zoru getirecektir. Toplum mühendisliğine girişen tüm toplumlar sonunda büyük zulümler gördüğü gibi çevrelerine de büyük acılar yaşatmışlardır.

Devamı…