Muhsin Yazıcı

Kategori -Muhsin Yazıcı Makaleleri

Nakilci kafalar bilim üretebilir mi? / Muhsin YAZICI

Bugün dünya, durmadan eğitimin niteliğini tartışır ve sürekli yeni düzenlemeler yaparken, ‘ülkelerin en büyük zenginliği yaratıcı ve nitelikli insan gücüdür’ rehber düşüncesini hayata geçirirken, Türkiye bir eğitim karanlığı içinde. Kendileri gibi düşünen ve inanan bireyler yetiştirmek için bakanlık dinsel içerikli vakıf ve tarikatlarla eğitimi ilgilendiren bir dizi protokoller yapmakta.

Eğitimde karar alıcıların en büyük işi gücü eğitimi dinsel ögelere, ezbercilik anlayışında nakilcilik yoluyla, bilim ve sanatı boğmak, ezbere yöneltmek, doğrunun tek olduğuna inanan kafalar üretmek ve geleceği karartmak.  Devamı…

Herkes bize, biz herkese düşman kültürü / Muhsin YAZICI

Bir kişi, kurum ya da devlet sorunlarını çözmede sorunlar yaşamaya başladığında gösterdikleri davranış biçimleri o birey, kurum ya da ülkelerin eğitim, kültür, demokrasi ve gelişmişlik düzeyini net biçimde ortaya çıkarır.

Usta edebiyatçı Ursula K. Le Guin şöyle diyor: “Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil, cahil olduklarını bile bilmeyecek; çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.” Devamı…

İnsanlığın Son Buluşu Tek Tip İnsan Modeli / Muhsin Yazıcı

Cennet için savaştığını söyleyenler, cenneti ararken bu dünyada cehennemi yaratanlardır.

Çünkü onlar, tek tip insan, tek tip ırk, tek tip inanç peşindedirler. Binlerce yılda biriken dile, kültüre ve inançlara düşmandırlar…

Sokrates’e birisi için ‘seyahat onu hiç değiştirmedi’, demişler.

O da; ‘gayet tabii kendisini de beraber götürmüştür’ demiş. Devamı…

Mankurtlaştırdıklarımızdan mısınız?

Bizde “Avarlar“, Avrupa’da ise “Juan-Juan” olarak bilinen ve Kırgızistan Türkleri’nin baş düşmanı olan acımasız bir topluluk vardır. Bu topluluktaki insanlar, çevrelerindeki büyük küçük topluluklara, fırsat buldukları zaman saldırırlar, onların yerleşim yerlerini yakıp yıkarlar, insanları öldürdükten sonra çevrede ne varsa yağmalarlar ve bazı kişileri de tutsak ederlermiş.

Tutsak ettikleri kişileri kendi bölgelerine götürüp incelerlermiş. Güçlü ve dayanıklı olanları, mankurtlaştırmak için ayırırlarmış. Geri kalan güçsüzleri ise başka yerlere satmaya çalışırlarmış. Satılanlar bir bakıma şanslı sayılırlarmış; çünkü onlar belki bir gün götürüldükleri yerlerden kaçıp yurtlarına dönebileceklerdir. Fakat geride kalanlar, mankurtlaştırılarak sonsuza dek köle olarak yaşayacaklardır. Devamı…

İnanç özgürlüğü nasıl sağlanır?

Yenişafak Yazarı Aydın Ünal bir değerlendirmesinde demiş ki;

“Devlet, iktidar ya da siyaset standart bir düşünüş ve inanış biçimi belirleyemez; sivil oluşumları denetlese bile müdahale edemez. Bunları yapmayı Kemalizm denedi ve başarısız oldu.”

Kemalizm’in bütün cemaatleri denetlemesi başka bir şey, devlet – cemaat ilişkilerini düzenlemesi başka bir şey. Aydın Ünal bilerek “elmalarla armutları karıştırarak, bakın şeftali olması gerekirken olmuyor” diyor. Devamı…

Savaş İçerisinde Barış Denilebilir mi?

Savaş İçerisinde Barış Denilebilir mi?

Binlerce yıldır insanoğlu birbiriyle savaşıyor.

Savaşların ne çok gerekçesi var değil mi?

Kavmim aç kaldı saldır, dinime karşı geliyorlar saldır, otlağıma girdiler saldır, bize saldıracaklar saldır, güçlendiler saldır, zayıf düştüler saldır, müttefikim zorda saldır, dünya nimetlerine el koymak için saldır, psikopatlaşan yöneticilerin hayalleri için saldır…

Saldırmak istiyorsan gözün üzerinde kaşın var derler… Devamı…

Siyaset Üretme Biçimleri

1950’li yıllarda başlayan ve 70’li, 80’li yıllarda giderek hız kazanan köyden kente göç dalgası, Türk Toplumunun geleneksel yaşam biçimlerini temelden değiştirmeye başlamıştır. Kente göçen, ama elinde bir mesleği ve ekonomik gücü olmayan, köyden koptuğu, kente uyum sağlayacak ekonomik ve kültürel olarak da mümkün olmayan yoksul kitleler, kent çeperlerinde gecekondu diye tabir edilen geniş mahalleler kurmaya başladılar. İşte bu geniş kitleye kim(?), nasıl(?), hitap ederek oy devşirecektir? Devamı…

Uygulanabilir Bir Eğitim Sistemimiz Var mı?

Ortaya çıkan yeni değerler, üretim ilişkileri, teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşım yolları değiştiğinde eğitim müfredatını yeniden düzenlemek zorunlu hale geliyor. Şu anda ilkokul ya da ortaokula giden öğrenciler için 15-20 yıl sonrası planlanarak eğitim yöntem ve programlarını yeniden düzenlenmelidir.

Biz, eğitim programlarımızı yenileyeceğiz diye ortaya çıkanlar ise yüzlerce yıl öncesinin insan tipini örnek almaya çalışıyorlar. İroni ötesi bir şey… Bilimi ve bilimsel toplumu yadsıyarak dünya devleti hayali kurmak nasıl bir şey? Devamı…

Akıl ve vicdan kararması…

İktidar olamadıkları dönemde: “Tek tip eğitime hayır”, “tek tip yaşam biçimine hayır”, “tek tip kıyafete hayır”, “tek tip zihniyete hayır” diye yeri göğü inletenler; gücü ellerine geçirince; “tek tip eğitimi”, “tek tip kıyafeti”, “tek tip zihniyeti” sonuna kadar dayatıyorlar.

Ne insana, ne de evrensel değerlere saygıları var! İkiyüzlü bir durum, yani ciddiyetsizlik egemen olmuş…

Er ya da geç geldikleri konuma döneceklerdir. Çünkü ortak yaşam değerlerine ne sahip çıkıyorlar ne de saygıları var. Devamı…

Çankaya Yokuşu Tıkanmış

Çankaya yokuşunda bir kaç yerde trafiğin tıkandığı haber verilir.

Polis helikopteri olayı izleme için kuşbakışı gözlemlemeye çıkar. Sol şeritte bir hareketlilik var ve trafik arkaya doğru tıkanmış.

Deniz Baykal arabasını yavaşlatmış penceresinden çevreye bağırıyor:

-“Bu yol benden sorulur ben izin vermezsem kimse geçemez.”

Biraz daha ileride Süleyman Demirel sağ şeritte itibaren dört şeridi birden kapatmış kimsenin geçmesine izin vermiyor. Zaman zaman askeri araçların geçişine izin veriyor. Kendisine eskortluk yapılmasını sağlıyor, Devamı…

Siyasallaşan din anlayışı

Siyasallaşmış bir dinin pratiğinden, hiçbir biçiminden demokrasi ve özgürlük, hatta insan ve yaşam sevgisi çıkmıyor.

Çıkması da mümkün değildir…

İnsanlık tarihi din adına milyonlarca insanın öldürüldüğüne tanıktır.

Şu ya da bu din için söylenmiş değildir. Siyasallaşan tüm dinlerin özünde karşıtlık vardır. Diğerini gayrimeşru ilan etmeden kendi varlığını savunamaz. Devamı…

Eğitim üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Eğitim üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Elemek ve seçmek üzerine kurulan eğitim sistemimiz çocuklarımızı değersizleştiriyor. ‘Seçmek’ eğitimde hiçbir zaman iyi bir yöntem değil. Odak noktası her zaman gelişme olmalı. Öğrenciler nasıl daha iyi öğrenir, öğretmenler nasıl daha iyi öğretir, okullar nasıl daha iyi olur?

www.muhsinyazici.com

Eğitimde temel sorun

Eğitimde temel sorun

Bence “eğitimin temel sorunu nedir?” diye sorulduğu zaman, verdiğim yanıt kısa ve net…

“En muhtaç olanın en iyi eğitimi alması gerekir.”

Bizde ise tam tersi, durumu iyi olanların çocukları en iyi eğitimi alıyorlar.

Sonuçta adaletsizlik katlanarak büyüyor. Yoksulluk ve yoksunluk babadan oğula miras olarak geçiyor. Ancak ve ancak eğitimle bu gidiş önlenebilir. Oysa, “Köy Enstütüleri” bunun için iyi bir örnekti. Kısa sürede yok ettiler.

Muhsin YAZICI / 13.11.2017

Eğitim kalitesi üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Eğitim kalitesi üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Eğitimin genel başarısı asla öğretmenlerin başarısından fazla olamaz. Yani öğretmenler ne kadar iyiyse, sistem de o kadar iyi. Önemli olan en yetenekli kişileri öğretmen olmaya çekmek, iyi yetiştirmektir. Bugün iyi öğretmen için hiç bir çaba yoktur. Kafayı akıllı tahtalara, bilgisarlara, tabletlere taktık…

Muhsin YAZICI / 13.11.2017

Irmaklar aşağıya doğru akar / Muhsin YAZICI

Irmaklar aşağıya doğru akar / Muhsin YAZICI

Atatürk 1933 yılında “Onuncu Yıl Nutku”nda şöyle demektedir:

“Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, ‘muasır medeniyet’ seviyesinin üstüne çıkaracağız”.

Görüldüğü gibi… Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarılması hedeflenen  “Milli kültürümüz”dür… Devamı…

Şuçlu hep dışarıdadır

Şuçlu hep dışarıdadır / Muhsin Yazıcı

İslam toplumları diye adlandırılan yerlerde yıllardır süregiden şiddet, terör, baskı, haksızlıklar, adaletsizlikler, yoksulluk, gelir dağılımındaki bozukluk, yağma ve özgürlüklerin gasp edilmesi süregitmektedir.

Garip olan şudur ki;

“İslam ülkeleri her yıl kendi aralarında yaptıkları toplantılarda uluslar arası topluma eleştiriler sıralamakta, ancak kendi toplumlarında varolan yangını görmemeyi, birbirlerinin eleştirilerini yapmak yerine başkalarına yönelmeyi tercih etmektedirler. Tıpkı her birinin kendi toplumunda yaptıklarını haklı ve hatta gerekli görmeleri gibi.” Devamı…

Tüketenler dua ediyor, üretenler araştırma yapıyor

Tüketenler dua ediyor, üretneler araştırma yapıyor

Sanayi 4’ü yakalamak istiyorsak din adamı yerine fizik, kimya, biyoloji ve matematik mühendisleri yetiştirip AR-GE yatırımları hızla artırmalıyız… Dua eden toplum tüketen, araştıran toplum üretendir. Üretenler tüketenleri dua etmeye alıştırırlar ve onları çok daha kolay sömürürler.

Jomo Kenyatta bu durumu çok net ifade etmiştir:

-“Beyaz adam geldiğinde, bizim topraklarımız, onların ellerinde İncil vardı. İncil’i verip bizi uyuttular; gözlerimizi açtığımızda İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı” Devamı…

Nakilci eğitim, eğitimin baş düşmanıdır

Nakilci eğitim, eğitimin baş düşmanıdır

Gerçekleştirilecek eğitim reformu ile her türlü hurafeden uzak, araştıran, düşünen, çözümleyen, sorgulayan, kısaca bilim ve aklın rehberliğinde her türlü bilgi ve teçhizatla donatılmış yeni bir kuşağın yaratılması hayat mayat meselesi. Eğitim sisteminde köklü dönüşümün gerçekleştirilmemesi durumunda giderek medreseleşen çağ dışı bir eğitim sistemi ile Türkiye’nin on bin dolara takılmış kişi başına gelirini aşması ve orta-gelir tuzağından kurtulması sadece bir fantezi olarak kalır o kadar. Devamı…

Eğitim üzerine kısa bir değerlendirme…

Eğitim üzerine kısa bir değerlendirme…
Etkinliği arttırılmış, yetenekleri geliştirilmiş yurttaşlar yetiştirmek için eğitimin süresinin yanında kalitesi de artırılmalı. Eğitimde kalitenin ne olduğu konusunda her kafadan bir değerlendirme çıkıyor. Toplum olarak eğitimde kalite konusunu bile tartışamıyoruz.
Ayrıca eğitime ayrılan kaynağın büyüklüğünün yanında bu harcamaların nasıl yapıldığının eğitimin niteliğini yükseltme konusunda belirleyici olacaktır.
Ve şu kesinlikle bilinmelidir ki, eğitim reformunun en önemli ayağı, “iyi yetişmiş, yetkin öğretmendir.” Doğru dürüst öğretmen yetiştirme sistemimiz bile yok. İşin acı gerçeği toplum olarak böyle bir ciddi istek ve talep de yok…
Muhsin YAZICI – 30.09.2017