Muhsin Yazıcı

Kategori -Nasrettin Hoca Fıkraları

Hanım süslen gel…

Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş.

Karısını çağırmış:

-“Hanım en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel.”

-“Ayol Hoca delirdin mi sen? Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?”

-“İyi ya Azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.”

Yanlışın büyüğü…

Yanlışın büyüğü…

Bir zamanlar Akşehir’de ahalinin silah taşıması yasaklanmış. Subaşı ve adamlan kimde bir silah yakalasalar hesabını sorar olmuşlar. Hikâye bu ya, bizim Nasreddin Hoca da şöyle sağlam bir yatağanla yakalanmasın mı?

-“Hoca, demiş subaşı, bilmiyor musun silah taşımak yasak. Bu kılıç da neyin nesi?”

-“Ne silahı, demiş, Hoca, ben bunu kitaplardaki yanlışları düzeltmek için kullanıyorum.”

Öfkeden deliye dönen subaşı:

-“Yahu Hoca, demiş, hiç kılıçla kitap yanlışının düzeltildiği görülmüş mü?”

-“Sen bilmezsin, demiş, Hoca, kitaplarda öyle büyük yanlışlar var ki kazıyıp düzeltmek için kılıç bile az gelir!”

www.muhsinyazici.com

Hoca bir kese altın ister

Hoca bir kese altın ister
Nasrettin Hoca’yı, bir köye konuşma ve nasihat için davet ederler. Kararlaştırılan gün köye gelen Hoca,

-“Bir kese altın verirseniz konuşurum, yoksa döner giderim” der.

Çaresiz herkesten para toplayarak bir kese altını verirler.

Harika bir konuşma yapan Hoca, Cuma namazından çıkınca, aldığı bir kese altını iade eder.

-“Madem geri verecektin niye istedin?” diye sorulunca;

-“Para ödediğiniz için, dikkatle dinlediniz; birincisi bu… İkincisi de… Cebinde para oldu mu insan, bir başka konuşuyor” yanıtını vererek harika iki ders daha veriri.

www.muhsinyazici.com

Bende akıl var… Nasreddin hoca bir gün yolda giderken karşısından bir tane öküz geldiğini görmüş ve

Bende akıl var…

Nasreddin hoca bir gün yolda giderken karşısından bir tane öküz geldiğini görmüş ve hemen yolun kenarına çekilmiş bunu görenler sormuşlar  
-“Hocam bir öküzden bu kadar niye korkuyorsun demişler.

Nasreddin hoca demiş ki
O öküzde boynuz varsa bende de akıl var akıl demiş
.

Türk halkı kenara çekilmiş olan biteni şimdilik izliyor. Çünkü aklınıu kullanıyor. 

www.muhsinyazici.com


Suç sayılabilir

Suç sayılabilir

Nasreddin Hoca’ya:

– Hoca, demişler; son zamanlarda aklına en çok hangi atasözleri geliyor?

Hoca:

– Kimse alınmasın ama, demiş; aklıma en çok gelen atasözlerinden biri şu:

– “Sultanahmet’te dilenir, Beyazıt’ta sadaka verir.”

Hoca’ya:

– Peki başka yok mu, demişler?

– Var elbet de, yüz yıllardır tekrarladığım bir atasözü:

– “Ayranı yok içmeye, tahterevanla gider sıçmaya.”

Nasreddin Hoca’yı dinleyenler gülmüşler:

– Yeter yeter Hoca, demişler; henüz daha yeni Anayasa çıkmadı.

Türkiye gelişip kalkınsa da, “şakacı takılmalar” hâlâ suç sayılabilir, başımızı belaya sokma.

www.muhsinyazici.com

Yol olurdu benim sakal

Yol olurdu benim sakal

Nasreddin Hoca, gece yatakta uyurken; küçücük bir fındık sıçanı geçmiş sakalının içinden.

Hoca da birden yataktan fırlayarak, bağırıp çağırmaya, ayaklarını yerlere vurmaya başlamış.

Tavan arasından bodrum katına kadar bağıra çağıra, ayaklarını yere vuran Nasreddin Hoca; minderleri de, halıları da tersine çeviriyor ve mutfakta ne varsa büyük bir gürültüyle yerlere fırlatıyormuş.

Hoca tekrar karısının yanına döndüğünde, karısı:

– “Bu kadar gürültü patırdı yapmaya, ayaklarını güm güm yerlere vurmaya ne gerek vardı Hoca Efendi”, demiş; alt tarafı sakalından geçen küçücük bir fındık faresiydi?

Hoca’nın karısına yanıtı:

– O kadar gürültü patırdı yapmazsam, yeri göğü oynatmazsam, sonra yol olurdu benim sakal; içinden geçmedik fındık sıçanı kalmazdı.

Anladınız mı şimdi bazı durumlarda bazılarının patırtı gürültü yapmasını…

Kadıya selam söyle

Kadıya selam söyle

Nasreddin Hoca’nın kadıyla işi varmış, davayı kazanmak için sağa sola sormuş:

– “O kadı rüşvet yer!” demişler.

Hoca da gidip bir çömlek almış, yarısına kadar çamur doldurmuş, üstüne de bal!

Kadı, davaya bakarken mübaşirden işareti almış, Hoca’nın bal çömleği önünde duruyor.

Kadı da gereğini yapmış, Hoca memnun…

Akşam, mübaşir kapıyı çalmış:

-“Kadı efendinin selamı var, kararda bozukluk varmış, göndersin, düzelteyim diyor.”

Hoca mübaşiri terslemiş:

-“Bozukluk kararda değil çömlekte! Selam söyle!”

www.muhsinyazici.com

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar

-“Hoca, demişler; biten yüz yıl boyunca, bütün söylenmiş nutuklar, verilmiş demeçler, yazılmış hamasi manzumeler tek tek incelenseydi; acaba şampiyonluk kimin olurdu?

Hoca, sakalını sıvazlayarak gülümsemiş:

-“Bizim olurdu,” demiş;

-“Önce “Bir Türk cihana bedel” dediğimiz için, bir de ilkokullarda şu tür manzumeleri ezberlettiğimiz için:Türk’ün güneşleriyle dünya ufku ağardı, Türk olmasa, tarihe yazılacak ne vardı? 

Söyle Bari

Söyle Bari

Hoca ormana gitmiş.

Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye.

Aşağıdan geçen bir yolcu Hoca’ya seslenmiş:

– “Be adam! İnsan oturduğu dalı keser mi ? Şimdi düşeceksin.”

Hoca adama aldırmamış; işine devam etmiş.

Az sonra dal kırılmış.

Hoca, cumburlop düşmüş.

Düştüğü yerden perişan seslenmiş:

-“Düşeceğimi bildin ne zaman öleceğimi de söyle bari.”

www.muhsinyazici.com

Tutar mı?

Tutar mı?

Hocanin cani bir gün sarma çeker.

Ama elinde yogurt bakraçlari anası da ağlamis ne yapım ne yapım derken aklina göl gelmis.

Gelmiş gölün kenarina, atmiş bakraçlari kenara çikarmiş sarmiş sigarasini hafif hafif demleniyor.

Sonra birden bekçinin düdüğünü duymus. Eyvah simdi yandik derken aniden atmiş sarmayi bakracin içine sonrada bakraci tutmus göle dökmeye baslamis.

O esnada bekçide yaninda bitivermis.

Bakmiş bakmiş anlamamiş sonra hocaya sormuş:

-“Ne yapiyorsun” diye.

Hocada:

-“Görmüyor musun yoğurt mayaliyorum” demiş.

Bekçi kahakahalar içinde:

-“İlahi hoca koca göl hiç maya tutar mi?” demiş.

Hocada:

-“Ya tutarsa diye” yanıt vermiş.

Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmis.

Hoca hem keyfine hem yoğurda yanarken bekçinin arkasindan bakip simdi bu salak herkese anlatir demiş.

www.muhsinyazici.com

Allhın rahmeti

Allhın rahmeti

Yağmurlu bir günde Nasrettin Hoca pencereden dışarı bakarken komşusunun koşa koşa yağmurdan kaçtığını görür pencereyi açar:  

 -“Hey Ahmet Efendi, birde hacı olacaksın rahmetten kaçılır mı?”, der.  

Zavallı adam eli mahkum sırılsıklam olur. Ertesi gün hocanın komşusu hocayı yağmurdan kaçarken görür ve hocaya bir ders vermek ister:  

 -Hoca Hoca dün bana diyordun bugün sen neden rahmetten kaçıyorsun, der.  

Hoca hiç durmadan yoluna devam eder ve komşusuna şöyle der:  

 -Ben rahmetten kaçmıyorum sadece allahın rahmetine basmamak için çabalıyorum. 

www.muhsinyazici.com

Bana ne ad koyarlardı

Bana ne ad koyarlardı 

Bir gün Nasretin Hoca’ya Timur:  

-Yahu, şu Abbasi halifelerinin her birisi birer lakab almış kimi El mutazımBillah, kimisi de El mütevekkil-Allah, diye anılıyormuş. Ben acaba onların zamanında hükümdar olsaydım, bana ne ad koyarlardı.

Hoca hiç çekinmeden:  
-Sana da Neüzzü-Billah derlerdi, yanıtını vermiş.  

www.muhsinyazici.com

Benim ne yiyip içtiğimi sormazsınız…

Benim ne yiyip içtiğimi sormazsınız…   

Nasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa’nin gögün dördüncü  
katında olduğunu söylemiş…  
Vaazdan sonra, bir kadin Hoca’ya yanaşmış :  
-Hazreti İsa, orada ne yer, ne içer?, demiş.  
Hoca’nin tepesi atmış :  
-Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip, içtiğimi sormazsın da, Allah’in peygamberini sorarsın! 

www.muhsinyazici.com

Benim yerime seni götürür

Benim yerime seni götürür 

Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış. 
-Hanim en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur. 
-Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim? 
-İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür. 

www.muhsinyazici.com

Ben uyuyorum

Ben uyuyorum

Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış.

Gece yarısı arkadaşı sormuş:  
-Hocam, uyudunuz mu?   
-Buyurun birşey mi var?   
-Biraz borç para isteyeyim demiştim.   
Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp:  
-Ben uyuyorum! demiş. 

www.muhsinyazici.com

Bu nasıl namaz

Bu nasıl namaz 

Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş.Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış.Bunu gören cami cemaati:  
-Hocam bu nasıl namaz? diye sormuş.  
Nasreddin Hoca :  
-Bir ayağı abdestsiz namaz, diye yanıt vermiş. 

www.muhsinyazici.com

Adam Olmak

Adam Olmak

Bir gün Hoca’nın bulunduğu bir sohbette sormuşlar:

“Hocam, adam olmanın yolu nedir?”

Hoca düşünceli düşünceli, başını bir o yana bir bu yana sallayarak:

– “Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli” demiş.

www.muhsinyazici.com

Alış- Veriş

Alış- Veriş

Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:
– Kaç akçe şu heybe muhterem?
– 2 akçe hocam.
– Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:
– Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.
Hoca sinirlenir:
– Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

www.muhsinyazici.com

Ayva İle İncir

Ayva İle İncir

Nasreddin Hoca birgün Timurlengi ziyarete karar verir.
Giderken yanına hediye olarak bir sepet ayva alır.

Fakat Hoca yolda ayva yerine incirin daha iyi hediye olacağına karar verir ve dönüp ayvaları boşaltır onların yerine sepeti incir doldurur.

Padişah Timur ‘a hocanın kendisine hediye getirdiği ve huzura kabul edilmesini istediği bildirilir.  

Hoca huzura alınır. Hediye olarak çok değerli şeyleyen padişah incirleri görünce çok kızar ve incirleri tek tek hocanın kafasına vurur.

Fakat hoca acıdan bağıracağına Allaha şükreder.

Şaşıran Padişah sebebini sorar:
Hoca :
–Padişahım ya ayvaları getirseydim halim ne olurdu der…

www.muhsinyazici.com

Bal İle Sirke

Bal İle Sirke

Bir gün Nasrettin Hoca’ya
— Hocam bal ile sirke uyuşmaz derler, derler.
— Nasıl uyumasın der? der ve gider yarım okka bal yer yarım okkada sirke içer. Yüzünün yemyeşil olduğunu görenler sorar.
— Bal ile sirke birbiri ile anlaşamadı değil mi?
Hoca hiç mertliği elden bırakmaz.
— Yoo, onlar anlaştılar anlaşmasına da şimdi beni aradan çıkarmaya çalışıyorlar
www.muhsinyazici.com

Bindiği Dal

Bindiği Dal

Bir gün Hoca ateş için aĞaca çikmis odun kesiyormuş.

Yakından geçen biri, Hoca’nin hararetli bir şekilde bindigi dalı kestiğini farkeder.

-Dikkatli ol, Hoca Efendi! diye uyarır. Kesmeye çalıştığın dal bindiğin daldır. Durmazsan, kesin yere duşeceksin.

Hoca yanıt vermeye zahmet bile etmez.

İşsiz güçsüz insanlar heryerdedir. Kendilerine faydalı hiç birşey yapmazlar, size ne yapıp yapmayacağınızı anlatırlar işte.

Hoca’nın zihni bunlarla meşgulken, kırmayı başardıgı dalla birlikte aşağı düşer.

Adam hakkindaki fikri hemen cark eder. Kesin onemsiz biri değildi bu adam. Gerçekte, hayatinda karsilasacağin en onemli adam olabilirdi.

Kendine gelir gelmez, adamin arkasindan koşar, fakat çok geçtir, adam gozden kaybolmustur.  

Muhtemelen, Hoca’nin aklindaki sey bu bilge kişiye ne zaman olecegini sormakti.

www.muhsinyazici.com

Çömlek Hesabı

Çömlek Hesabı

Eskiden takvim bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde ancak önemli bazı olaylara göre zaman belirlenirdi. O yüzden özellikle Ramazan’da günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı.
On bir ayın sultanı Ramazan ayı daha gelir. Nasreddin Hoca zamanı belirlemek için bir çömlek alır bir yığın ufak taş toplar.
Akşam olduğu zaman bu taşlardan bir tanesini çömleğe atardı. Ramazan’ın kaçı olduğunu
öğrenmek isteyince çömlekteki taşları sayardı.
Hoca’nın bu usulünü bilen bir arkadaşı Hoca’ya küçük bir şaka yapmak ister.
Bir gün gizlice Hoca’nın taşları büyüklüğünde bir kucak taşı çömleğe boşaltır.
Sonra doğruca Hoca’nın yanına gider ve sorar:
— Hocam, bugün Ramazan’ın yirmi dördü mü, yirmi beşi mi? Arkadaşlarla bir karara varamadık.
Bana Hoca’ya gir danış. O bilir, dediler.
Hoca:
— Olur, şu bizim çömleğe bir bakalım, der. Hoca., çömleğin yanına gider. İçindeki taşları
saymak için boşaltır. Hayretler içinde kalır. Taşları sayar, tam 124 tane taş vardır. Kendi kendine:
— Allah Allah! Hiç böyle şey olmaz! diye söylenir.
Soru soran adamın yanına geri gelir:
— Bugün Ramazan’ın altmış ikisi der. Adam:
— Aman Hocam! Hiç böyle şey olur mu? Hiç ay altmış iki çeker mi?
Hoca:
— Sen gene şükret, ben insaflı davrandım da yarısını söyledim.
Benim çömleğin hesabına kalsaydı bugün Ramazan’ın yüz yirmi dördü idi. De

rwww.muhsinyazici.com