Muhsin Yazıcı

Kategori -Politik Fıkralar

Yanlış seçim

Yanlış seçim

Bir davette kadın ardakaşına sorar:
-“Alyansını neden yanlış parmağına takıyorsun?”
Diğer kadının yanıtı hazırdır:
-“Yanlış adamla evliyim de ondan!”

www.muhsinyazici.com

Bu da bir hastalık

Bu da bir hastalık

Dünya kadar para harcadığı halde, listeye bile giremeyen adaya soruyorlar:

-“Durum nasıl ?”

-“Lanet olsun, bir daha partilerin önünden bile geçmeyeceğim” diyor.

Aradan dört yıl geçiyor, bakıyorlar ki bizim ki adaylığa yeniden soyunmuş.

“Ne o? diyorlar.”

-“Ne olsun hastalık…”

www.muhsinyazici.com

Oylar nereye gider?

Oylar nereye gider?

1950 Seçimlerinde oyunu kullandıktan sonra, köylü seçmen geri döner.

-” Bey pusulamı geri istiyorum. ”

-” Geri verilmez, niçin istiyorsun? ”

-“Adres yazacağım.”

– ” Adres yazılırmı be Adam!..”

” Geçen seçimde adresi yazmadık ta oylar başka partiye gitti de…”

www.muhsinyazici.com

Her seçimde olur

Her seçimde olur

Elli seçimlerinde Konya’da duvarlara asılı afişleri okuyan köylü ile aday arasında şu konuşmalar geçer:

-“Topraksıza toprak, toprağa tapu, ürüne fiat.”

-” Ne zaman olacak bunlar ”

-” Her seçimde, her seçimde. ”

www.muhsinyazici.com

Vekili aslına posta koyar…

Vekili aslına posta koyar…

Üzerindeki kıyafet ve davranışlarından köyden geldiği belli olan bir adam, son dakikada yetiştiği trene binmiş. Bindiği vagon dolu olduğu için oturacak yer bulamamış. Diğer vagonları da tek tek dolaşmış, hepsi dolu…

 Tam umudunu kestiği anda vagonlardan birinin boş olduğunu görmüş ve ”milletvekillerine aittir” yazısını da fark etmeden, girip oturmuş. Biraz sonra, biri gelmiş ve adama çıkışmış;

 – “Ne işin var burada, çabuk kalk!.. Burası, benim yerim!..”
 – “Nereden senin oluyormuş, para verip bileti mi aldım.? Burası da boştu, niye kalkayım?”
 – “Bak arkadaş, su levhaya dikkat etsene burada -milletvekillerine aittir’- diye yazıyor. Ben milletvekiliyim, sen kimsin?”
 – “Hadi oradan be… Sen milletin vekili isen ben de asliyim. Milletin asli varken, vekilin ne işi var!.. “

www.muhsinyazici.com

Tamam tamam yarısı değil…

Tamam tamam yarısı değil…

Kapalı bir yerde yapılan kalabalık, politik bir toplantıda kafası kızan bir taraftar ayağa kalkıp bağırmış:

-“Bu toplantıya katılanların yarası aptal!”

Her taraftan protestolar yağmaya başlamış:

-“Sözünü geri al! Sen kim oluyorsun? Atın şunu dışarı?

Adam bakmış olacak gibi değil, kabul etmiş.

-“Peki, sözümü geri alıyorum, bu toplantıya katılanların yansı aptal değil.”

www.muhsinyazici.com

Ben politikacılara inanmam…

Ben politikacılara inanmam…

 Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için köy köy geziyorlarmış. Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken, otobüs şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçmuş.

Çiftçi koşarak gelmiş, gece kurda kuşa yem olmasın diye cesetleri gömmeye başlamış. 

Ertesi sabah, polis soruşturma için çiftliğe gelmiş.

Devamı…

Devlet sırrı mı? Değil mi?

Devlet sırrı mı? Değil mi?

Adamın biri ülkenin birinde “Başbakana” “ET KAFALI” demiş.

Hemen yakalamışlar ve yargıç 22 yıl ağır hapis vermiş.

İtiraz edilmiş ama ceza kesin:

-“2 yılı başbakanın manevi şahsiyetine hakaretten, 20 yılı devlet sırrını ifşa etmekten.”   

Adam, dostları ve avukatları Yargıtay’a başvurmuşlar.

Ceza 2 yıla inmiş.

Gerekçeli kararda ise:

-“ İsnat edilenin devlet sırrı olmadığı yazıyormuş…!”

www.muhsinyazici.com

Öğrenmek istiyorum

Öğrenmek istiyorum

Önceden içinde hiçbir politik hırs sezilmeyen bir adam, yapılacak seçim öncesi aniden politikaya atılmış.

Tanıdıkları merak etmişler.

-“Her şey aklımıza gelirdi de senin bir gün politikaya soyunacağın aklımıza gelmezdi.”

Adam açıklamış:

-“Benim amacım politika yapmak değil ki! Soyum sopum hakkında yeterli bilgi sahibi değilim, merak da ediyorum. Seçimlere kadar nasıl olsa rakiplerim gerekli araştırmayı yaparlar, ben de geçmişimi örgenmiş olurum.

www.muhsinyazici.com

Yoksul bir köylü

Yoksul bir köylü

Seçim sabahı, karı koca sandığa oylarını atmışlar, eve dönüyorlar… Kahvenin önünden geçerken adama bağırmışlar:

-“Gel ülen, bi çay iç!”

Adam karısını eve yollayıp, kahveye takılmış. Akşamüzeri dönmüş, elinde bir yumurta, karısı sormuş:

-“Ne elindeki?”

-“Yumurta, görmüyon mu?”

-“Gördümde neyin nesi anlayamadım!”

* * *

Adam başlamış anlatmağa:

-“Kahvede otururken biri geldi, bana bir yumurta verdi. Hediye!”

-“İyi de ne olacak bu yumurta?”

-“Zengin olacağız… Yumurtayı karşı komşunun kümesindeki tavukların altına koyacağım, civcivler çıktıktan sonra bir tane dişi alacağım. Bu dişi büyüyüp tavuk olacak, bir sürü yumurtlayacak. Onları da kuluçkaya yatıracağım, yine civcivler gelecek. Sonunda o kadar çok civciv, tavuk, yumurta olacak ki, bunları satıp bir inek alacağım!”
Karısı:

– “Eee!” diye meraklanmış:

“İneği, komşunun öküzüyle çiftleştirip, doğan buzağıyla yine çiftleştireceğiz. O kadar çok ineğimiz, öküzümüz olacak ki, satıp bir ev, bir kaç tarla alacağız. Sonunda çok paramız olacak. Paranın üçte biriyle yine ev ve tarla, üçte biriyle üst baş, üçte biriyle mobilya, beyaz eşya alırız.”

“Sonra?”

“Üçte birden kalan parayla da, ben biraz gezip tozacağım!”

Kadın hırsla yerinden kalmış:

“Gezip tozacaksın öyle mi?”

“Öyle!” 

Kadın yumurtayı kapıp, yere atmış kırmış…

Kırılan yumurta mı, yoksa hayal mi?

Bugün sandıklar açıldıktan sonra, kimbilir kaç yumurta kırılacak?

www.muhsinyazici.com

Köylü möylü!

Köylü möylü!

Bir gün padişahın aklına köylü möylü fakir makir gibi konuşmaların neden yapıldığı gelir ve ferman verir:

– “Neden böyle konuşuluyor yanıtını verene ağırlığı kadar altın verecem”.

Nice alimler ülemalar gelir fakat padişaha bir türlü aradığı yanıtı veremez hiçbiride.

Birgün yaşlı ve çok bilgin birisi padişahın huzuruna gelir ve başlar anlatmaya:

-“Padişahım köylü diye ektiğini yiyen yarı aç yarı tok yaşıyanlara denir. Möylü ise yanında adamları olan adamları çalıştırıp kendisi yiyene denir” der.

Ve padişah aldığı yanıttan memnun:

-“Sana bir soru daha soracağım aynı şey padişah madişah diyenler içinde geçerlimi?”

Adam şu müthiş yanıtı verir: 

-“Olmaz olur mu padişahım rahmetli babanız padişahtı sizse madişahsınz…!” 

www.muhsinyazici.com

Ulan o da kim?

Ulan o da kim?

Birgun Afrodit, Herkül ve Don Juan bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış. Hepsi kendini övüyor ama hiçbiri birbirine inanmıyormuş.

Herkül : 

“Ben dünyanın en güçlü insanıyım” 

Afrodit: 

– “Ben dünyanın en güzel varlığıyım” 

Devamı…

Günün fıkrası

Günün fıkrası

“Demirel iktidardayken önüne gelen:
– Nerede hak hukuk demokrasi, Anayasa, diye bağırır dururdu.
Demirel de:
– Ne söylüyor bunlar anlaşılmıyor ki… derdi.
İktidardan ayrılınca şimdi kendisi başladı bağırmaya:
– Nerede hak hukuk demokrasi, Anayasa, diye.
www.muhsinyazici.com

Şanslı Devlet Yöneticisi

Şanslı Devlet Yöneticisi

1’inci Dünya Savaşı’nda Fraansa’ya galibiyet kazandırmış olan ünlü Fransız Başbakan’ı, iktidarı düştüğü günlerde Paris’te bir parka gider.
Herkesin kendisine yüz çevirdiği bir sıra.

Gazeteler 1’inci Dünya Savaşı’nın güçlü adamına ateş püskürüyorlar.

Parka, küçük bir çocuk gelmiş büyükannesiyle.

Onlar da bilmeden, Clemenceau’nun yanına oturup, ellerindeki gazeteyi karıştırmaya başlamışlar.
Bir ara çocuk, büyük annesine çirkin bir karikatürü göstererek:
– Kim bu, diye sormuş.
İhtiyar kadın içini çekerek:
– Fransa’yı kurtaran adam, demiş; Clemenceau’nun karikatürü.
Çocuk, daha önce Fransa’yı kurtaran ünlü Janne d’Arc’ın yakılmış olduğunu duyduğu için, heyecanla sormuş:
– Yaa… Peki onu yakmadılar mı?
Clemenceau:
– Yavaşça kalkıp oradan uzaklaşırken, duruma durumuma şükrettim, diye yazıyor; hiç değilse beni yakmamışlardı.

 

Clemenceau yine de şükretsin, savaş anında Mustafa Kemal Paşa gibi idam fermanı çıkarmamışlar.

Clemenceau anılarında yazar

www.muhsinyazici.com

 

Demokrasiyi arayan politikacımız

Demokrasiyi arayan politikacımız

Vaktiyle partilerden birisinin Başkanı, daha etkin olmak için; nutuk, demeç ve konuşmaları arasında müzik yapmaya, bazen zurna, bazen de akordeon çalmaya karar vermiş.
Doğruca müzik aletleri satan bir mağazaya gitmiş.
Akşama kadar piyanoları, viyolonselleri, violaları, kemanları, mandolinleri, klarnetleri, obuaları, fanfarları incelemiş.
Nihayet dinlenme salonuna doğru yürüdüğünde,mağaza sahibi gelmiş yanına:
– Herhalde çok güzel şeyler seçtiniz beyefendi, demiş; orkestra şefi misiniz, yeni bir orkestra mı kuruyorsunuz; lütfen gösterin neleri seçtiğinizi?

Meçhul partinin meçhul Başkan’ı, mağaza sahibine:
– Azizim, demiş; şu duvarda asılı kırmızı flütle, şu pencerenin önündeki akordeonu çok beğendim. Tanrı’nın izniyle onları rica ediyorum.
Mağaza sahibi, Başkan’ın işaret ettiği yönlere bakmış:
– Şey, demiş; yangın söndürme aletini alabilirsiniz tabii. Ancak radyatör binaya aittir, maalesef onu sökemeyiz.

Bizim demokrasi konserimizde de, en çok bu tür aletler çalınıyor galiba…

www.muhsimyazici.com

Buch Cehennemde: Birini affet, yerine sen geç

Buch Cehennemde: Birini affet, yerine sen geç

” Bush ilk hücreye girmiş, bakmış Nixon elinde balyozla taş kırıyor. Başında da bir Vietnamlı onu kamçılıyor.

“Yok” demis,

-“Benim zaten biraz omuzum ağrıyor, taş kıramam”.

Ikinci hücrede, babası Bush’u bulmuş. Irak savaşı ardından petrole bulanmış körfez suyundan bir havuza dalıyor, tam çıkınca bir daha dalmak zorunda kalıyor.

-“Aman” demiş Bush, gözü korkmuş,

-“Benim yüzmeyle aram öteden beri iyi değildir.”

Üçüncü hücrede Clinton varmış. Sırt üstü bir yatağa Isa vaziyetinde bağlanmış, çıplak, Monica’da yatakta ve Clintona’a Oral seks yapıyor. Bush’un ağzı kulaklarına varmış,

“Tamam” demiş,

-“Bu cezayı kabul ediyorum”.

Zebani başı bir tuhaf bakmış,

-“Emin misin?” diye sormuş.

-“Eminim” demiş Bush.

-“Sen bilirsin” diye kafasını sallamış Zebani, sonra hücrenin kapısını açıp bağırmış:

-“Tamam Monica, serbestsin!”

www.muhsinyazici.com

Cehenneme git

Günün fıkrası: Cehenneme git

Milletvekili kürsüde konuşurken diğer sıralardan biri:

-“Cehenneme kadar yolun var!” diye bağırmış.

Konuşmacı hemen başkana dönüp ters ters bakmış.

Başkan,

-“Devam ediniz lütfen sayın milletvekili” demiş,

-“İç tüzüğe göre gitmeniz zorunlu değil efendim.”

www.muhsinyazici.com

Ona soralım

Ona soralım…

Meclisin lokantasında milletvekilleri servis edilen balık ‘dişi mi erkek mi?’ diye akçeli bir iddiaya girişmişler, sonuçta anlaşamayınca da aralarından biri:

– “Başbakana soralım..” demiş.

-“Neden?..” diye sormuş diğerleri,

-“Başbakan balıktan ne anlar ki?”

Bizimki:

– “Anlamaz da” demiş,

-“Ama dediği dediktir.”
www.muhsinyazici.com

Öğrenci sorusu

Öğrenci sorusu

Bir öğretmen derste, balıkların nasıl ürediğini anlatıyormuş:

-Dişi balık, diyormuş; suya salıverir yumurtalarını, erkek balık da gelir o yumurtaları döller; dişi-erkek sevişmesi olmaz aralarında…

Arka sıralarda oturan bir öğrenci, parmak kaldırıp sormuş öğretmene:

-Öyleyse neden resmi arabalarla dolaşanlara, “sudaki balık kadar mutlu mübarekler” diyorlar acaba, balıkların nasıl ürediğini bilmedikleri için mi?

Öğrencinin sorusu çok masum.

Çünkü derslerde anlatmıyorlar, resmi araba ve makam sahiplerinin, bunlara sahip olabilmek için neleri nasıl döllediğini…

www.muhsinyazici.com

Yerinde bir Türk siyasetçisi olsaydı

Yerinde bir Türk siyasetçisi olsaydı

Bir Amerikan milyarderi, gösterişli Cadillac’ıyla Meksika’ya girdiği sırada, bir grup dağ eşkıyası tarafından durdurulmuş.

Haydutlar, önce milyarderi arabasından indirmişler, çırılçıplak soyunmasını istemişler; sonra da arabasını, cüzdanını, giysilerini almışlar ve milyarderi öyle anadan doğma bırakmışlar yol üstünde.

Milyarder de bağırmaya başlamış arkalarından:

-Hiç değilse bana bir şey bırakın…

Haydutların başı, küçük bir kararsızlıktan sonra; ağzında bir şeyler çiğneyen eşkıyanın en iri yarı olanına dönmüş:

-Alberto, geri ver şunun çikletini, demiş.

Amerikan milyarderinin yerinde bir Türk siyasetçisi olsaydı, herhalde eşkıya başına teşekkür eder:

-Neyse ki sakızımızı iade ettiniz; sadece onunla geçiniyorum ben, sağolun, derdi.

Serseri mayınlardan korunmak

Günün fıkrası: Serseri mayınlardan korunmak…

Bir gün çok hırslı asistanı için demiş ki:

-“Bir Anadolu çocuğuydu, tıbbiyeyi bitirdi, bana asistan oldu, hem çalışkan, hem hırslıydı, hırsını engelleyemiyordu, çalıştı, didindi, akranlarından öne çıktı…

-”Sonra?

-“Bana asistan oldu!”

Devamı…

Politikacıların listesini yaparım

Politikacıların listesini yaparım

Amerika’nın ünlü cumhurbaşkanlarından LİNCOLN bir gün arkadaşlarıyla kuduz hastalığı konusunda konuşuyordu.

Biri LİNCOLN’e sordu:

-“Kuduza yakalanacak olsanız ne yapardınız?”

LİNCOLN:

-“İlk önce bir kâğıt isterdim” dedi.

-“Vasiyetinizi yazmak için mi?”

-“Hayır ısıracağım politikacıların listesini yapmak için.”

www.muhsinyazici.com

Yazmak istersin de yazamazsın, imlaya gelmez

Yazmak istersin de yazamazsın, imlaya gelmez

Osmanlı döneminde, bir şehirden bir başka şehre gitmek istersen, zabıtaya, polise başvurmak zorunluymuş…
Adam Silistre’ye gidecekmiş, karakola varmış:
-“Beyim Silistre’ye gideceğim, bana bir izin kâğıdı doldur.”
Zaptiye hem cahil, hem de lanet bir adam; eline kalem kâğıdı almış, bir süre düşünmüş:
-“Sen yarın gel!”
Ertesi gün gitmiş, biraz beklemiş, sonra zaptiye izin kâğıdını vermiş, tam çıkarken bakmış,

-“Silistre” değil, “Silivri” yazılı:
-“Ben Silistre’ye gideceğim, sen Silivri yazmışsın!”
-“Sen de Silivri’ye git, ne yapacaksın Silistre’de?”
Adam dayanamamış.
-“Silivri yerine Silistre yazsan eline mi yapışır?”
Zaptiye parlamış:
-“Ulan Silistre yazmayı ben de istiyorum ama, imlaya gelmiyor, yazamıyorum.”
Olur, böyle şeyler, yazmak istersin de yazamazsın, imlaya gelmez.
 

Ve Star Gazetesi başyazarlığından olursun.

www.muhsinyazici.com

Seçimde onu destekleyeceğimde

Seçimde onu destekleyeceğimde

Bir Amerikan milyarderi, adamlarının sırtında kayak takımlarıyla, Senegal’de Dakar’daki lüks bir otele inmiş.

Otelin girişindeki “resepsiyon şefi”, Amerikan milyarderine:

-“Affedersiniz ama, demiş; kayak yapmak için buraya gelmekte yanıldınız. Dakar’a hiçbir zaman kar yağmaz.”

Milyarder:

-“Keyfim burada kayak yapmayı çekti, demiş; sonbaharda ABD’de Başkanlık seçimleri var. Ben de Barack Obama’yı destekleyenlerdenim. Kendisine açıkladım niyetimi. O da kabul etti Dakar’a kar göndermeyi. Bagajlarımla birlikte, karlar da birazdan gelecek…”

www.muhsinyazici.com