Muhsin Yazıcı

Kategori -Recep Tayyip Erdoğan Fıkraları

76 Milyon sevinir

76 Milyon sevinir

Abdullah Gül’le Tayyip Erdoğan uçakta konuşuyorlarmış: 
Gül:

-“Ben buradan aşağıya 20 TL atsam 20 kişi sevinir.
Erdoğan:

-“Ben 50 TL atsam 50 kişi sevinir.”
Bunları duyan pilot arkasına dönmüş ve:
“Ben buradan aşağıya ikinizi atsam 76 milyon sevinir” demiş.

Ancak yarısı anladı

Ancak yarısı anladı

Bir inek, bir beygir, bir eşek, dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve beş yıl sonra buluşmaya karar verdiler.

Her biri başka yöne yola çıktılar. 
Beş yıl sonra buluşma yerine önce inek ile beygir geldi.. 
İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüşlerdi. 
Beygir sordu:

-“Nedir bu halin inek?..” 
İnek iç çekerek anlattı: 
-“Bu insanlar merhametsiz. Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı.” –“Bir inek daha varmış, onu yanıma koyup çifte koştular, aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş…’” 
Sonra beygir anlattı: 
-“Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler. O indi öbürü bindi, o indi öbürü bindi… Binmedikleri zamanlar zincire vurdular… Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğimde arkama kocaman bir araba bağladılar, bu sefer birçoğunu birden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım yav inek kardeş…’ 

Ve uzaktan eşek gözüktü.

Eşek; ıslık çala çala, taşlara tekme ata ata geldi. Mutluydu. Şişmanlamıştı, tüyleri parlıyordu, gözlerinin içi gülüyordu, üzerinde lacivert takımlar vardı. İnek ile beygir, ‘Nedir bu halin, neler oldu’ diye merakla sordular, eşek anlattı: 

-“Bir memlekete vardım, birisi bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim bağırmamı bilirsiniz, duyan benim yanıma koştu, duyan koştu. Onlar geldikçe ben daha çok DİN-İMAN-TURBAN”-falan-filan diye bağırdım…”
“Sonra?..” 
“Sonra beni başkan seçtiler…”
“Yani sen başkan mı oldun ?..”
-“Evet… Bir şey yapmama gerek kalmıyordu”, ben bağırdıkça onlar “Memleket seninle gurur duyuyor” diye alkışladılar. Yiyecek birçok şey vardı. Ben ise yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım…”
-“Pekiii… Senin eşek olduğunu anlamadılar mı?…”
Eşek yanıtladı:

-“Yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı…”

Akıllı radyo

Akıllı radyo

Adamın biri yeni aldığı arabası ile ilk defa yola çıkmış. 
Araba son model, radyoyu açmak istemiş ama kanal ayar düğmesini bulamamış. 
Hemen servisi arayıp durumu bildirmiş, servis elemanı: 
-“Beyefendi, endişelenmeyin! … Bu radyo son model, kanal ayarı otomatik. Siz ne dinlemek istediğinizi söyleyin o size uygun kanalı bulur’ demiş…”

Adam hemen radyoya seslenmiş: 
-“Iglesias !” 
Radyodan bir ses duyulmuş : 
-“Julio mu, Enrico mu ?”

Adam:

-“Julio” der demez radyodan kadife bir ses yükselmiş ve karşısında Julio Iglesias’ ın en sevdiği şarkısı… 
Yola devam etmiş, bir ara: 
-“Jackson” demiş.

Radyo sormuş:

-“Michael mi? Janet mi? Jennifer mi?’

Adam:

-“Michael” demiş ve karşısında Michael Jackson… 

Arabadan memnun, adam keyifle yola devam ederken yanından hızla geçen kamyon arabaya çamur sıçratmış. 
Adam sinirle:

-“Hırsızlar” diye bağırmış. 
Radyo hemen sormuş:

-“Erdoğan mı? Arınç mı? Gül mü? Bakanları mı?

Test odası

Test odası

Tayyip, Manisa’yı gezerken akıl hastanesine yolu düşer.

Hastane içinde yetkililerle dolaşırken ‘test odası’ diye bir levha gözüne ilişir.

Sorar:

-“Bu ne iş?” diye..
Doktorlar odayı açar, gezerken bir yandan anlatırlar… 
-”Efendim burası bizim ilk test odamızdır.” diye..

Sonra devam ederler,

-”Gördüğünüz gibi burada ağzına kadar su dolu bir küvetimiz var. Buraya kişinin hasta olup olmadığını anlamak için kafasını bu su dolu küvete sokar ve kendisine de bir çay kaşığı, irice bir kepçe ve bir de kova veririz, sonra da kendisinden suyu taşmadan boşaltmasını isteriz…”
Tayyip:
-”Haaaaa… Anladım… Akıllı olan kovayı seçiyor muhakkak…”
Doktorlar:
-”Hayır efendim… Akıllı olan tıpayı çekiyor muhakkak…

Sende mi kanka?

Sende mi kanka?

Tayyip yoğun seçim temposuna ara verip hacca gider.

Gereken tüm ibadetleri bir bir yerine getirir. Derken şeytan taşlamaya sıra gelir. Herkes taşladıktan sonra Tayyip eline taşları alır ve tam fırlatacağı sırada şeytan birden karşısında beliriverir:
-“Sende mi kanka?”

Çelişki mi?

Çelişki mi?

Erdoğan’a sormuşlar: 
– Ankara’da “AB bizim içişlerimize karışamaz, kararları kendimiz alırız” demiştiniz. Sonra da Meclis’i toplama kararını Brüksel’de aldınız.

-“AB’nin istediklerini yapacağız” dediniz.

Bu çelişki değil mi?
-“Hayır… Ben içişlerimiz derken AKP’nin içişlerini kastettim. AB, Türkiye’nin her şeyine karışabilir ama, AKP’nin içine karışamaz. Ben bunu demek istedim…

İş alemi beni iyi bilir…

İş alemi beni iyi bilir…

Tayyip’e sormuşlar: 
-“Ekonomiyi nasıl yönetirsiniz?” 
-“İş alemini karşıma alırım… Bana ters çıkarsanız, kriz çıkar. Sessiz olun, her şeyin iyiye gittiğini söyleyin, başka bir şey demeyin” derim…

-“Böylece ekonomi nereye giderse gitsin, iyiye gitmiş olur.”

Vantilatör olarak kullanıyor

Vantilatör olarak kullanıyor

Adamın biri ölüyor. Öbür dünyaya gidiyor.

Bakıyor karşıda bir duvar ve milyonlarca saat var. Ucu bucağı görünmüyor.

Yanındaki meleğe soruyor:

-“Nedir bu saatler?”

O da:

-“Herkesin bir saati var, yalan söyleyince yelkovan oynar. O nedenle buradan insanları kontrol ediyoruz’ diyor.

Karşıda akreple yelkovan 12’nin üstünde durmuş bir saat görüyor ve:

-“Bu kimin saati’ diye soruyor.

Melek de:

-“Mustafa Kemal Atatürk’ün saati. Hayatında hiç yalan söylemedi’ diyor.

Sonra kimisi biraz hafif oynuyor, kimisinin akrep yelkovan farklı yerlerde duruyor ve soruyor.

-“Kanuni Sultan Süleyman’ın saati hangisi” filan diye.

Birden aklına geliyor ve:

-“Bizim ülkede Recep Tayyip Erdoğan var. Onun saati nerede?’ diyor.

-“Valla onun saatini Zebani aldı, cehennemde vantilatör olarak kullanıyor” yanıtını alıyor.”

İsmin nedir yavrum?

İsmin nedir yavrum?

Adamın biri rüyasında bir ses duymuş 
-“Pek yakin bir vakitte, tüm insanlığın felaketine sebep olacak bir iş yapacaksın!…” 
Kendini deccal gibi hisseden… Adamcağız ne yapsın? Derhal, kendini en yakin demir yoluna yatıp rayların üzerinde hayatına son verecek ilk treni beklemeye baslar.

Devamı…

Yarın görüşmek üzere

Yarın görüşmek üzere

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, görevi sona erince Konut’u boşaltmış.
Bir sabah yaşlı bir adam konutun kapısına gelip sormuş:
– Recep Bey ile görüşmek istiyorum.
Kapıdaki koruma polis memuru:
– Recep Bey artık başbakan değil ve burada oturmuyor.
Yaşlı adam polise teşekkür eder ve ayrılır. Ertesi gün sabah yine aynı yaşlı
adam :
– Affedersiniz, acaba Recep Bey ile görüşmem mümkün mü?

Devamı…

Zarrab’ın gelmesi gerekiyor

Zarrab’ın gelmesi gerekiyor

Recep Tayyip Erdoğan Kartlarla fal bakan kadına gider:

Kadın kartları dağıtıp uzun uzun bakar ve konuşur:

-“Size söylemek zorunda olduğum korkunç bir haber var”, demiş; “size yüce divan yolu gözüküyor…”

Fal baktıran Recep Tayyip Erdoğan’da:

-“Ya öyle mi”, demiş; “peki ben beraat ediyor muyum?” diye sorar…

Fal bakan kadın:

-“Bunu açıklamam için Rıza Zarrab’ı bana yollamanız gerekiyor” demiş.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.