Muhsin Yazıcı

Kategori -Spor Fıkraları

Bir problem var

Bir problem var

Kızlar atletizm takımı son derece hırslı antrenörlerinin sayesinde epey de ‘Hormon artırıcı’ ilaçlara yüklenerek kolayca önce eyalet, sonra da ülke şampiyonu olmuş, bir gün 20 yaşındaki bir kız sporcunun velisi kulüpteki koçun odasının kapısını çalıp:

– “Koç, kızımın bir problemi var” demiş,

-“Göğüs aralarında sert ve siyah kıllar çıkmaya başladı..”

Koç:

– “Nee?” demiş panikleyerek,

-“Kıllar ne.. nereye kadar uzanıyor?”

Kızın velisi:

– “Asıl sorunumuz o..” demiş başını öne eğerek,

-“Gömlek yakasından dışarıya fışkırıp favori, sakal ve bıyıklarda daha da yoğunlaşıyor!”

www.muhsinyazici.com

BJK’li

BJK’li

Bir GS’li, bir Fenerli ve Beşiktaşlı Arabistan’da yasak olmasına rağmen bir otelde içki içerken yakalanırlar…

Mahkemeye çıkarılırlar… 
Karar IDAM… İtiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasına çevrilir. Ama o gün, bayrama denk geldiği için Prens Hazretleri cezayı kaldırıp hepsine 20 kırbaç ceza verir.

Bizimkileri sempatik bulduğu için de bir kıyak daha yapıp herkese cezasını hafifletmek için bir istek hakki tanır. 
GS’li:

-“Sırtıma bir yastık bağlayın” der. 10 kırbaçtan sonra yastık paramparça olur ve pek fayda etmez.

Uyanık Fenerbahçeli bunu görünce: 
-“Sırtıma iki yastık bağlayın” der. Ama iki yastık bile 10 kırbaca dayanmaz. 

Sıra Beşiktaşlıya gelince Prens Hazretleri:

– “Bak ben de Beşiktaşlıyım!!! Sana ceza vermek istemezdim ama ne yaparsın kurallar böyle. Bu yüzden sana iki istek hakki veriyorum”

-“Peki” der Beşiktaşlı:

-“O zaman bana 40 kırbaç vurulsun”.

Herkes şaşkına döner. Prens Hazretleri:

-“Peki ikinci isteğin nedir?” diye sorar…

Beşiktaş’la gülerek: 
-“Fenerbahçeliyi sırtıma bağlayın 

5 para etmez

5 para etmez

Bir Beşiktaşlı taraftar ile bir Fenerbahçeli taraftar derbi maçına gitmek için taksi ye binerler bu arada Beşiktaş taraftarı Fenerliye sen beş para etmezsin der. Diğeri de ona karşılık verir asıl sen beş para etmezsin sonunda İnönü stadına gelirler. Beşiktaşlı taksiciye sorar :
– Ne kadar 
Taksici :
– 5 YTL 
Beşiktaşlı taraftar :
– peki bu olmasaydı kaç para alırdın?
Taksici :
– Yine 5 YTL der… 
Beşiktaşlı taraftar Fenerliye döner ve der ki :
– Gördün mü 5 para etmezsin…

Cimbomdan Fenere

Cimbomdan Fenere

Kadının biri bir gün doktora gider. Doktor Bey der artık kocam benimle ilgilenmiyor. Her gece yatağa yattığımızda benim varlığımdan bile habersiz sırtını dönüp yatıyor der. Doktor kadına sorar:

-“Peki kocanızın dikkatini çekecek veya onu kışkırtacak ne olabilir diye” sorar.

Kadında:

-“vallahi doktor bey kocam için varsa yoksa Fenerbahçe’dir” der.

Bunun üzerine doktor:

-“Tamam” der.

-“Sen şimdi gece yatmadan önce üzerine bir Galatasaray forması giy ve öyle yatağa gir” der.

Adam gece karısını Galatasaray forması ile görünce bir boğa gibi azar ve karısını tatmin eder. Kadın artık her gece her gece kocasının bu azgınlığından yorulmaya başlar.

Tekrar doktorun yanına gider ve doktora der ki:

-“Doktor Bey dediğiniz gibi yaptım. Bu seferde adam gece gündüz hiç boş durmuyor. Sürekli tepemde” der.

Doktorda bunun üzerine kadına:

-“Tamam, kocan artık senin elinde” der.

Eğer kocanın o gece seninle ilgilenmesini istemiyorsan Fenerbahçe forması giy der.

Kadında doktorun tavsiye ettiği gibi o gece Fenerbahçe forması giyerek yatağa yatmış.

Adam yatak odasına girdiğinde karısını o halde görünce pis pis gülmüş ve demiş ki:

-“Ya biz adamı mike mike Fenerli yaparız” demiş..

O Fenerlidir

O Fenerlidir

Bir müfettiş, İlköğretim okulu 2. sınıflardan birine teftiş için girer. Arka sıralarda oturan mahcup bir öğrenci müfettişin dikkatini çeker.
-“Kalk bakalım evladım. Alfabemizde kaç harf var söyler misin?”
-“Öğrenci 25 der ve başlar harflerin adını söylemeye.”

 Yalnız 4 harfi söylemeden geçer.
-“Müfettiş olmadı, 29 harf olması lazım” der ve harfleri yeniden söylemesini ister.
-“Öğrenci harfleri tekrar söyler, sonuç yine aynı…….25…
-“Bu sırada uyanık bir öğrenci söz alır.”
-“Öğretmenim o Fenerlidir….U.E.F.A’yı bilemez..

Hasta döşeğinde

Hasta döşeğinde

Hasta Cimbomlu gerçekten de hasta olur ölüm döşeğine düşer. Her zaman maçlara gittiği fanatik arkadaşları ziyaretine gelirler. Son defa görelim derler. 
-“Allah’ın takdiri, elden bir şey gelmez ama bir son istediğin varsa bari onu yerine getirelim” 
-“O zaman beni FB’ye üye yapın! 
Herkes birbirine bakar: 
-“Yaav sen doğuştan Galatasaraylı değil misin? Ne yapıyorsun sen?- 
Hasta Galatasaraylının birden yüzü güler: 
-“Ülen, bir Cim Bomlu öleceğine bir FB’li ölsün be!”

Kaptan Bülent

Kaptan Bülent

Galatasaraylı Arif 6-0’lık FB mağlubiyetinden sonra sokağa çıkamaz olmuş, ama böylede olacak gibi değil zaman geçmiyor, ne yapayım diye düşünürken, aklına bir fikir gelir ve kılık kıyafetini değiştirir ve tanınmayacak bir şekilde sokağa çıkar gezer dalaşır.

En son bir kafeteryaya girer bir çay içer, ama yan masada bir yaşlı teyze:

-“Ne haber Arif” der.

Arif hemen kalkar ve doğru eve gider. Morali bozulur, canı sıkılır beni nasıl tanıdı diye kara kara düşünür.

Ertesi gün dayanamaz tekrar aynı şekilde çıkar gezer dolaşır ve aynı kafeteryaya girer, yine çayını içer ve yine yan masadan bir teyze:

-“Ne haber arif” der.

Arif dayanamaz ve ya teyze bunca kişi beni tanımadı da sen nasıl tanıdın der. 

-“Ya ne teyzesi oğlum benim ben kaptan Bülent” der.

Takım adı bakış açısına göre değişir

Takım adı bakış açısına göre değişir

Adam daha yeni aldığı son model arabasını keyifle kullanmaya başlamıştır.
Arabada müzik dinlemek ister, radyoyu acar… bir türlü kanal ayarını beceremez, satıcı firmayı arar;
— Dinlemek istediğiniz müzik türünü veya sanatçı ismini yüksek sesle söyleyin derler. Adamın çok hoşuna gider ve;
— Iglesias’ der.
Radyodan mekanik bir ses sorar;
– Enrique mi, Julio mu?
Mest olur doğrusu bu teknolojiye;
— Julio, der ve anında kadife sesli şarkıcıyı dinlemeye başlar.
Bir gün canı caz dinlemek ister
— Jones der. Radyo sorar;
—Norah mı, Etta mı, Salena mı?
Norah ister ve onu dinlemeye başlar, tam o sırada kırmızı ışıkta durduğunda arkadan bir araç buna çat diye çarpınca çıldırır ve
— İbne! diye, bağırır.
Radyo sorar,
— Hakem mi, federasyon mu, cim bom mu? 

Roger

Roger

Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boş zamanlarını hep bowling ve voleybol oynayarak geçirmektedir. Karısı bu duruma üzülür ve bir hafta sonu onu striptiz kulübüne götürmeye karar verir. O aksam beraberce kulübün kapısına gelirler.

Kapıdaki bodyguard: 
-“Hey Roger .. Seni görmek ne güzel !” der.. 
Karısı, 
-“Daha önce buraya gelmişiydin Roger..?”
Roger: 
-“Hayır hayır o adamı bowlingten tanıyorum..”
İçeri girerler ve bir masaya otururlar…

Garson gelir:
-“iyi aksamlar Roger…Her zamanki gibi Cin tonik di mi?.”
Karısı: 
-“Roger bana bak sen buraya daha önce geldin değil mi?”
Hafif hafif öfkelenmeye başlayan karısını sakinleştirmek zordur.

Roger:
-“Ne alakasi var.. Voleyboldan tanırım onu bir iki tek içmişliğimiz var. Oradan yani..” 
Karısı pek tatmin olmamıştır ama neyse.. 
Derken striptizci hatunlardan biri masaya gelir: 
-“Selam Roger. Yine özel masa şovundan mı istersin..?” Roger boka batmıştır.

Karısı hışımla yerinden kalkar ve kulübü terk eder.

Roger peşinden koşar. Kadın bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger’da biner.

Kadın öfkeden patlayacakmış gibidir ve korkunç sinirlidir..
Şoför: 
-“Bu geceki çok suratsızmış Roger..”

Türk yönetim felsefesi

Türk yönetim felsefesi

Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi. Her iki takımda performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.

Büyük gün geldi ve iki takımda kendini hazır hissediyordu..

Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar….

Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı. Türk Şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi. Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi.

Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor,1 kişi dümencilik yapıyordu. Türk Takımında ise 1 kişi kürek çekiyor, 8 kişi dümeni kullanıyordu.

9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı. Yeni yapılanma şekli şöyleydi; 4 dümen müdürü, 3 bölgesel dümen müdürü, kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu bir Dümen yöneticisi ve kürek çekme elemanı.

İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar. Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu Hemen harekete geçti; Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu. Ve müdürlere Sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.

Temel maçta

Temel maçta

Temel futbolcuymuş. Kalecilik yaparmış ve bir gün karısını maçına götürmüş. Karısı seyrediyor diye canla başla çalışmış ve 90 dakika hiç gol yememiş. Maçtan sonra bakmış karısı ağlıyor,

Sormuş: 
– “Uyyyyyyyyyy hatun niye ağliysun?”
Hatun yanıt vermiş: 
– “Seni top ile vuriyiler, vuriyiler sen kaçamayidun da “

Kalpten götürecek

Kalpten götürecek

Adam doktora gider.
—“Doktor bey hastayım…” Der.
Doktor…
—“Neyiniz var?”
Hasta;
—“Akşam Fenerbahçe Arsenal maçını seyrediyordum, birden başıma bir ağrı girdi. Göğsümde sıkışma meydana geldi… Maçı zar zor bitirebildim… “Der.
Doktor hastaya sorar.
—“Sigara içiyor musun?”
—“Evet…”
—“Günde kaç paket içiyorsun?”
—“İki paket.”
—“Takım tutuyor musun?”
—“Tutuyorum.”
—“Hangi takımı tutuyorsunuz?”
—“Fenerbahçe’yi.”
—“Ne kadar sıklıkla maça seyrediyorsun?”
—“Hemen hemen her hafta.”
Doktor tetkiklere bakar, muayene eder ve…
—“Sana tavsiyem sigarayı hemen kes!… Maç seyretmeye ara ver!…”  Der.
Hasta;
—“Doktor bey!… Sigarayı bırakmayı anladık da…  Maç seyretmeye neden ara vereyim?..”.diye sorar
Doktor;
—“Kardeşim… Sigara seni yavaş yavaş öldürüyor. Fener ise seni kalpten götürecek be adam…” Der.

Boks maçı

Boks maçı

Bir gün Temel, Mike Tayson ile unvan maçına çıkmış.
Daha ilk yumrukta Temel nakavt olmuş.
Hakem bir, iki, üç, dört.. sayarken menajeri Temel’in kulağına:
-“Sakın dokuzdan önce kalkma” demiş.
Temel hafiften gözlerini aralayarak menajerine;
-“Saat kaçdur daa?”

Futbol fanatikleri

Futbol fanatikleri

Kemal ile Hasan müthiş bir futbol meraklıları imişler. Öyle ki ahirette futbol olup olmadığını bile merak edermişler.

Bir gün Hasan ölüm döşeğine düşmüş. Kemalde baş sağlığına gitmiş. 
Kemal; 
-Hasan Allah inşallah sana şifa verir iyileşirsin, oldu ki ölürsen senden bir isteğim var. demiş 
Hasan; 
-Söyle ölen bir adam senin isteğine nasıl karşılık verir ki. Demiş. 
Kemal; 
-Olurda ölürsen bana ahirette futbol olup olmadığını rüyama girip söyler misin. demiş 
Hasan; 
-Oğlum düşündüğün şeye bak tabi ki haber veririm. Hem biliyorsun senin kadar bende merak ediyorum. Demiş 
Ve Hasan sizlere ömür. Gel zaman git zaman aradan altı ay geçmiş. Haşan Kemalin rüyasına girmiş ve havadisleri vermeye başlamış. 
Hasan; 
-Kardeşim burası harika bir yer. Bu arada sana bir iyi birde kötü haberim var. Önce hangisini söyleyeyim 
Kemal; 
-Önce iyiyi söyle o zaman 
Hasan; 
-Ahirette öyle bir futbol var ki dünyadaki futbola beş basar 
Kemal

-Eee kötü haber ne peki? 
Hasan; 
-Haftaya santraforumuz sensin.

Beşiktaş

Beşiktaş

Beşiktaş ekibi maç saatine yakın stada girerler.. stada takımdan ayrı gelen Sergen, takımın motivasyonunun çok düşük olduğunu görür, suratlar asıktır, 
– Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor 
diye sorar. 
Takım arkadaşlarından biri, 
– Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için 
canımız sıkkın, 
der.. 
Bunun üzerine Sergen: 
– Pekala çocuklar, hadi siz gidin Kadıköy’ü gezin, ben tek başıma sahaya çıkar oynarım, 
der.. 
Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan çıkıp Kadıköy’ü gezmeye giderler.. Maç başladıktan 10 dk sonra Beşiktaş takımı stada döner, skor; Beşiktaş 1 – Fenerbahçe 0.. e tabi bu durumda daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye başlarlar.. 
Maç bittikten sonra stada döndüklerinde, maçın 1-1 bittiğini görürler, FB
adına Ortega, 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaşları hemen 
Sergen’e koşarlar ve onu coşkuyla tebrik ederler.. 
Ama Sergen üzgündür. 
– Özür dilerim arkadaşlar, sizi mahcup ettim, der. 
– Olur mu öyle şey, der Beşiktaş takımı, 
– Sen koskoca bir takımla tek başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun.. 
– Ama, der Sergen, 12. dakikada kırmızı kart görmüş olmam gerçekten benim 
için utanç vericiydi.

Kadı

Kadı

Yaslı ve zengin bir adamın hepsi birbirinden zeki 3 oğlu varmış. Bir gün
amansız bir hastalıkla yatağa düsen yaşlı adam verasetini açıklamak için
oğullarını yanına kâgirmiş.
– Oğullarım benim vaktim geldi artık, ecel kapıda. ben ölünce tabi ki
mallarımın hepsi sizin ve siz çok zekisiniz ama siz mallarımı bölüşeceksiniz
diye birbirinize düşmemeniz için şehrin kadısına gidin. o kadıya benim
selamımı söyleyin o size mir asinizi bölüştürür.

Ve adam ölür.

Oğulları da babasının isteği üzerine kadıya gitmek için yola düşerler. Tabi yeşillik yerlerden, golden, yağmurdan, çamurdan falan geçerler. Derken önlerine bir adam çıkar ve bizim 3 biradere sorar;
– Efendiler ben devemi kaybettim siz yolda bir deve gördünüz mu? der.

Büyük kardeş sorar;

– Tek gözü kor muydu?

Adam:

– “Evet” der.

Ortanca kardeş sorar;

– kuyruğu kesik miydi?

Adam:

– “Evet” der.

 Kukuç kardeş sorar;

– Bir ayağı topal mıydı?

Adam ona da:

– “Evet” der.

Bu sorulardan sonra 3 birader devesini kaybeden adama biz senin deveni görmedik derler.

Adam birden sinirlenir.

-“Yaa nasıl olur. Hem bütün özelliklerini bildiniz hem de görmedik diyorsunuz. Bende sizinle beraber gideceğim ve gittiğiniz yerdeki kadıya sizi şikâyet edeceğim” der.

Biraderlerde:

– “Olur, gel” derler.
Ve sonunda katinin yanına varırlar, huzuruna çıkarlar. 3 birader der ki;

-Efendim bizim babamız vefat etmeden önce mirası bölüşmemiz için size gelmemizi söylemişti. Biz de bu yüzden geldik.

kadı devesini kaybeden adama döner ve;

-Sen niye geldin, der

Adam da:

-Efendim ben devemi kaybettim. Yolda bunları gördüm. Onlara devemi gördünüz mü dedim onlarda devemin bütün özelliklerini bildikleri halde görmedik dediler. Ben bunlardan şüpheliyim, der.

Kadı biraderlere döner ve sorar:
– Sen nerden bildin tek gözünün kor olduğunu.
– Efendim, yolda gelirken yeşillik yerden geçtik. Baktım ki yeşilliklerin hep bir tarafından yenilmiş obur tarafına yanaşmamış bile. Tek gözünün kor olduğunu oradan anladım.
– Peki, sen nerden bildin kuyruğunun kesik olduğunu.
– Efendim, yolda gelirken deve pisliği gördüm. Devenin pislikleri hep dağınık duşmuş. Hâlbuki kuyruğu olsaydı hep toplu düşerdi. Oradan bildim kuyruğunun olmadığını.
– Peki, sen nerden bildin bir ayağının topal olduğunu.
– Efendim, gelirken golden geçtik. Baktım ki devenin 3 ayağının tam izi bir
de yârim ayak izi var. Tek ayağının topal olduğunu oradan anladım.

Kadı devesini kaybeden adama döner ve

-“Kardeşim bunlar senin deveni görmemişler” der.

Kadı o adamı gönderir ve düşünür

-“ulan bunlar benden zeki ben bunlara nasıl miras bölüştüreceğim. Neyse ben bunlara bir ziyafet vereyim sonrada kapik arkasından dinleyeyim bakalım ne konuşuyorlar” diye düşünür ve bizim 3 biraderi evine götürür.  Hanımına güzel bir ziyafet hazırlattırır yemek
gelir ve kadı

-“siz yemeğinizi yiyin ben bir yere varıp geleceğim” der ve kapı
arkasına geçer.

Büyük kardeş der ki;
– Yaa kuzu çok iyiymiş te, keşke kopek emmeseydi. Kadı şaşırır.

Ortanca kardeş der ki;
– Yaa şarap iyiymiş te, keşke mezar toprağından yapmasalardı. Kadı iyice
şaşırır.

Küçük kardeş de der ki;
-Yaa kadı; iyiymiş te, keşke ibne olmasaydı. kadı bu lafı duyar duymaz gelenlerin zeki olduğunu düşünerek hemen araştırmaya gider.

Kuzuyu aldığı adama

– “Bu kuzu ne emdi” diye sorar.

Adamda

-“Kuzunun annesi olduydu ben de kapının önünde yatan kopeğe emzirttim” der.
Daha sonra şarabi aldığı adama gider ve

– “Bu şarabin toprağı nerden?” diyesorar.

Adamda

-“valla bizim burada en güzel toprak mezarlıkta var, ben de mezar toprağından yaptım” der.
kadı

-“Ulan bunlar ikisinde bildi” diye düşünerekten annesinin yanına gider ve

-“Anne ben ibne miyim” diye sorar.

 Annesi de

– “oğlum hatırlamazsın sen küçükken ormanda sana oduncu tecavüz etmişti” der.
Kadı bu şaşkınlıklar içinde bizim 3 biraderin yanına gider ve baslar sormaya.

Büyük kardeşe;
-Söyle bakalım kuzunun kopek emdiğini nerden bildin.
-Nerden olacak. Bak kuzunun budunun bu kenarında yağ olmaz. Ama kopeği
emdiği için burada yağ var.

Ortanca kardeşe;
– Söyle bakalım şarabin mezar toprağından olduğunu nerden bildin.
-Nerden olacak. İçiyorum içiyorum zevk yerine keder veriyor.

Ve küçük kardeşe sorar;
-Söyle bakalım sen benim ibne olduğumu nerden bildin.
-Nerden olacak, ibne olmasan girişte Galatasaray bayrağı asmazdın 

Kale

Kale

Teknik direktör ilk yarı sonrası soyunma odasında oyuncusuna sordu:
– Neden kendi kalene gol attın?
Oyuncu yanıt verdi:
– Lanet olası kalelerin hepsi birbirine o kadar çok benziyor ki!

TS-GS

TS-GS

Bir gün Galatasaray ve Trabzonspor Avni Aker’de maç yapacaklarmışsa taraftarlar statta maç başlamadan önce

-“Burası bok gibi hamsi kokuyor, burası bok gibi hamsi kokuyor” tezahüratları yapıyorlarmış.

Maç sonu TS 2-0 maçı almış. bu sefer Trabzon taraftarı el ele tutuşup

-“Hamsi dedunuz bize de nasul yedurduk size. Hamsi dedunuz bizede nasul yedurduk size.”

Fanatik Fenerbahçeli

Fanatik Fenerbahçeli

Fanatik hasta Fenerbahçeli gerçekten de hasta olur ölüm döşeğine düşer.
Her zaman maçlara gittiği fanatik arkadaşları ziyaretine gelirler.
Son defa görelim derler.
” Allah’ın takdiri, elden bir şey gelmez ama bir son istediğin varsa barı onu yerine getirelim
” O zaman beni Cimbom´a üye yapın!
Herkes birbirine bakar:
“Yaav sen doğuştan Fenerbahçeli değil misin? Ne yapıyorsun sen?
Hasta Fenerbahçelinin birden yüzü güler:
“Ülen, bir Fenerbahçeli öleceğine bir Cimbomlu ölsün be

UEFA

UEFA

Müfettişin biri, İlköğretim okulu 2. sınıflardan birine teftiş için gider. En arkada oturan mahcup bir öğrenci, müfettişin dikkatini çeker.
-Söyle bakayım evladım, alfabemizde kaç harf var? 
-25 tane öğretmenim der ve başlar harflerin adını söylemeye. 
-Müfettiş olmadı oğlum, 4 harfi söylemeyi unuttun tekrar say bakalım der. 
-Sonuç yine aynı…. 
Bu sırada uyanık bir öğrenci hemen söz alır. 
-Öğretmenim o fenerlidir. U .E. F. A yı bilmez.

Cin

Cin

Bir gün adamın biri minibüsüyle kaza yapmış minibüsün farı kırılmış.

Birden fardan cin çıkmış ve dile benden ne dilersen demiş:

Adamda 4 şeritli bir yol istemiş. Cin de bu çok zor başka bir şey dile demiş adamda Fener şampiyon olsun demiş bunun üzerine cin:

-“Yol kaç şeritli olsun demiştin?

Şampiyon Fener

Şampiyon Fener

Bir gün bir Fenerli ve Galatasaraylı birlikte oturup konuşuyorlarmış.

Galatasaraylı u.e.f.a yı aldık süper kupayı aldık Avrupa’nın en büyüğüyüz diyormuş.

Fenerlide biz de çok büyük bir şey yaptık.

Avrupa’nın en büyüğüne altı attık demiş.

UEFA Bilgisayar programcılarını kovdu

 

UEFA Bilgisayar programcılarını kovdu

UEFA bilgisayar programcılarını isten çıkardı,(Reuters Cenevre)
UEFA merkezinden yapılan açıklamaya göre Fenerbahçe hakkında bilgi almak için uefa/championsleague.com sitesine girenler,

 

-“Bu isimde bir takım kayıtlarımızda bulunmamaktadır” yanıtını almaları üzerine şikayette bulunmuşlar. 
Yapılan araştırmada bilgisayar sisteminin şampiyonlar liginde puan alamayan takımları kaydetmediği ortaya cimmiş.

Bilgisayar bolumu şefi Hans Gunter:

– “Hatamızı kabul ediyoruz, bilgisayar programını hazırlarken iki büyük ihtiyatsızlığımız oldu; ilki bir tahkimin hiç puan alamayacağını aklimiz getirmememiz, ikincisi ise Fenerbahçe’nin şampiyonlar ligine katılabileceği ihtimalini öngörmememiz ”

açıklamasını yapmış…

Azizin cini

Azizin cini

Aziz Yıldırım bir gün antikacıya gitmiş. Antika bir lamba almış, eve getirmiş lambanın tozunu silerken lambadan bir cin çıkmış.
Cin-dile benden ne dilersen demiş.
Aziz Yıldırım, Avrupa’dan Amerika’ya 6 şerit gidiş 6 şerit geliş bir otoyol istiyorum demiş.
Cin sayın Yıldırım bu çok zor bir şey başka bir şey dile demiş.
Aziz Yıldırım o zaman Fenerbahçe UEFA kupasını alsın ya da şampiyonlar liginde çeyrek final oynasın.
Cin düşünmüş taşınmış oflamış puflamış Aziz Yıldırım’a dönerek
-ŞU OTOYOL KAÇ ŞERİTLİ OLACAKTI demiş

Bedava traş

Bedava traş

İstanbul’da çok ünlü bir berber varmış. Dükkanı ünlülerin uğrak mekanıymış. Bir gün dükkanına ansızın Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı Sn. Aziz Yıldırım gelmiş.

Tıraş olmuş, parasını ödemek için elini cebine attığında, berber, hiç olur mu, siz koskoca Fenerbahçe başkanısınız, falan demiş para kabul etmemiş.

O da çok etkilenmiş, çıkmış gitmiş. Ertesi gün berber, dükkanını açmak için dükkana gittiğinde dükkanın önünde bir çanta bulmuş. Açtığında içinde 50.000 dolar, ayrıca forma, tişört olduğunu görmüş.

Çok sevinmiş. Başka bir gün Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören birdenbire gelivermiş. Onu da tıraş etmiş, ondan da para almamış. Ertesi gün dükkanı açarken gördüğü çantada 5.000 dolar, forma, tişört falan filan.

 Yine sevinmiş, bu da küçük kulüp, imkanı bu kadar, daha az olsa da düşünmesi önemli demiş.

Yine bir süre sonra, Galatasaray başkanı Ö. Canaydın gelmiş, onu da güzelce tıraş etmiş, para almamış. O da etkilenmiş, gitmiş.

Ertesi gün berber, dükkanının olduğu sokağın köşesini merak ve heyecanla dönmüş. Dükkanın önüne bir bakmış, sarı kırmızı kravatlı bir sürü tip. Beleş tıraşı duyunca bütün Galatasaray yönetimi dükkanın önünde sıraya girmiş!