Muhsin Yazıcı

Kategori -Tarih Bilgi Kaynağı

“Hasan Tahsin” aslında kimdi?

Hayatını 15 Mayıs 1919 Yunan işgal kuvvetlerine karşı İzmir’de ilk kurşunu atarak kaybeden ve Osmanlı istihbarat örgütü Teşkilat-ı Mahsus adına Balkanlar’da İngilizler lehine çalışan Buxton kardeşleri takip etme görevi aldığı tarihten şehit edildiği tarih ve bugüne kadar görev kimliğiyle yani Hasan Tahsin olarak bilinen ve anılan Osman Nevres Recep Bey 1888 yılında Selanik’te dünyaya geldi.

Fevziye Mektebinde tanıştığı Cavid Bey’in aracılığıyla İttihat ve Terakki’ye katıldı. Bir süre sonrada bir grup öğrenciyle beraber üniversite eğitimi için Fransa’ya gönderildi. Osman Nevres Sorbonne’da siyaset ve sosyal bilimler bölümüne kaydoldu. Fransa’da bulunduğu yıllarda Paris’in çok renkli ve entelektüel ortamı düşünce yapısını ve dünya görüşünü çok etkiledi. Devamı…

Haçlı emperyalizmin Türk Milleti için verdiği ölüm karar: Sevr Antlaşması / 10 Ağustos 1920

Haçlı emperyalizmin Türk Milleti için verdiği ölüm karar:

Sevr Antlaşması/ 10 Ağustos 1920

                              Filiz Tuzcu – Ağustos 2018

                                              GİRİŞ

SEVR Antlaşmasını gerçek boyutlarıyla kavrayabilmek için Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili “Geçmişten Günümüze Köprü Kurabilen – Tarafsız – Aydınlatıcı Ön Bilgilere” mutlak bir gereksinim vardır; şöyle ki Osmanlı Devletini kim kurdu, Osmanlı hanedanı soy – ırk olarak kimlerden oluşuyordu, zamanla yönetime hangi “yabancı unsurlar” hakim oldu ve o noktadan sonra Osmanlı zihniyeti ve siyaseti nasıl 180 derece yön değişerek “Türk Ve İslâm karşıtlığına” dönüştü ve Osmanlı Devletinin gerçek sahibi olan Türkler nasıl devlet yönetiminden tamamen uzaklaştırılarak, bir zamanlar himayesine aldığı, güvenli, refah ve mutlu bir hayat yaşattığı yabancı kökenli gayrimüslim azlıklardan aşağı bir statüye indirilerek, nasıl ezilmeye ve hor görülmeye başlandı…?

       1938 sonrası Türk Milletinden özellikle gizlenen söz konusu bu tarihi gerçekleri bilmeden, “ne Osmanlı zihniyetini, ne bu zihniyetin Türk Milleti üzerinde bıraktığı ve bugüne kadar derin izlerinin silinemediği son derece olumsuz etkilerini” anlayabilmek mümkün değildir. Bir başka deyişle “Gerçek Osmanlı Tarihini” bilmeden, Osmanlı devletinde hakim konuma gelen yabancı unsurları, onların iç ve dış politikalarını, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş süreci ve nedenlerini, Balkanlar ve Kafkaslarda yaşanan Türk Soykırımını, 1.Dünya Savaşına neden girildiğini, Osmanlıların boyun eğip, hiç itirazsız kabul ettikleri Mondros Ateşkes Antlaşmasını ve  “Türk Milletinin Onurlu Ölüm – Kalım  Mücadelesi  Olan  Kurtuluş  Savaşı Destanımızı” anlamaya imkân yoktur. Devamı…

Sevr ya da Lozan: Esaret ya da Bağımsızlık

Türkiye Cumhuriyetinin “tapu senedi” Lozan Antlaşmasının imzalanmasının 95. yılını kutluyoruz. Kan ve can pahasına Ulusal Kurtuluş Savaşımız sonrası Türk diploması tarihinde 224 yıllık bir boyun eğme döneminden sonra kazanılan en büyük uluslararası siyaset zaferini kutluyoruz.

Lozan zaferimize dudak büken “aydınlarımız” yanında, ülkemizi Sevr esaretine götürenlerin günümüzdeki takipçileri, oturdukları “yönetici” koltuklarından Lozan Zaferimizi tartışmaya açıp zaferin “yenilgi” olduğu iddiasına kadar ilerliyorlar. Dahası bu işi Ulusal Kurtuluş Savaşımızda karşımıza sürülen kukla kuvvetlerin ülkesinde yapacak kadar ileri noktaya götürüp Lozan’ı tartışmaya açıyorlar. Devamı…

Osmanlı Döneminde Maymunlar Neden İdam Edildi?

“Devir III.Murat devri, Osmanlı’nın en şaşaalı yılları…

Yavuz zamanında başlayan Kuzey Afrika’daki fetihlerle beraber daha önce İstanbul’da pek rastlanmayan maymunların sayısı hızla artıyor. Maymunlar gemilerde gözcülük yapıyor, direklere kolayca tırmanıyor, keskin gözleriyle kara ya da başka bir gemi gördüklerinde aşağıya haber veriyorlar. Devamı…

Osmanlı – Alman İlişkilerinde Siyasi, Ekonomik ve Askeri Alanlarda Farklı Düşünceler

ÖZET

Bu çalışmanın amacı, tarihi tarayarak, Osmanlı İmparatorluğu ile Almanya Krallıkları arası (Prusya Krallığı, Baverya Krallığı gibi) ilişkilerde, 1’ci Dünya Savaşı sonuna kadar vuku bulmuş bazı önemli olayları vurgulamaktır.

Bu çalışmanın önemi, geçen asırda Osmanlı İmparatorluğu ile Almanya Krallıkları arasındaki devasa siyasî, sosyal, hukuksal ve askerî münasebetleri öne çıkarmaktır.

Devamı…

Türkiye müslümanlığı..

Yavuz Sultan Selim 1517’de Mısır’ı fethettikten sonra halifeliği uhdesine almanın yanında, yaklaşık 2000 kadar Arap ve Yahudi dönmesi Müslüman, Eşari İslam ulemasını İstanbul’a getirdi. Bu tarihe kadar Osmanlı-Türk medreselerindeki ulema sınıfı Semerkand-Buhara ekolünün yani Toynbee’nin “Kuzey Müslümanlığı” olarak adlandırdığı ekolün temsilcisi Türk âlimlerdi.
Eldeki bilgilere göre 1538’de yayımlanan bazı fetvalar ve fetvalara dayanan fermanlarda dinimiz İslam’ın nasıl bir taassup belasıyla karşı karşıya kaldığını ve bunun Osmanlı Türkiye’sine ne şekilde zarar verdiğini anlayabiliyoruz. Devamı…

Tarihsel Döngü Teorisi

Tarihsel Döngü Teorisi

lkçağ felsefesinde söz konusu olan, insanların örgütlü toplum içinde yaşadıkları sürece, dairesel bir süreç içinde, aristokrasi, oligarşi, demokrasi türünden yönetim tarzlarının birinden diğerine dönüp durduklarını savunan ve daha sonra İtalyan filozofu G. Vico tarafından canlandırılan tarih anlayışı.

Toplumların varoldukları süre boyunca aynı aşamalardan geçtiğini savunan1 Vicont’ın bu görüşü, 19. ve 20. yüzyılda, tarihsel ilerleme fikrini, yasalı toplumsal ge­lişme düşüncesini reddederek, kültürlerin geli­şigüzel doğduklarını geliştiklerini ve öldüklerini, yani periyodik olarak aynı evrelerden geçtiklerini savunan O. Spengler ve kültürlerin yükselme gelişme ve çöküş dönemleri yaşadıklarını iddia eden A. Toynbee tarafından geliştirilmiştir.  www.muhsinyazici.com

Tarihçi: Tarih Bilimi İle Uğraşan Kişi

Tarihçi:  Tarih Bilimi İle Uğraşan Kişi

Tarihçi “dışsal eleştiri” yoluyla kaynaklarını seçtikten sonra “içsel eleştiri” yoluyla bunları özümlemeye girişir.

Bu aşamanın yöntemlerini de Alman klasik  Tarih, geçmişin olaylarını kaynak malzemelerin eleştirel bir incelemesine dayanarak kronolojik tutarlılık içinde irdeleyen ve genellikle bunların nedenleri konusunda açıklamalarda bulanan bilim dalı. 19. yüzyıl sonlarında çağdaş profesyonel tanımına kavuşmuş, amaç ve yöntemleri belli, özerk bir disiplindir.

Doğa bilimleri gibi dolaysız gözleme dayanmak yerine, eksik ve kusurlu belgesel kayıtlardan ya da anlatılanlardan yola çıkarak akıl yürütme yoluyla geçmişte olanların çıkarsanmasını ve filologlar yetkinleştirmiştir.

Latin şairlerin yapıtlarını yayıma hazırlayan Karl Lachmann çağdaş belge eleştirisinin yaratıcısı sayılır. Bu aşamada tarihçinin eldeki belgelerin dilini anlaması, metinde sonradan oluşmuş bozukluk ve hataları gidermesi, ayrıca yazarların düşünce yapısını kavramaya çalışması gerekir.   

Not: Filoloji: (İng. Philology) yazıya geçen eski dillerle mevcut dillerin eski ve yeni şekillerini inceleyen bilim kolu. Edebi yazılarda,  Dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan sesli ya da yazılı simgeler sistemi.

Dil simgelerine “gösterge” adı verilir. Bu göstergeler, saymaca bir nitelik taşır; anlamlan doğal bir bağlantıdan kaynaklanmayıp toplumsal bir anlaşmadan, bireyler arasında üstü kapalı bir uzlaşmadan doğar. Bu tanıma göre dil, yalnızca insan toplumlarında bulunan bir yetenektir. Hayvan türleri de sesler ve beden hareketlerinin yardımıyla birbirleriyle dilbilgisi ve kelimelerin kullanış ve şekil değişiklikleriyle meşgul olur.

Ayrıca dilleri birbirleriyle karşılaştırmalı olarak inceler. Filolojiden günümüzdeki modern  Alm. Grammatik (f), Fr. Grammaire (m), İng. Grammar. Dilleri bütün cepheleriyle konu edinip inceleyen bilmin adı. Arapçada sarf ve nahv ilmi, batı dillerinde ise gramer olarak adlandırılır. Bir dili seslerden cümlelere kadar, ihtiva ettiği bütün dil birliklerini, geniş bir şekilde anlam ve görev olarak inceleyen ilme dilbilgisi denir. Linguistik, yani lisan bilgisi ortaya çıkmıştır.

Yazılı olarak ve akademik çevrede “filoloji” kelimesi hala kullanılıyorsa da, bunun kullanılış sahası genellikle linguistikin kapsamına girer.  

Bu Dilbilim, LİNGUİSTİK olarak da bilinir, dili bir sistem olarak gören ve niteliğini, yapısını, birimlerini ve dönüşümlerini inceleyen bilim dalı. Dilbilim terimi, ilk kez 19. yüzyılda dil incelemelerindeki yeni bir yaklaşımı geleneksel filolojiden ayırmak için kullanılmıştır. Filoloji öncelikle dilin yazılı metinlere yansıyan tarihsel gelişimiyle ilgilenir.  bilim dalı ile uğraşanlara filolog denir.

Filoloji; yazılı belgelerin geçerliğini, gerçek olup olmadıklarını araştıran tarihsel bir bilimdir. Filoloji çalışmalarında, üretildikleri dönemlere ait eski metinleri yeniden oluşturmaya çalışılır.

Üretildikleri dönemlerin etkileri, kaynakları araştırılır, özgün metinler çözülmeye ve yeniden oluşturulmaya, bu arada taklitlerini saptanmaya ve değerleri ölçülmeye çalışılır. TDK güncel sözlüğünde karşılığı Dil Bilim olarak verilmiştir.  

www.muhsinyazici.com

Tarih Sözlük Anlamı

Tarih Sözlük Anlamı

1. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün.

2. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan; bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim:

“Milletler tarihte fatihlerden fazla adillere bağlıdırlar.”- F. R. Atay.
“Tarihin bir tekerrür olduğu düsturunu da bu cümleler arasında görüyorum.”- H. C. Yalçın.
3. Evrensel tarihin herhangi bir bölümünü ele alan anlatı.4. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı:
“Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!”- R. H. Karay.
5. Tarih kitabı.6. Tarih dersi:
“Beş senedir tarih okuttuğum için birçok kitapları gözden geçirmeğe mecbur oldum.”- Ö. Seyfettin.
“Ertesi gün, tarih imtihanı vardı.”- Y. Z. Ortaç.

Azeb (Askeri Ordu)

Azeb (Askeri Ordu)

Osmanlı askeri teşkilatında kara ve deniz hafif piyadeleri için kullanılan bir tabirdir.

Arapça’da bekar manasına gelir. XIV-XVI. yüzyıllarda Bizans Latin ve İtalyan kaynaklarında “korsan deniz haydudu” karşılığı kullanılmıştır. Mısır’da şehir muhafazasında görev alan askeri bir grup da bu adla anılmıştır.

Osmanlı’ da azebler yeniçeri teşkilatından önce kurulmuş ve hafif okçu olarak orduya katılmıştır. Azebler deniz ve kara azebleri olmak üzere ikiye ayrılıyorlardı. Kara azebleri XVI. yüzyılın ortalarına doğru kale muhafazasında kullanılmaya başlanmış ve böylece maaşlı bir sınıf haline gelmiştir.

Kale azeblerinin mevcudu kalelerin önemine göre değişiyordu. Deniz azebleri ise görev yaptıkları yerlere göre Tersane-i Amire ve donanma azebleri olmak üzere ikiye ayrılıyordu.

Deniz azebleri kadırgalarda paşa gemilerinde mavnalarda kalitelerde top taş ve at gemilerinde azeb neferi ve reisi olarak bulundukları gibi yelkenci nöbetçi ve kürekçi olarak da bulunuyorlardı. Azebler ihtiyaç durumunda başka görevlerde de kullanılmaktaydılar.

Azeb alınacak kimselerin güçlü kuvvetli ve savaşabilecek kabiliyete sahip olmaları gerekmekteydi. Azeb teşkilatı Sultan II. Mahmud dönemindeki askeri yenilikler sırasında kaldırılmıştır. 

www.muhsinyazici.com

Asakir-i Mansure-yi Muhammedi-ye

Asakir-i Mansure-yi Muhammedi-ye

Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması üzerine Sultan II. Mahmut’ un emriyle kuruldu. Yeni eğitim kurallarıyla yetiştirilen askerlik kurumuna verilen addır. Bu yapının başına ilk olarak “Serasker” unvanıyla eski Yeniçeri ağalarından Ağa Hüseyin Paşa getirildi.

Asakir-i Mansure-i Muhammediye Tertip adı verilen sekizer birlikten meydana gelir. Her tertibin başında “binbaşı” adında bir komutan bulunurdu. Bu binbaşılar “baş binbaşı” ya bağlıydı. Her tertip on altı “saf” tı. Her saf bir yüzbaşının komutasındaydı. Her yüzbaşının ikişer “mülazim” yardımcısı vardı.  Her tertipte bir top bulunurdu. Toplara “topçubaşı” denilen bir subay komuta ederdi. On altı saftan oluşan tertiplerin sekizi sağ ve sekizi sol olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Bunlara “sağ kolağaları” ve “sol kolağaları” atanmıştı. Kaynakwh:

İki yıl sonra bu örgüt yeniden düzenlenerek “tertip” lere “alay” ve komutanlarına “miralay” dedindi. “Saf” deyimi “bölük” olarak değiştirildi. Her alay binbaşı komutasındaki üç taburdan meydana getirilmişti. Sol ve sağ kolağası adını alan iki subay bir katip bir sancaktar her bölüğe “yüzbaşı” ve “mülazim” lerden ayrı olarak bir “başçavuş” ve bir “bölük emini” atanmıştır. Her alayda “miralay” yardımcısı bir “kaymakam” bulunurdu. İki alay bir “mirliva” nın ve üç alay bir “ferik” in komutası altındaydı. Miralayın üstü subaylara “paşa” denirdi. Asakir-i Mansure-i Muhammediye’ nin en büyük komutanı “müşir” di.
 www.muhsinyazici.com

Bedesten

Bedesten

Bedestenler zamanlarında önemli birer iktisadi kuruluştu. O devirde günümüzdeki banka ve borsaların görevini görürdü. Her bedesten de onu korumakla yükümlü 12 kişilik bir koruyucu ekibi vardı. Bunlara bölükbaşı denirdi.

Bedesten her sabah duacı başı denilen bölükbaşlarından biri tarafından açılır, akşamları da gene törenle kapanırdı.  Çok değerli mallar, Perşembe günleri öğle namazından önce satılır, bu sırada önemli kişiler de gelir ve halk her yanı doldururdu. Bedestenlerde alış veriş yapan esnafa tacir anlamına da kullanılan Hacegan denilirdi.

İstanbul’da ikisi büyük çarşı içinde, biri de Galata’da olmak üzere üç bedesten vardır. Büyük çarşı içindekilerden eskisine Eski veya Küçük Bedesten, Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığına ise diğerine ise Yeni Bedesten Sandal Bedesteni veya Büyük Bedesten denirdi. www.muhsinyazici.com

Culus Bahşişi

Culus Bahşişi

Cülus Osmanlı İmparatorluğu’nda padişahlığa seçilen şehzadenin padişahlığının ilan edilmesi için yapılan törene verilen addır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda törenler arasında önemli bir yeri olan Cülus-i Hümayun’un kökü Türk törelerine ve İslam kültürüne dayanmakta ve Oğuz töresinin izlerini taşımaktadır.

Cülus Bahşişi ise cülus töreni sırasında Yeniçerilere verilen bahşişdir. www.muhsinyazici.com

Hz. Muhammed Dönemi

Hz. Muhammed Dönemi


• 571’de Mekke’de doğan Hz. Muhammed 610’da gelen vahiyle peygamberlik yapmaya başlamıştır.
• Mekke’nin önde gelen Kureyş kabilesi dini ve ekonomik üstünlüklerini kaybetmemek için Müslümanlara baskı yapmaya başladılar.
NOT: Hz. Muhammed’in Medinelilerle yapmış olduğu I. ve II. Akabe görüşmeleri sonucunda Mekke’de
sıkışan İslamiyet Medine’de hızla yayıldı ve hicret olayına zemin hazırlandı.
• Hz. Muhammed 622’de Mekke’den Medine’ye göç etti.
Hicret olayının birçok önemli sonucu olmuştur. Bunlar:
1. İlk İslam Devleti Medine’de kuruldu.
1. Müslümanlar güçlendi ve İslamiyet’in yayılması hızlandı.
2. Medine’de yaşayan Yahudilerle bir vatandaşlık antlaşması (Medine Sözleşmesi) imzalandı.
NOT: İslam Devletinin ilk Anayasası olan bu sözleşmeye uymayan Yahudiler zamanla şehirden çıkarıldılar.
4. Hicret olayı Hz. Ömer döneminde Hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edildi.
NOT: Bir tarım hayvancılık şehri olan Medine Hicret olayından sonra önemli bir konuma geldi.

HZ. MUHAMMED DÖNEMİ SAVAŞLARI
BEDİR SAVAŞI (624)
• Müslümanların Mekke’de kalan mallarına karşılık zengin bir Mekke kervanını vurmak istemeleri üzerine savaş çıkmıştır.
Savaşın Sonuçları Şunlardır:
1. Müslümanların ilk savaşı ve zaferidir.
2. İslam savaş hukukunun temelleri atılmıştır.
3. Medine sözleşmesine uymayan Beni Kaynuka Yahudileri şehir dışına çıkarılmıştır.

UHUD SAVAŞI (625)
• Mekkelilerin Bedir savaşının intikamını almak istemeleri sonucunda çıkmıştır.
• Müslümanlar, Hz. Muhammed’in stratejisine itibar etmedikleri için kazandıkları bir savaşı kaybetmek zorunda kalmışlardır.
NOT: Dersler alınan bir savaştır. Peygambere itaatin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Savaşı Mekkeliler
kazanmış ancak İslam Devletini yıkamamışlardır.
Savaş sonucunda Hz. Muhammed Mekkelilerle ilişki kuran Nadir Yahudilerini Medine’den çıkardı.

HENDEK SAVAŞI (627)
Hendek savaşının sebepleri arasında:
1. Uhud savaşından sonra Medine’den çıkarılan Yahudilerin Nadir kabilesi ile Medineli Yahudilerin
Mekkelilerin kışkırtması
2. Mekkelilerin İslam Devletini ortadan kaldırmak istemeleri.
İranlı Selman-ı Farisi’nin teklifi üzerine Medine‘nin etrafı hendeklerle çevrilmiş ve savunma savaşı yapılmıştır.
Hendek Savaşının Sonucunda;
1. Mekkeliler savunmaya Medineliler taarruza geçmiştir.
2. Mekkelilerle işbirliği yapan Kureyza Yahudileri şehirden çıkarıldı..
3. İslamiyet Mekke yakınlarındaki Arap Kabileleri arasında yayılmaya başladı.

HUDEYBİYE ANTLAŞMASI (628)
• Hendek savaşından sonra Hz. Muhammed hac görevi yapmak için 1500 kişi ile yola çıktı.
• Ancak Mekkeliler Müslümanların şehre girmesine müsaade etmediler.
• Sonuçta iki taraf arasında Hudeybiye Antlaşması imzalandı.
Antlaşmaya göre;
1. Müslümanlar o yıl Kabe’yi ziyaret etmeyecek,
2. İki taraf arasında 10 yıl savaş olmayacaktı,
3. Mekkelilerden reşit olmadan Müslüman olarak Hz Muhammed’in yanına gelenler iade edilecek, Mekke’ye sığınan bir Müslüman geri verilmeyecekti.
NOT: Müslümanların aleyhine olan bu maddenin uygulanmasında Medine’ye kabul edilmeyen Müslümanlar
Mekke’ye de dönemediklerinden Mekke ticaret kervanlarını vurmaya başladılar. Bunun sonucunda
Mekkeliler Hz. Muhammed’e başvurarak bu maddenin kaldırılmasını istemişlerdir.
Hudeybiye Antlaşması sonucunda:
1. Mekkeli’ler Müslümanları hukuken tanımıştır.
2. Antlaşma Müslümanların zararına gözükmesine rağmen, daha sonra olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır
3. Kureyşlilerle Müslümanlar arasındaki gerginliğin azalmasına ve İslamiyet’in Mekke’de yayılmasına sebep olmuştur.

HAYBER’İN FETHİ (629)
• Yahudilerin elinden Hayber Kalesi alınmıştır.
NOT: Bu fetih sonucunda Şam ticaret yollarının güvenliği sağlanmıştır.
• Aynı yıl Bizans’la yapılan ilk savaş olan Mute savaşı gerçekleşmiştir.
MEKKE’NİN FETHİ
• Mekkelilerin Hudeybiye Anlaşmasını bozmaları üzerine Hz.Muhammed Mekke’yi fethetti.
Mekke’nin Fethi Sonucunda:
1. Müslümanların en büyük düşmanı olan Mekke Devleti ortadan kaldırıldı.
2. Kabe Müslümanların eline geçti.
3. İslamiyet’in yayılışı hızlandı.

HUNEYİN SAVAŞI VE TAİF SEFERİ
• Müslüman olmayan Arap kabileleri üzerine yapılan seferler sonucunda Müslümanlar Huneyn savaşında Arap Kabilelerini yendiler.
• Daha sonra Taif kuşatıldıysa da alınamadı.
• Ancak bir yıl sonra Taifliler Müslüman oldular.

TEBÜK SEFERİ
• Bizans imparatorluğu Heraklius’un Arabistan üzerine yürüdüğü şekline asılsız haber üzerine Hz. Muhammed son seferi olan Tebük seferini gerçekleştirmiştir.
• Haberin asılsız olduğu anlaşılmış bazı kabileler ele geçirilerek geri dönülmüştür.

VEDA HACCI VE HZ. PEYGAMBERİN ÖLÜMÜ (632)
• Hz. Muhammed 125.000 kişi ile Veda Haccını gerçekleştirmiştir.
• Ashabına Veda Hutbesini okumuştur
Aynı yıl Medine vefat etmiştir. Kabri Ravza’yı Mutahhara denir.

KONU İLE İLGİLİ SORULAR
1. Hz Muhammed (SAV)’e Kureşliler tarafından Muhammedül Emin denilmesine rağmen Peygamberlik geldiğinde Peygamberliğini kabul etmemelerinin nedeni nedir?
2. Hz Muhammed (SAV)’İn emriyle Müslümanlar ilk olarak nereye hicret (göç) etmişlerdir?
3. Akabe Biadlarının İslamiyet’in Yayılışı açısından önemini söyleyin
4. Hicretten sonra Yahudilerle yapılan ‘’ Medine Sözleşmesinin’’ İslam tarihi açısında önemini söyleyin.
5. Kendinden sonra gelen İslam devletlerinin savaş hukukuna da giren ‘’ Savaş ganimetlerinin 1/5’nin devlet hazinesine bırakılma usulü Hz Muhammed(SAV) katıldığı hangi savaştan sonra getirilmiştir?
6. Uhud Savaşı Hz Muhammed (SAV)’in Hangi yönünü ortaya çıkartmıştır?
7. Hendek Savaşını Hz Muhammed (SAV)’in Devlet yönetiminde Hangi yönünü ortaya koymuştur?
8. Hudeybiye Barışı’nın İslamiyet’in Yayılmasına sayladığı yararları söyleyin.
9. Cizye uygulaması hangi savaştan sonra uygulanmaya başlamıştır?
10. Tebük Seferinin nedenini söyleyin?

Boşlukları tamamlayın.
1. İlk Müslüman çocuk…………….’dır
2. Hz Muhammed’ İlk inana kişi eşi……………….’dir
3. Hz Muhammed döneminde yapılan ………………………..Müslümanlar için olumsuz görünse de,olumlu sonuçlanmıştır.
4. Hicret olayının gerçekleşmesiyle ……………………………………kurulmuş oldu.
5. İslamiyet’in doğdu sırada İran da yaşayan insanlar ……………tapıyorlardı.
6. Arap Yarım Adasında putperesliğin yanında tek Allah’a inana ……………de yaşıyorlardı.
7. Hendek Savaşında Medine’nin etrafına hendek kazılma fikri İran asıllı ……………………..çıkmıştır.
8. İslamiyet’in Yayıldığı dönemde Avrupa’da ………………………dini yaygındı.
9. Çölde yaşayan ve hayvancılıkla geçimini sağlayan insanlara…………………….. denir.
10. Hindistanda siyasi birliğin olmamasının nedeni…………………………………..’dir

Aşağıdaki soruları yanına Doğru ise (D) Yanlış İse (Y) yazın
– Hz Muhammed(SAV) 571 Yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir.( )
– İlk Müslüman kadın Hz Aişe’dir.( )
– 622 yılı Hicri Takvimin başlangıcı sayılmıştır.( )
– İslam Devleti’nin İlk Anayasası Medine Sözleşmesi sayılır.( )
– Hz Muhammed (SAV)’in ilk savaşı Uhud Savaşıdır.( )
– Mekke’nin Fethinden sonra Hayber’in fethi gerçekleşti.( )
– Cizye uygulaması Hayber’in fethinden sonra başlamıştır.( )
– Tebük Seferi Hz Muhammed’in son seferidir.( )
– Mute Savaşı ile Mekkeliler Müslümanlığı kabul ettiler.( )
– Huneyin Savaşının sonuçlarından biride. Taif Şehrinin fethidir.( )
www.muhsinyazici.com

Dört Halife Devri: 632 – 661

Dört Halife Devri: 632 – 661


• Hz. Muhammed’in vefatından donra dört halife dönemi başlamıştır.
• Halifeler seçimle iş başına geldiklerinden bu döneme Hulafa-i Raşidin dönemide denmiştir.
NOT: Devletinin başkanı olan halifeler dini konuları çok iyi bildiklerinden aynı zamanda din başkanıdırlar.

HZ. EBU BEKİR DÖNEMİ (632-634)
• Halifeliğin ilk yılında:
RIDDE SAVASLARI: Rasûlüllah (s.a.s)’in vefatindan sonra dinden dönüp Islâm devletine savas açanlarin isyanlarinin bastirilmasi için yapilan askerî harekâtlar. Bu savaşlar sonunda Zekat vermek istemeyen ve dinden dönmek isteyen kabileleri itaat altına aldı.
• Yalancı Peygamberleri ortadan kaldırdı.
NOT: Böylece İslam devletinin dağılmasını önledi.
• Peygamberimiz zamanında yazılan Kuran’ı Kerim ayetleri toplanarak kitap haline getirilmiştir.
NOT: Savaşlarda pek çok hafızın şehit düşmesi üzerine heyet Kur’an-ı Kerim kitap haline getirilmiştir
• İlk kez Arap yarımadası dışında fetih hareketleri başlamıştır.
• Müslümanlar Yermük savaşında Bizans ordusunu yenilgiye uğratmışlar böylece Suriye’nin fethi için ortam hazırlanmıştır.

HZ. ÖMER DÖNEMİ (634-644)
• İslam devletinin ikinci halifesidir.
• Adaleti ve doğruluğu ile ün kazanmıştır.
• “Habur’da bir köprü üzerinde bir keçinin ayağı kırılsa hesabı Ömer’den sorulur” sözü meşhurdur.
• Döneminde Arabistan dışında fetih hareketleri hızla devam etmiştir.
1. Suriye’nin fethi Ecnadeyn savaşı (636) ile tamamlandı
2. Kudüs kuşatıldı ancak alınamadı ve kendi isteği ile teslim oldu.
3. Ürdün’ün fethi gerçekleşti.
4. İran ve Irak Sasaniler’le yapılan Kadisiye (636), Celula (637) ve Nihavent (642) savaşları ile tamamlandı.
5. El Cezire (Yukarı Mezepotamya) feth edildi.
6. Azerbaycan feth edildi böylece İslam orduları Kafkaslar ve Hazar Denizine ulaştılar.
7. 640’da Mısır feth edildi
8. Trablusgarp ve Bizans’ın bir kısmı feth edildi.
NOT: Hz. Ömer döneminde İran’ın fethi ile Türklerle Araplar komşu olmuştur.
• Hz. Ömer döneminde devlet teşkilatlanmasına büyük önem verilmiştir.
Bu amaçla;
1. Feth edilen yerler yönetim birimlerine ayrıldı büyük iller oluşturuldu.
2. İlk defa mali ve askeri divan teşkilatı kuruldu.
3. Devlet hazinesi (Beytül mal) oluşturuldu.
4. Eyaletlere kadılar gönderildi.
5. Hicri takvim kabul edildi.
6. İkta sistemi uygulanmaya başlandı.
• Hz. Ömer İranlı bir köle tarafından şehit edildi.

HZ. OSMAN DÖNEMİ(644-656)
• İslam devletinin üçüncü halifesidir.
• Libya’nın tamamı ve Tunus feth edildi.
• İslam orduları Kayseri’ye kadar geldi.
• Doğuda Horasan ve Harzem feth edildi.
• Maveraünnehir ve Kafkasya da Türklerle savaşıldı ve Hazarlar Kafkasya’daki ilerleyişi 652’de durdurdular.
• İlk İslam donanması Suriye valisi Muaviye tarafından kuruldu. Bizans donanması yenilgiye uğratıldı.
• 651’de Kıbrıs ele geçirildi ve vergiye bağlandı.
NOT: Kuran-ı Kerim çoğaltılarak ülkenin her tarafına gönderilmiştir.
• Hz. Osman döneminde mensubu bulunduğu Emevi ailesinin devlet yönetiminde etkili olmaya
başlaması tepkilere yol açtı.
• Sonuçta Hz. Osman değişik illerden gelen şikayetçiler tarafından evinde şehit edildi.
NOT: İslam Devletinde ilk iç karışıklar Hz. Osman döneminde başlamıştır.

HZ. ALİ DÖNEMİ (656-661)
• Dördüncü halifedir.
• Hz. Osman katillerinin bulunması meselesi yüzünden Muaviye, Hz.Ayşe, Talha ve Zübeyir ile arası açılmıştır.
• Cemel vakası (deve olayı) meydana gelmiş ve savaşı Hz. Ali kazanmıştır.
• Şam valisi Muaviye Hz. Ali’nin halifeliğini tanımadı.
• Sonuçta Hz. Ali ile Muaviye’nin ordusu 657’de Sıffin Savaşında karşı karşıya geldi.
• Savaşın uzaması üzerine Hakem Olayı meydana geldi. Bu gelişme iç karışıklıkları arttırdı.
• Hakem olayı sonucunda İslam dünyasında birbirine muhalif üç grup ortaya çıktı.
Bunlar;
1. Hz. Ali taraftarları (Şiiler)
2. Muaviye taraftarları
3. Hariciler
NOT: Hz.Ali başkenti Medine’den İran Kufe’ye taşımakla Medine halkının, hakem olayında halifeliğini ortaya koymakla Haricilerin desteğini kaybetmiştir.
• Hz. Ali Hariciler tarafından Kufe’de şehit edilmiştir.

KONU İLE İLGİLİ SORULAR

1.Dört Halife Dönemine Hulafa-i Raşidin denilmesinin nedenini söyleyin.
2. Halifelerin başlıca görevlerini söyleyin.
3. Hz. Ebu Bekir’in İslamiyet’in günümüze kadar aslının bozulmadan gelmesini sağlayan en önemli çalışmasını söyleyin.
4.Hz Ebu Bekir’in İlk olarak halife seçilmesinin nedenini söyleyin.
5.Türklerle Müslümanlar arasındaki savaşlar hangi halife zamanında başlamıştır?
6.İslam Devletinde ilk huzursuzluklar hangi halife döneminde başlamıştır? Nedeni söyleyin.
7.İslam Devleti hangi halife zamanında hızlı bir büyüme göstererek Kuzey Afrika’da topraklara sahip olmuşlardır?
8. Cemel Vakasının ortaya çıkmasının nedenleri nelerdir? Sonuçlarını söyleyin.
9. İslam’da ilk ayrılık hangi olayla meydana gelmiştir? Söyleyin.
10.Sıffin Savaşının İslam Tarihi üzerindeki etkilerini söyleyin.
11. İran’ın fethini tamamlayan savaşları söyleyin.
12. Hz Ömer’in İslam Devletinin teşkilatlanmasına yaptığı katkıları söyleyin.
13. Zatüs Savari deniz savaşı kimler arasında yapıldı ve bu savaşın İslam tarihi açısından önemi nedir? Söyleyin.
14.Yermük Savaşı’nın İslam Tarihindeki önemi nedir? Söyleyin.
15. Kudüs’ün Fethi’nin Müslümanlar için önemini söyleyin.

Boşlukları doldurun
1. Hz.Ali başkenti Medine’den İran Kufe’ye taşımakla ………………………., Hakem Olayında halifeliğini
ortaya koymakla …………………………. kaybetmiştir.
2. İslam Devletinde ilk iç karışıklar ………………………… döneminde başlamıştır.
3. ……………………….Kuran-ı Kerim çoğaltılarak ülkenin her tarafına gönderilmiştir.
4. ………………………..Savaşlarda pek çok hafızın şehit düşmesi üzerine heyet Kur’an-ı Kerim kitap haline getirilmiştir
5…………………………… İran’ın fethi ile Türklerle Araplar komşu olmuştur.

Yandaki bölüme verilen cümle doğru ise D yanlış ise Y yazın
• Halifeler seçimle iş başına geldiklerinden bu döneme Hulafa-i Raşidin dönemide denmiştir. ( )
• Hz Ebu Bekir Döneminde Peygamberimiz zamanında yazılan Kuran’ı Kerim ayetleri toplanarak kitap haline getirilmiştir. ( )
• İlk İslam donanması Suriye valisi Yezid tarafından kuruldu. ( )
• Hz Ali adaleti ve doğruluğu ile ün kazanmıştır. ( )
• Hz Ali’nin Hz. Osman katillerinin bulunması meselesi yüzünden Muaviye, Hz.Ayşe, Talha ve Zübeyir ile arası açılmıştır. ( )

www.muhsinyazici.com 

Emeviler: 661 – 750

Emeviler: 661 – 750


• Hz Ali’nin şehit edilmesiyle Muavi’ye kendisini halife ilan etti.
• Muaviye döneminde İstanbul ilk kez Araplar tarafından kuşatıldı, ancak alınamadı.
• Muaviye halifeliği sırasında oğlu Yezit’i kendisine veliaht ilan etti.
NOT: Muaviye döneminde halifelik babadan oğula geçen bir saltanat haline dönüştü.
• Yezit döneminde Kerbela olayı meydana geldi. Hz Ali’nin oğlu Hz Hüseyin ve yanındakiler Kerbela’da Yezidin askerleri tarafından şehit edildi.(680)
NOT: Kerbela olayı İslam dünyasında büyük yankılar uyandırdı ve İslam dünyasında kesin ayrılıklara sebep
olmuştur.
• Emeviler ‘in en parlak dönemi Abdülmelik dönemidir.
• Bu dönemde Arapça resmi dil haline getirildi.
• İlk İslam parası basıldı.
• İslam posta teşkilatı kuruldu.
NOT: Abdülmelik’ten önceki halifeler para bastırmışlardır. Ancak bu paralar Bizans ve Sasaniler tarzında
basılmış paralardı.
• Halife Velid döneminde Tarık bin Ziyad İspanya’yı fethetti.
• Ömer bin Abdülaziz Emevilerin en adaletli halifesidir.
• 732’de Müslümanların Avrupa’daki ilerlemesi Puvatya savaşı ile son bulmuştur.
NOT: Emevilerin; Halifeliği saltanat haline getirmeleri, Arapları diğer Müslümanlardan üstün görmeleri hem
diğer kabilelerin hem de Türk ve İran gibi ulusların tepkisine yol açmıştır ve bu dönemde Türkler İslamiyet’e sıcak bakmamışlardır.
NOT: Emeviler her geçtikleri yerleri İslamlaştırmışlar ayrıca İran ve Türkistan dışındaki bölgeleri de Araplaştırmışlardır.
• Sonuçta Horasan’daki Abbasi gizli teşkilatının lideri Ebu Müslim isyan etmiş, zayıflayan Emevilere Abbasiler son vermişler, Emevi ailesinin Abdurrahman adında bir prensi dışında tüm Emevi ailesini öldürmüşlerdir.
NOT: İspanya’ya kaçan Abdurrahman burada Endülüs Emevi Devletini kurmuş ve kendisini halife ilan etmiştir.
NOT: Emevilerin izlediği Arap milliyetçiliği politikası İslamiyet’in diğer milletler arasında yayılmasını yavaşlatmıştır.

ABBASİLER (1750-1258)
• Ebu Abbas tarafından kurulmuştur
• Ebu Cafer Mansur’un halifeliği döneminde Bağdat şehri kuruldu.
NOT: Bu dönemde Helenistik döneme ait eserler Arapça’ya tercüme edilmeye başlandı.
• Abbasilerin en görkemli dönemi Harun Reşit zamanıdır.
NOT: Harun Reşit dönemi Binbir Gece Masallarına konu olmuştur.
• Halife Memun Felsefeye önem verdi.
• Mutasım döneminde Türkler Abbasi devletinde önemli görevler almaya başladılar.
• Mutasım döneminde Türkler için Samarra şehrini kurmuş ve Türkleri buraya yerleştirmiştir.
NOT: Mutasım bu şekilde davranarak Türklerin Araplarla kaynaşarak savaşçılık özelliklerinin kaybolmasını önlemek istemiştir.
• Ayrıca Abbasiler Bizans saldırılarına karşı sınırları korumak için Avasım adı verilen şehirleri kurmuşlardır.
• Abbasiler devletinin zayıflaması ile ortaya çıkan Tevaif-i müluk adı verilen küçük devletçikler çıkmıştır.
• 1258’de Moğol İlhanlı Hükümdarı Hülaga Bağdat’ı alarak Abbasi devletine son verdi.
NOT: Kaçan Ahmet adında bir şehzade Memlükler’e sığınarak Abbasi halifeliğini Memlük çatısı altında devamını sağlamıştır ve bu duruma Yavuz’un Mısır seferine kadar devam etmiştir.

Emevilerle Abbasileri karşılaştırdığımızda;
a. Emeviler Arap milletçiliği politikası izlerken, Abbasiler Arap olmayan milletler eşit
davranmışlardır.
b. Emeviler kendilerine Bizans devlet sistemini örnek alırken Abbasiler Sasani sistemini örnek almışlardır.
c. Abbasiler vezirlik makamını kurmuşlardır
NOT: Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey Abbasi halifesini Şii Büyeyhoğulları tehlikesinden kurtarmış ve Türklerin halifelik otoritesi üzerindeki gücü artmıştır.
NOT: Emevilerle Abbasileri birbirinden ayıran en önemli fark Emevi devletinin Arap devleti olmasına karşılık Abbasilerin tam bir İslam devleti özelliği göstermesidir.

ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ
• Emevi ailesinden Abdurrahman tarafından İspanya”da kurulmuştur.
• III. Abdurrahman Abbasilerden ayrı olarak halife ünvanını kullanmıştır.
NOT: Bu dönemde Abbasi, Endülüs Emevileri ve Şii Fatımi Devleti aynı zamanda halifelik unvanını kullanmışlardır. Bu durum İslam dünyasında siyasi birliğin olmadığının göstergesidir.
• Endülüs Emevileri sınırları genişletmek yerine bilim ve kültüre büyük önem vermişler ve Kurtuba dünyanın en önemli kültür merkezlerinden birisi olmuştur.
• Endülüs Emevileri 1031’de yirmi kadar Tevaif-i Müluk’a ayrılarak yıkıldı.

BENİ AHMER DEVLETİ (1232-1492)
• Endülüs Emevilerinin yıkılması ile kurulan devletlerden en uzun ömürlüsü oldu.
• Başkent Gırnata olan bu devlete Gırnata Devleti de denir.
• İspanyada siyasi birliğinin sağlanması üzerine Beni Ahmer Devletine son verilmiş, Müslüman ve Yahudiler katliama uğramıştır. İslam eserleri tahrip edilmiştir.
NOT: Osmanlı tahtında bulunan II. Bayezıt, Cem Sultan meselesinden dolayı gerekli tepkiyi ortaya koyamamış, az sayıda Müslüman ve Yahudinin kurtarılmasını sağlanmıştır.

KONU İLE İLGİLİ SORULAR
1.Hz Muaviye ile Hz Ali (Keremullahiveche)’in Arasının açılmasının nedenlerini söyleyin?
2. İstanbul hangi İslam devleti zamanında ilk kez kuşatılmıştır?
3. Kerbela olayını çıkmasının temel nedeni nedir?
4. İlk İslam parası kim zaman basılmıştır? Söyleyin
5. İspanya’nın fethi kim tarafından gerçekleştirilmiştir? İslam ordularının Avrupa’daki ilerleyişi hangi savaştan sonra durmuştur?
6. Emeviler döneminde İslamiyet geniş coğrafyalar yayılmış olmasına rağmen İslam dinin oradaki toplumlar arasında yayılmamasının temel nedeni nedir? Söyleyin.
7.Emevilerin Horasanda ilerleyişini durduran Türk devleti hangisidir? Söyleyin.
8.Arap milliyetçiliği politikasının Emevilerin yıkılmasına etkisini açıklayın.
9.İspanyaya kaçan Emevi prensi Abdurrahman’nın İspanyadaki faaliyetlerini açıklayın.
10. Bağdat Şehrinin kurucusu kimdir?
11. İslamiyet’in Helenizm döneminin eserlerini incelediği dönem hangisidir?
12. Türklerin İslamiyet’e girişini hızlandıran savaş hangisidir? Söyleyin.
13. Abbasi halifesi Mutasım’ın Samarra şehrini kurmasındaki amacını açıklayın.
14. Tevaif-i müluk ne demektir?
15. Abbasi devleti hangi devlet tarafından yıkılmıştır.

Aşağıdaki boşlukları doldurun
1. Muaviye döneminde ……………. ilk kez Araplar tarafından kuşatıldı
2. Muaviye döneminde ………………. babadan oğula geçen bir …………………..haline dönüştü.
3. Emeviler ‘in en parlak dönemi …………………… dönemidir.
4. Halife Velid döneminde …………………………… İspanya’yı fethetti
5. Endülüs Emeviler döneminde ……………………….. bilim ve kültür merkezi olmuştur.
Aşağıdaki soruların yanına doğru ise D yanlış ise Y yazın
1. Beni Ahmer Devletinin yıkılmasına Osmanlı tahtında bulunan II. Bayezıt, Cem Sultan meselesinden dolayı gerekli tepkiyi ortaya koyamamış ( )
2. Abbasiler halifelik makamını kurmuşlardır ( )
3. Emevilerle Abbasileri birbirinden ayıran en önemli fark Emevi devletinin Arap devleti olmasına karşılık Abbasilerin tam bir İslam devleti özelliği göstermesidir. ( )
4. Abbasilerin en görkemli dönemi Mutasım zamanıdır ( )
5. 732’de Müslümanların Avrupa’daki ilerlemesi Puvatya savaşı ile son bulmuştur( )
 www.muhsinyazici.com

İslam Kültür Ve Medeniyeti

İslam Kültür Ve Medeniyeti

• İslam kültür ve medeniyetinin oluşmasında çevre kültür ve medeniyetlerin büyük etkisi olmuştur.
 

1. Eski Yunan Kültürünün Etkisi:
• Müslümanlar ele geçirdikleri şehirlerdeki Yunanca yazma eserleri incelediler.
• Harun Reşit, Bizans İmparatorundan Yunanca eserler istemiştir. Bu eserler Arapça’ya tercüme edilmiştir. (Tercümeler Devri) Halife Me’mun Bağdat’ta Beytü’l Hikme’yi kurdu.
NOT: Yunanca’dan Arapça’ya çevrilen eserler genellikle tıp, matematik ve felsefeye ait eserlerdi.
NOT: Bizans sanatı bilhassa mimaride önemli katkılar sağladı.

2. Eski Hint Kültürünün Etkisi:
• Hint kültürünün etkisi daha çok matematik ve geometri alanında olmuştur.
• Hint rakamları İslam dünyasına girmiştir.
• Onlu sistem’de Hindistan dan alınmıştır.

3. İran Kültürünün Etkisi:
• İran etkisi daha çok edebiyat ve güzel sanatlarda oldu.
• İran aracılığı ile Arapça ya kazandırılan ilk eser Kelile ve Dimne’dir.
NOT: İslam medeniyetinin gelişmesinde eski Yunan, Hellenistik, Bizans, Hint, İran kültür ve medeniyetlerinin etkileri olmuştur.

1.DEVLET YÖNETİMİ
• Müslümanlar Medine’de İslam Devletini kurdular.
• Hicretten bir yıl sonra Medine’de halkın görüşleri alınarak Medine sözleşmesi adı verilen ilk yazılı anayasa hazırlandı.
NOT: Yahudilerle Müslümanlar arasında eşitlik sağlayan bu ana yasaya uymayan Yahudiler zamanla Medine’den çıkarıldı.
• İlk dört halife seçimle belirlendiler ve din ile dünya işleri birlikte yürüttüler.
• Halifeler “Şura” denilen bir meclise danıştılar.
• Hz. Ömer döneminde fetihlerle sınırların genişlemesi sonucunda yeni görevler ve görevlilere ihtiyaç duyuldu.
• Divan adı verilen teşkilat mali dengeyi sağlamak, nüfus tespiti yapmak ve defterleri düzenlemekle görevliydi
• Emeviler döneminde halifelik saltanata dönüştü.
• Bu dönemde gösterişli bir hayat tarzı başladı.
• Posta teşkilatı bu dönemde kuruldu.
• Abbasiler halifeye yardımcı olması için vezirlik makamını kurdular.
NOT: Divan teşkilatında asıl fonksiyonları bu dönemde çıktı ve devlet işleri burada görüşüldü.
• Ayrıca Divan-ı İnşa (yazı işleri), Divan-ı Arzulceyş (askerlik), Divanı Haraç (maliye) oluşturuldu.

2.DİN VE İNANIŞ
• İslam Dini Müslümanların hayatlarını düzenleyen bir hukuk sistemi’de getirmiştir.
• İslam hukukunun kaynağı Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamberin söz ve davranışlarından oluşan Sünnettir. Zamanla ortaya çıkan problemler İcma ve Kıyas yoluyla çözülmüştür.
NOT: İslam dini putperestliği tamamen ortadan kaldırmasına rağmen Ehli kitaba geniş hürriyetler getirmiştir. Bu uygulama Hz. Muhammed’in Yahudilerle yaptığı ilk antlaşmayla başladı ve daha sonraki yüzyıllarda da devam etti.

3. SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT
• İslam dinine göre bütün Müslümanlar eşit olmalarına rağmen Emeviler döneminde halk sınıflara ayrılmıştır
• En üst sınıf Müslüman Araplar; ikinci sınıf Arap asıllı olmayan Müslümanlar (Mevali), Üçüncü sınıf ehli kitap sahibi Zımmiler, dördüncü sınıf kölelerdi.
• Abbasiler Arap milliyetçiliği politikası izlememişlerdir.
NOT: Bu dönemde Arap olmayan bilim ve düşünce adamları yüksek kültürleriyle Araplardan üstün olduklarını iddia ettiler. Şuubiye hareketi denilen bu akım çeşitli milletlerin kültürleri hakkında orijinal eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
• Türklerin Özellikleri adlı eser bu türdendir.
• Müslümanların köle edilmesi yasaktı.
• İslam devletinde ekonomik hayat ticaret, sanayi, tarım ve hayvancılığa dayanıyordu.
• Devlet gelirli Beyt’ül mal denilen devlet hazinesinde toplandı.
• Devletin başlıca gelir kaynakları; Müslümanlardan alınan toprak vergisi öşür, Gayrimüslimlerden alınan toprak vergisi Haraç, sağlıklı Gayrimüslimlerden alınan askerlik görevi karşılığındaki Cizye, zekat, sadaka, savaşlarda elde edilen ganimetin 1/5’i olan pençik, hayvan vergileri, maden, orman, tuzlardan ve gümrüklerden alınan vergiledi.
• Toplanan gelirlerle ordunun masrafları, bayındırlık işleri, hayat kurumlarına, yardıma muhtaç kişilere ve devlet memurlarına harcanırdı.
• Büyük devlet memurlarına maaş yerine arazi verilirdi.
• İpek ve Baharat yolu üzerindeki şehirler önemli ticaret merkezi haline gelmişlerdir.

4. YAZI, DİL VE EDEBİYAT
• İslamiyet’in yayılmaya başlamasıyla Arap Alfabesi’de yayıldı ve İslam ülkelerinin ortak alfabesi haline geldi.
• Emevi halifesi Abdulmelik Arapçayı resmi dil haline getirdi ve zamanla bilim ve kültür dili haline geldi.

5.BİLİM VE SANAT
• İslam Devletinde bilim iki bölüme ayrılmıştır.
1- İslami bilimler: Tefsir (Kur’an ayetlerinin yorumlanması), Kıraat (Kur’an’ın doğru okunması ), Hadis (Hz Muhammed’in sözleri), Fıkıh (İslam hukuku), Kelam(İslamın esasları ve delilleri)
2- Akli bilimler(pozitif bilimler):Tıp, Matematik, Kimya, Felsefe ve astronomidir.
• Ayrıca Tarih, Coğrafya ve fizik alanında önemli eserler ortaya çıkmıştır.
• Cabir ibn-i Hayyan modern kimyanın kurucusu oldu.
• İbn-i Sina’nın Kanun adlı tıp kitabı yüzyıllarca Avrupa’da ders kitabı olarak okutuldu.
• Halife Mem’un döneminde beytül hikme adlı ilk yüksek öğretim kurulu açıldı .(830)
• Endülüs Emevilerin’de Kurtuba medresesi Hıristiyan öğrencilerinde eğitim gördüğü bir yerdi.

KONULU İLE İLGİLİ SORULAR
1. Harun Reşit dönemine tercüme devri denmesinin nedenini söyleyin.
2. İslam medeniyetini etkileyen medeniyetleri söyleyin.
3. İslam devleti hangi olayla kurulduğu kabul edilir? Söyleyin
4. İslam devletinde divan teşkilatının görevlerini söyleyin.
5. İslam devletlerinin hangisiyle birlikte Halifelik makamı saltanatlaşmıştır? Söyleyin.
6. İslam devletinin başlıca gelir kaynaklarını söyleyin.
7. Beyt’ül mal nedemektir? Söyleyin.
8. İslam inancının ana kaynakları nelerdir? Söyleyin.
9. Beytül Hikme nedir? En önemli özelliğini söyleyin.
10. Kurtuba mescidinin en önemli özelliğini söyleyin?

Boşlukları doldurun
• Müslümanlar ele geçirdikleri şehirlerdeki ……………………….. eserleri incelediler.
• Halife Mem’un döneminde …………………………. adlı ilk yüksek öğretim kurulu açıldı
• Emevi halifesi Abdulmelik …………………..resmi dil haline getirdi ve zamanla bilim ve kültür dili haline geldi.
• İran etkisi daha çok ……………………………………… sanatlarda oldu.
• Büyük devlet memurlarına maaş yerine ………………………verilirdi.
Yandaki bölüme verilen cümle doğru ise D yanlış ise Y yazın
• İslam devleti sayı sistemini Hindistan dan aldılar. ( )
• İbn-i Sina’nın Kanun adlı hukuk kitabı yüzyıllarca Avrupa’da ders kitabı olarak okutuldu ( )
• Emevi halifesi Abdulmelik Arapça’yı resmi dil haline getirdi. ( )
• Arap olmayan bilim ve düşünce adamları yüksek kültürleriyle Araplardan üstün olduklarını iddia ettiler. Bu harekete Şuubiye hareketi denildi. ( )
• İlk dört halife baba’dan oğul’a geçen saltanat sistemiyle belirlendiler ve din ile dünya işleri birlikte yürüttüler.

www.muhsinyazici.com

Anadolu Selçukluları Kuruluş Dönemi

Anadolu Selçukluları Kuruluş Dönemi

Anadolu Selçukluları Kuruluş Dönemi: Anadolu Selçuklu Devleti, Kutalmışoğlu Süleyman tarafından iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı olarak İZNİK başkent yapılarak kurulmuştur.

Abbasi Halifesi’nin gönderdiği “Menşur” sonrası 1077’de bağımsızlık ilan edilerek, Büyük Selçuklulara bağımlılıktan kurtuldular.

Süleyman Şah batıda Bizans yönünde genişleme siyaseti uyguladı, Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş’la yaptığı savaşı kaybederek öldü (1086).

Süleyman Şah’ın bağımsızlığına tepki gösteren Büyük Selçuklu Sultanı, onun çocuklarını (Kulan Aslan-l. Kılıç Aslan) başkentine götürdü. Babalarının Ölümünden sonra I. Kılıç Aslan 1092’de İznik’e gelip devletin başına geçti. 1086-1092 yılları bir nevi fetret (belirsizlik) dönemidir

www.muhsinyazici.com

Yeniçağda Türk Devletleri

Yeniçağda Türk Devletleri

  • Memlük Devleti
    Kuruluş: 1250
    Yıkılış: 1517
  • 2- Karamanoğulları
    Kuruluş: 1256
    Yıkılış: 1483
  • 3-II. Dönem Anadolu Beylikleri(Osmanlı hariç)
    Kuruluş: 1256Kaynakwh:
    Yıkılış: 1608
  • 4- Osmanlı İmparatorluğu
    Kuruluş: 1299
    Yıkılış: 1922
  • 5-Akkoyunlu Devleti
    Kuruluş: 1350
    Yıkılış: 1502
  • 6-Timur İmparatorluğu
    Kuruluş: 1370
    Yıkılış: 1507
  • 7-Karakoyunlu Devleti
    Kuruluş: 1380
    Yıkılış: 1469
  • 8-Kazan Hanlığı
    Kuruluş: 1437
    Yıkılış: 1552
  • 9-Kırım Hanlığı
    Kuruluş: 1440
    Yıkılış: 1475
  • 10- Kazak Hanlığı
    Kuruluş: 1465
    Yıkılış: 1737
  • 11-Safevi Devleti
    Kuruluş: 1502
    Yıkılış: 1736
  • 12-Babür İmparatorluğu
    Kuruluş: 1526
    Yıkılış: 1858

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.