Muhsin Yazıcı

Kategori -Yaşama Dair Öyküler

Yaşlı Bir Baba…

Yaşlı bir baba…

Kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş…

Bir gün canı yaprak döneri çok çekmiş. Babasının isteğini fark eden oğlu, almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş… Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş… Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu elleri titrediği için lokmayı ağzına götürmek istediği her seferinde üzerine dökmüş, yağı sakalına damlamış… Devamı…

Ne söylediğiniz değil, Nasıl Söylediğiniz Önemlidir

Padişah, bir gece rüyasında tüm dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür. Sıkıntı içinde uyanır. Vezirini çağırıp sarayın rüya tabircisinin hemen huzuruna getirilmesini buyurur.

Uyku sersemi tabircibaşı yanına gelince, padişah düşünü anlatıp sorar:

“Tabircibaşı, bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele bir söyle.” Devamı…

Günün öyküsü: İnsan olmayı öğretiyoruz

Üzmüşler çocuğu, diğer çocuklar.

-“Senin baban çöpçü, sen de pis kokuyorsun” demişler.

Vicdan duygusu tam gelişmemiştir okul öncesi çocuklarında. Zaman zaman böyle acımasız olabilirler. Sonuçta hepsi çocuk işte. Kırmışlar yavrucağın kalbini. Çocukların güzel yanıdır gönülleri, kırılsa da çok, hemen toparlanmaya meyillidir. Yetişkinlere benzemez, kin gütmezler.

Konuştum babayla. Çok üzüldü, çocuğunun üzülmesine. Dağ gibi adam gözyaşlarını ilk kez ayırdı gözlerinden belki de.

-“Üzülmek yetmez dedim, bir planım var. Dahil olur musun?” Devamı…

Yaşama dair…

Sahip olduğunuz bilinç size neyi hak görüyor?
Adil yaşamayı, herkes kadar mutlu olmayı ya da herkesten fazla?
İyi bir ölümü hak ettiğinizi belki… Sizinle aynı dünyada nefes alan diğer canlılardan daha mı fazla hak sahibiyiz?
Her nefes alışınız da dünyaya geliş amacınızı sorgular mısınız?
Elinizdeki hayatın aslında daha iyi olabileceğine dair şüpheleriniz var mı mesela?
Hayat sizi tam olarak istediğiniz yere mi bıraktı, yoksa siz de kaçacak delik mi arıyorsunuz?

Muhsin YAZICI

Haftanın Öyküsü: Ardında rüzgâr çözen atlar

Haftanın Öyküsü: Ardında rüzgâr çözen atlar

Aradan yıllar geçip de bahçemiz çok katlı yeni binalar arasında inci gibi dururken rantçıların gözü de bahçemizde kaldı. Kocaman bir site yapmak için bizim evi de mutlaka almaları gerekliydi

Bayramın ilk günü, sabah. Ceplerim mahalleden topladığım şekerlerle dolu.

-‘’Bobi gâh gâh gâh,’’ diye bahçe kapısından kan ter içinde içeri girdiğimde dedem neredeyse ayaklarını kıracak kadar esnetip meşe ağacına dayadığı plastik sandalyesinden doğrularak sordu:
-“Ulen Cavit nerden buldun len bu iti?”
-“Dere yolunda peşimi takıldı dede.”

Devamı…

Kelimelerin Sihri

Kelimelerin Sihri

Bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “doğuştan kör” yazılıymış.

Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir “reklamcı” bunu görmüş. Tabelayı almış arkasna bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.

Ne olduysa olmuş… Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, durmadan para atmaya…

Bir cümle yetmiş, onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına…

“Güzel bir bahar günü… Ama ben baharı göremiyorum..”

www.muhsinyazici.com

Pahom zengin olmak ister

Pahom zengin olmak ister

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.

Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir.

Devamı…

Günün öyküsü: Anne olmak

Günün öyküsü: Anne olmak

Japonya’da olan bir depremde kurtarma ekibi genç bir kadının yaşadığı enkaza ulaşırlar. Yıkıntıların arasında kadının cesedine ulaşırlar. Kadının enkaz altındaki pozisyonu biraz ilginçtir sanki ellerinde bir şey tutarak iş yaparken dizlerinin üzerine çokmüş haldedir. Bu esnada sanki ev üzerine yıkılmış gibidir. Kurtarma ekibinin lideri yine de canlı olma ümidi ile kadına ulaşmaya çalışır, maalesef kadın çoktan ölmüştür.

Ekip oradan başka bir enkaza hareket etmek üzere iken bir sebepten dolayı ekip lideri açtığı delikten içeri doğru kadının cesedinin altına doğru bakar ve seslenir ! “bir çocuk!..bir çocuk var!” der.
Ekip uzun bir çalışmadan sonra çiçekli bir battaniye içinde ölü kadının cesedinin altında 3 aylık bir çocuk bulurlar. Kadın son bir hamle ile çocuğunu kurtarmak için bedenini ona siper yapmıştır. Ekip çocuğa ulaştığında hala bebek uyumaktadır.

Doktor çabucak gelir ve çocuğu muayene eder.
Battaniyeyi açtığında içinde bir cep telefonu bulur. Ekranda yazılı bir mesaj vardır. mesajda şu yazıyordur!..

” Eğer kurtarıldıysan, seni sevdiğimi hatırla!”

www.muhsinyazici.com

Hukuk fakültesinde hukuk konuşmak yasak

Hukuk fakültesinde hukuk konuşmak yasak

Yeni Cami’nin önünden geçen Bekri Mustafa’yı cemaat yakalamış ve:

-‘İmam ortalıkta yok, şu mevtanın cenaze namazını kıl’ demişler.

Zorda kalan Bekri Mustafa teklifi kabul etmiş ama cenaze namazından önce musalla taşında mevtanın kulağına eğilerek bir şeyler söylemiş. Namazı kıldırdıktan sonra cemaat Bekri Mustafa’ya teşekkür etmiş ve mevtanın kulağına ne söylediğini sormuşlar.

Devamı…

Tereyağı satan yaşlı amca…

Tereyağı satan yaşlı amca…

Yaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyordu, kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor, onunla geçiniyorlardı. Bakkal adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu. Ancak bir gün acaba dedi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş yapmam dedi.

Devamı…

Seyir halinde bir gemi…

Bir öğretmen, derslerinden birinde şu hikayeyi anlatır:

Seyir halinde bir gemi…

Yolcular, güverteye çıkmışlar eğleniyorlardı…

Ancak, işler her zaman yolunda gitmez!..

Gemi, aniden bir kazaya uğradı ve denizin derinliklerine doğru batmaya başladı…

Güvertedeki yolcuların arasında evli bir çift bulunuyordu, korku içinde can havliyle kurtarma botuna doğru koştular…

Devamı…

Dürüstlük Çiçeği

Dürüstlük Çiçeği

Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu. Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı. Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak istedi. Annesinin uyarılarını dinlemedi, çünkü sevdiği adamı bir kere bile olsa yakından görmek onu mutlu edecekti.

Devamı…

Yaşama dair öyküler: Hocam…

Yaşama dair öyküler: Hocam…

Soğuk bir Aralık sabahı Çapa’daki odasının kapısından içeri giren, üniversiteyi bitireli birkaç yıl olmuş genç bir biyologdu. Kapıyı iki kere çaldıktan sonra kafasını uzattı.

-“Hocam müsait misiniz? Biyoloji Bölümü’nden Avni Bey gönderdi beni… Aramıştı sizi…”

-“Hatırladım, hatırladım. Melanoma (cilt kanseri) genetiği ile ilgili çalışıyormuşsun, gel içeri gel…

Devamı…

Günün öyküsü: Önemli olan…

Günün öyküsü: Önemli olan…

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

Devamı…

Bir anı…

Bir anı…

“Bursa Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:

-“Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?” der.

Nazım’ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım’ı tepeden tırnağa süzer ve:

Devamı…

Günün öyküsü: Bardağı yere bırakmak

Günün öyküsü: Bardağı yere bırakmak

Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.
Öğrenciler, ’50 gr!’ …. ’100 gr!’ …. ’125 gr’ yanıtın verdiler.
“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:“
Ama, benim sorum şu:
Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
– Hiçbir şey

Devamı…

Gordion’da kör düğüm…

Gordion’da kör düğüm

Polatlı çevresinde Gordion adlı bir kentin kalıntıları vardır. Bu mitolojik kentle ilgili bir çok efsaneler anlatılır:

Efsane bu ya, sakın olur mu olmaz mı demeyin. Lidya Kralı Midas zamanında geçen efsanede kentin yönetici seçimi vardır.  O zamanın Gordion kentinin ünlü alimi bir kehanette bulunur.  Kentin ve ülkenin gelecekte kralı olacak kimse bu gece yarısına doğru saman yüklü bir arabayla kente girecektir.

Devamı…