Muhsin Yazıcı

Kategori -Yörük Fıkraları

Bebek ve öğretmen

Bebek ve öğretmen 

Öğretmen okulunu yeni bitiren bir öğretmen tayin olduğu köye giderken bir yörük köyüne misafir olmuş.

Konakladığı evin beyi, kendisine her türlü ikramda bulunmuş. Ağırlamış ve sohbetinden pek hoşnut kaldığı için ona demiş ki:

Devamı…

Kepeneğin İpi Yağmurluk bir havada keçisini kaybeden yörük abisiyle birlikte keçiyi aramaya gider. Y

Kepeneğin İpi

Yağmurluk bir havada keçisini kaybeden yörük abisiyle birlikte keçiyi aramaya gider. Yağmurdan korunmak için de kıl çuvaldan kepenek giyerler.

Bizim yörük çuvalın iplerini düreleyerek bağlar. Fakat haberi olmadan ipin biri çözülür.

Yolda giderken tam mezarlığın önünden geçerken birden ip bir taşa takılır.

Yörük ilerlemek için adım attığı sırada ip arkadan onu geri asılır.

www.muhsinyazici.com

Durum ile Dürüm

Durum ile Dürüm

Yörük obası yayladayken Hatçe ana çadırının önünde tek başına ekmek yaparken dorum kayboldu haberi gelir. Hatçe ana hemen sacı kaldırır.

Tam aramaya gideceği sırada köyden Mehmet adlı genç gelir.

Hatçe ana gence dönerek:

– Mehmet oğlum benim dorumumu gördün mü? diye sorar.

O da:

– Yok görmedim Hatçe ana sen ekmek mi yaptın? diye sorunca Hatce ana da

“canı çekmiştir” diye düşünerek ona dürüm hazırlar.

Kuru yemesin yağ da süreyim diye düşününce biraz oyalanır.

Bunun üzerine Mehmet:

– Hatçe ana acele et dürümden de olucan dorumdan da, der.

Kadir Akdemir

www.muhsinyazici.com

Ferman

Ferman

Osmanlı zamanında padişahın güzel bir atı varmış. Atını çok severmiş ve bir

gün ferman verir:

– “Kim bir gün atın öldü diye gelirse onun kellesi uçurula” der.

Gün gelmiş at hastalanıp ölür.

Padişaha söylemeye kimse cesaret edemez. Yörük cesaretli olduğu için “ben söylerim” der ve padişahın huzuruna gelir:

– Padişahım senin sevdiğin at uzanmış, ayaklarını da uzatmış, gözlerini de kapatmış yatıyor, der.

Bunun üzerine padişah:

– Desene benim at öldü, deyince yörük:

– Padişahım onu da sen söyledin, der.

Abdülkadir Kocakaya

www.muhsinyazici.com

Sünnet mi Farz mı?

Sünnet mi Farz mı?

Bir gün Yörüğün biri Cuma namazına denk gelir.

“Herkes giriyor camiye ben

de bir gireyim” diye düşünerek girer.

Merak eder ve yanındaki adama eğilerek

sessizce sorar:

– Arkadaş sünnet mi kılıyorsunuz farz mı?

Adam namazını bozmamak için yanıt vermeyince Yörük sinirlenerek:

– Farzsa farz, sünnetse sünnet be bu köylüler zaten fesattır, der.

Abdülkadir Kocakaya

www.muhsinyazici.com

Kara Dede

Kara Dede

Yörüğün biri Cuma namazına denk gelmiş.

-“Herkes giriyor ben de bir gireyim bakayım” deyip camiye girer.

O sırada hoca cemaate vaaz veriyormuş.

Sırattan, cennetten cehennemden bahsederken. Sessizce dinleyen yörük dayanamayıp

el kaldırarak hocaya:

– Hoca sıratın dolanılacak yeri var mı? diye sorar.

Hoca da:

– Yok, deyince yörük:

– Öyleyse Kara Dedeni cup belle, diye yanıt verir.

Abdülkadir Kocakaya

www.muhsinyazici.com

Urgan hesabı

Urgan hesabı

Bir gün zengin bir yörük vefat eder. Ölen adamın oğulları da fakir bir yörüğe

para vererek birkaç günlüğüne babalarının mezarını beklemesini isterler. Fakir yörük

günün birinde urgan çalmıştır. Bunu aklından hiç çıkartamaz.

Gece mezarın başında uyurken çaldığı urganın kabusunu görmeye başlar.

Sabaha kadar çaldığı urganın hesabını bir türlü veremez. Korkuyla kaçarak zengin

oğulların yanına gelir:

– Ben sabaha kadar bir urganın hesabını veremedim. Babanız onca paranın

hesabını nasıl verecek bakalım? Diye sorar.

İbrahim Kılınç

46. SU TAVUĞU

İki yörük birbirleriyle sohbet ederken biri diğerine sorar:

– Ne zaman yıkanıyon arkadaş? diğeri cevap verir:

– Bir yaylaya çıkarken, bir de inerken. Bunun üzerine diğer yörük:

-Oha be! Su tavuğumu oldun be mübarek. Adam bir doğduğunda, bir de

öldüğünde yıkanır, der.

Mehmet Efe

47. BONKÖR YÖRÜK

Yörüğün biri odun satıyormuş. Odunları satıp, paraları cebine koyup tam

köyüne giderken yolda bir düğüne rastlar. Dayanamayarak düğüne sapar, yer içer,

oynayanlara para çevirir…derken cebinde parası kalmaz. Evine beş parasız varır.

Hanımı parayı sorduğunda da yörük başlar oynamaya ve karısına dönerek şöyle der:

– Bunları para verdim de öğrendim hanım!

www.muhsinyazici.com

Yavan Pekmez

Yavan Pekmez

Yörüğün biri bir gün çarşıya iner, gezinirken fırından bir tane somun ekmeği

alır. Katık ararken, köşede ayakkabı diken ayakkabıcıyı görür. Ayakkabıcının kösele

suyunu pekmez zanneden yörük ayakkabıcıya dönerek:

– Yeğen şu pekmezinden bir bangunutluk verir misin? diye sorar. Uyanık

ayakkabıcı hemen:

– Tabi ki amca, der ve pekmez diyerek kösele sunundan biraz verir. Yörük bir

köşeye çekilerek aldığı kösele suyuna ekmeğini bandırarak yemeye başlar. Onu

114

izleyen ayakkabıcı da kıs kıs güler. Ekmeğini bitirip elinin tersiyle ağzını sildikten

sonra karnı doyan yörük ayakkabıcıya dönerek:

– Bana bak yeğen bu Yörük pekmezden anlamadı diye kıs kıs gülüyordun

görmedim sanma; ama pekmezin yavandı, der.

İbrahim Kılınç

www.muhsinyazici.com

Köylü Gelin

Köylü Gelin

Yörük obasının biri yaylaya göç ederken mola verdikleri köyün birinde

obadan genç bir çocuk köyden genç bir kızı iğfal eder. Oba geri dönerken kız

yollarını keser ve gence:

– Ben hamileyim, der. Bunun üzerine oğlan hemen babasının yanına

giderek:

– Baba ben köyden bir kızı hamile bıraktım onu alacağım, der. Babası:

– Oğlum köylü kız bize ayak uyduramaz, gel vazgeç, der. Fakat oğlan

kararında kararlıdır. Babası:

– Oğlum şimdi olmaz bari kışın alalım, dese de oğlanı ikna edemez ve kızı

alıp yaylaya götürürler. Kız yaylayı çok sever. Bir sabah yayla havasını içine çekip,

serin sularla yüzünü yıkadıktan sonra kayınbabasına dönerek:

– Baba burası ne güzel yer insanın yedi ayda doğurası geliyor deyince

kayınbabası hemen:

– Aman kızım sakın bunu bizim oba kaldıramaz, der.

Yrd. Doç. Dr. Ümit Akça

www.muhsinyazici.com

Kırk pencereli çadır

Kırk pencereli çadır

Yörüğün biri askere gider. Gittiği yerde kızın birine aşık olur. Kız da ona

gönlünü kaptırır ve oğlana “neyi var neyi yok” diye sorar. Bizim yörük de:

– Kırk pencereli dairem var. Katar katar koyunlarım, develerim var, der.

Askerlik bitince kız oğlanın peşine düşer ve onunla birlikte oğlanın köyüne gider.

Oğlan bunu kara çadırın içine sokar. Kız çadırı görünce:

– Hani senin kırk pencereli dairen vardı! diye sorunca oğlan çadırın üstündeki

delikleri göstererek:

 İşte burası benim dairem, der.

Hanife Çoban

www.muhsinyazici.com

Er mi Hatun mu?

Er mi Hatun mu?

Yörüğün biri cenaze namazına geç kalır. Bakmış cemaat elini bağlamış,

niyetini tutmuş. Sessizce araya girerek ve yanındakine yavaşça eğilerek:

– Er mi hatun mu diye sorunca adam namaz esnasında cevap vermez. Buna

sinirlenen yörük:

– Er kişi hatun kişi bunu bilen yanımdaki kişi, der.

Abdülkadir Kocakaya

www.muhsinyazici.com