Muhsin Yazıcı

“Akıllı insanlara gülmek, aptalların ayrıcalığıdır.” Jean de La Bruyère

Günün Sorusu

 

Teknolojiyi türleri ve doğayı evcilleştirmek için kullandık bugüne değin. Acaba, kendi kendimizi ve içimizdeki vahşi eğilimleri evcilleştirmek için evcil bir teknoloji geliştirebilir miyiz?

Bilimsel gelişme, doğa ve bilime saygıdan başlar / Prof. Dr. Doğan Kuban

Türk kimliğini vurgulayan, ulusal duyarlığı güçlü, Mardin Lisesi’ni bitirmiş, İstanbul Üniversitesi’nde tıp okumuş, köyde doktorluk yapmış, yedek subaylık görevini Amerika’dan gelerek yerine getirmiş, Cumhuriyetçi, Atatürk hayranı bir bilim insanı, Nobel ödülü aldı. 1946’da doğmuş. 1976’da Amerika’ya bir TÜBİTAK bursu ile gitmiş, şimdi 70 yaşında olan bu bilim insanına sahip çıkmamız doğal.

Üniversitelerimiz de onu yücelttiler. Üniversitelerde öğretimi yönlendirenler ve hala bilim ve din kavgası verenler de biraz aydınlansa çok yararlı olur. Yurt dışına gitmeden Aziz Sancarların portreleri pullara basılmıyor. Aziz Sancar coşkusu olumlu. Fakat politika aracı olarak kullanılması anlamsız. Devamı…

Günün sorusu: Yemekten sonra yüzmek zararlı mı?

Günün sorusu: Yemekten sonra yüzmek zararlı mı?

Krampların nedeni tam olarak bilinmiyor. Yemekten sonra egzersiz yapmanın kramplara yol açtığına dair bir veri yok. Fakat yoğun egzersiz durumunda kan akışının sindirim sisteminden uzaklaşarak kol ve bacaklardaki kaslara ve deriye yöneldiğini biliyoruz. Böylece yediğiniz yemeği tam sindiremeyecek, bu ise bulantıya yol açacaktır. Aşırı korku halinde mide bulantısının nedeni de bundandır. Tehlikeli bir durumda hızla kaçmanız gerekebilir diye kan akışı sindirim sisteminden kaslara yönelir çünkü. Devamı…

Eğitimci yazar Mehmet Güleç’ten: Nitelikli eğitim ve liselerde dönüşüm için çözüm önerileri

Eğitimci yazar Mehmet Güleç’ten: Nitelikli eğitim ve liselerde dönüşüm için çözüm önerileri

Eğitimci-Yazar Mehmet GÜLEÇ, nitelikli eğitim ve liselerde dönüşümü esas alan yazı dizisinde ifade ettiği düşüncelerin, PISA direktörünün dünkü ifadeleriyle örtüştüğünü ifade ederek “Liselerde Nitelik Sorununa ve Dönüşümüne İlişkin Çözüm Önerilerini” şu şekilde kamuoyuyla paylaştı.

Nitelikli eğitim ya da nitelikli eğitimin lise boyutunu ele alırsak, soruna ve buna soruna ilişkin çözüm önerilerini çok yönlü bir bakış açısıyla ele almak gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim. Devamı…

Günün fıkrası: Herkes yanıldı beyler!

Günün fıkrası: Herkes yanıldı beyler!

İki genç doktor, cadde kenarında bir kahvehanede çay içiyorlarmış. O arada süklümpüklüm yürüyen bir emmi görmüşler.

-“Bak”, demiş doktorlardan biri,

-“Zavallının hemoroidi azmış.”

-“Hadi ya”, demiş öteki,

-“Bu adam bel fıtığından böyle yürüyor.”

Hemoroiddi, bel fıtığıydı tartışmaları sürüp gidiyor. Devamı…

Garantili zayıflama yöntemi

Garantili zayıflama yöntemi

Adam aşırı kiloluymuş. Sağlığı tehlikeye düşünce doktoru en kısa zamanda otuz kilo zayıflamasını söylemiş. Nasıl yapayım diye kara kara düşünürken gazetede ‘garantili zayıflatma’ diye bir ilan görmüş ve hemen başvurmuş.

-“3 günde 5 kilo” programına yazılmış.

Ertesi günü sabah kapısı çalmış. Açınca bir de ne görsün! Karşısında 20 yaşlarında, dünya güzeli, sportmen ve üzerinde giysi olarak bir çift Nike ayakkabı bulunan bir kadın!!! Kadın kendini tanıtmış, zayıflama şirketinden geldiğini söylemiş, sırtını dönüp koşmaya başlamış, sırtında bir etiket varmış, Devamı…

Günün fıkrası: Uğursuz Kadın

Günün fıkrası: Uğursuz Kadın

Cafer komadadır. Yanında ise karısı…

Cafer’in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:

-“İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın…”

Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.

-“Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın”

Günün önerisi: Sadece başarılı insanların bildiği 20 önemli sır

Günün önerisi: Sadece başarılı insanların bildiği 20 önemli sır

Farklı iş alanları için detaylı bazı bilgiler bilmeniz gerekse de, iş dünyasında ayakta kalabilmek aslında sanıldığı kadar zor olmayabilir.

İş dünyasında duyguları kontrol etmek önemli olabilir

Duygularınızı kontrol etmeniz, iş hayatınızda daha başarılı olmanızı sağlayabilir. Bunu yapabilmek için hem pozitif olmanız hem de stresten uzak durmanız gerekebilir. Devamı…

Kim, ne demiş?

Kim, ne demiş?

Her şeyin altüst olduğu, fırsat eşitliğinin olmadığı, işgaller altında umutların tükendiği, siyasal katılımın olmadığı toplumda sadece din anlatarak insanları mutlu edemeyiz. İslam dünyası acilen bilgi, çalışma, üretme, temizlik, sosyal barış, sosyal adalet, insan hakları, kadın hakları, çevre, özgürlükler, ötekinin hakkı gibi temel konularda zihnini durultmak ve bu konularda mesafe almak zorunda. İslamiyette ibadet sadece kıldığımız namaz değildir. İnsanlığa, dünyanın imarına, sulha, barışa hizmet eden her davranış ibadettir.

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’ndan Önemli Açıklama

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’ndan Önemli Açıklama

İslam dini dünyada yaşansın diye gönderildi, ahirette değil. Yani dünyayı terk et, hiçbir şey yapma, ahirette kazanırsın mesajını vermiyor. Müslümanlar dünya-ahiret dengesini yitirdiler.

Biz Müslümanlığı sadece inanma ve namaz, oruç, hac gibi belli ritüelleri yerine getirme olarak algıladığımız sürece bu mahçup edici durum devam edecektir. Devamı…

Eğitim üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Eğitim üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Elemek ve seçmek üzerine kurulan eğitim sistemimiz çocuklarımızı değersizleştiriyor. ‘Seçmek’ eğitimde hiçbir zaman iyi bir yöntem değil. Odak noktası her zaman gelişme olmalı. Öğrenciler nasıl daha iyi öğrenir, öğretmenler nasıl daha iyi öğretir, okullar nasıl daha iyi olur?

www.muhsinyazici.com

Kitap tanıtımı: Zülfü Livaneli’nin Sarsıcı Son Kitabı – Huzursuzluk

Kitap tanıtımı: Zülfü Livaneli’nin Sarsıcı Son Kitabı – Huzursuzluk

Ortadoğu yüzyıllardır kanayan bir yara. Asla kabuk tutmuyor. Savaşlar, cinayetler, sebebi bilinmeyen ölümler, ortadan kaybolup asla bulunamayan insanlar, sigara karşılığında satılan kızlar, çocuklar, tecavüzler, açlık, yokluk, sefalet, vatansızlık… Kitapta da vurgulandığı gibi doğduğun coğrafya, kaderindir gerçekten de.Zülfü Livaneli’nin son kitabı Ortadoğu’nun insafsız yüzünü, en koyu acıları, savaşları, IŞİD’i, Yezidileri (Ezidileri doğrusuymuş) anlatıyor. Okurken sarsıldım! Boğazım düğümlendi. Hepimiz bir şekilde huzursuzuz! Huzur denilen şey, sanırım Dünya’nın hiç bir köşesinde kalmadı artık… Devamı…

Kitap Önerisi: Osmanlılardan Cumhuriyete Sekülerleşme

Kitap Önerisi: Osmanlılardan Cumhuriyete Sekülerleşme

Sekülerleşme  süreci,  insanlık  tarihinin  en  temel  gerçeklerinden biridir. Fakat bu gerçek, birçok nedenle çeşitli fikir akımlarının veya bazı  sosyal-ekonomik  öğretilerin  gölgesinde  kalmıştır.  Ancak sekülerleşme  süreçlerinin  gözden  kaçırılması,  birçok  durumda toplumsal  ve  tarihsel  analizlerin  başarısızlıkla  sonuçlanmasına  yol açmaktadırÜlkemizde  de  sekülerleşme  kavramı  ve  gerçeği, bilinçlere  açık  bir  biçimde  nüfuz  etmemiştir.

Bu  kavram  çoğu durumda  laiklikle  karıştırılmaktadır.  Oysa  insan  aklının özgürleşmesi sürecinin bir yönü olarak sekülerleşme, toplumsal ve tarihsel  gelişmelerin  temelinde  yer  alan  asli  ve  varoluşsal  bir dinamiktir.

Bu  kitapta,  kısa  bir  genel  giriş  bölümünden  sonra  Osmanlılarda  ve  Cumhuriyetin  ilk  yıllarındaki sekülerleşme süreci, siyasi, ekonomik ve çeşitli kültürel etkenlerle birlikte, fakat özellikle de bilimsel gelişmelerle bağlantısı içinde ele alınmakta ve sekülerleşmenin ülkemiz tarihindeki özgün ve büyük rolü ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Devamı…

Eğitimde temel sorun

Eğitimde temel sorun

Bence “eğitimin temel sorunu nedir?” diye sorulduğu zaman, verdiğim yanıt kısa ve net…

“En muhtaç olanın en iyi eğitimi alması gerekir.”

Bizde ise tam tersi, durumu iyi olanların çocukları en iyi eğitimi alıyorlar.

Sonuçta adaletsizlik katlanarak büyüyor. Yoksulluk ve yoksunluk babadan oğula miras olarak geçiyor. Ancak ve ancak eğitimle bu gidiş önlenebilir. Oysa, “Köy Enstütüleri” bunun için iyi bir örnekti. Kısa sürede yok ettiler.

Muhsin YAZICI / 13.11.2017

PISA Direktörü Schleicher: Türk eğitim sistemi dünyaya uyum sağlayamadı

PISA Direktörü Schleicher: Türk eğitim sistemi dünyaya uyum sağlayamadı

PISA Direktörü Andreas Schleicher, Türk eğitim sisteminin dünyaya uyum sağlayamadığını belirterek, “Öğrettikleriniz artık gereksiz” dedi.

PISA Direktörü Andreas Schleicher Habertürk’ten Nalan Koçak’a konuştu:

Başarılı eğitimin anahtarı ne?

Her çocuğun öğrenebileceğine güvenmek. Mesela bazı öğrenciler daha yetenekli görülüyor. Ama en iyi eğitim sistemleri, her öğrencisini başarıya götürenler. Bir diğer mesele de şu: Eğitimin genel başarısı asla öğretmenlerin başarısından fazla olamaz. Yani öğretmenler ne kadar iyiyse, sistem de o kadar iyi olur. Önemli olan en yetenekli kişileri öğretmen olmaya çekmek. Devamı…

Eğitim kalitesi üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Eğitim kalitesi üzerine kısa bir değerlendirme / Muhsin YAZICI

Eğitimin genel başarısı asla öğretmenlerin başarısından fazla olamaz. Yani öğretmenler ne kadar iyiyse, sistem de o kadar iyi. Önemli olan en yetenekli kişileri öğretmen olmaya çekmek, iyi yetiştirmektir. Bugün iyi öğretmen için hiç bir çaba yoktur. Kafayı akıllı tahtalara, bilgisarlara, tabletlere taktık…

Muhsin YAZICI / 13.11.2017

Pazar fıkrası: Farklı bakış açıları

Pazar fıkrası: Farklı bakış açıları

Bizim Temel, Japonya’ya gider.
Ona Tokyo’yu gezdiren Japon mihmandar övünür:
“Biz çok çalışkanız, kendimize güveniriz. Eğer birisi yapabiliyorsa, Japon ‘Ben de yaparım’ der.”
Temel “Birisi yapabiliyorsa, ben neden yapayım?” diye yanıt verir.
Japon mihmandar devam eder:
“Bir Japon, hiç kimse yapamıyorsa ‘Ben bunu yapmalıyım’ der.”
Temel “Allah Allah!” der “Hiç kimse yapamıyorsa, ben nasıl yapayım ki?”

www.muhsinyazici.com

Kurtuluş Savaşı için bir değerlendirme

Kurtuluş Savaşı için bir değerlendirme

Milli Mücadelenin zaferi, Yunanistan’dan İngiltere’ye kadar birçok ülkede dengeleri altüst etmişti.

Devrilen iktidarlardan biri de İngiltere’deydi. İstifa etmek zorunda kalan Lloyd George kendisini şöyle savunuyordu:
“Türkler, on yıl içinde girdikleri üç savaşı da kaybetmişlerdi. Orduları silahlarını bırakmış, limanları, demiryolları, başlıca beldeleri işgal edilmişti. Elle tutulur hiçbir olanakları yoktu. Sadece ben değil, Fransız, İtalyan, Amerikan devlet adamları da aynı düşüncede idiler. Tüm maddi manevi ölçütler, Türklerin Sevr koşullarını kabul etmekten başka yolları olmadığını gösteriyordu. Fakat karşımıza, tarihin ancak bir yanlarının dehasına tanıklık ettiği, olağanüstü insanların nitelik ve yaratıcılık özelliklerinin hepsine sahip bir insan çıktı.”