Muhsin Yazıcı

“Akıllı insanlara gülmek, aptalların ayrıcalığıdır.” Jean de La Bruyère

Karayı Görebilseydim


4 Temmuz 1952 günü 34 yasında bir kadın

Pasifik Okyanusu’na dalarak, Catalina adasından, 21 mil batısında kalan Kaliforniya”ya doğru yüzmeye başladı.

Eğer basarîli olursa, bunu yapan ilk kadın olacaktı. Adi Flörence Chadwick olan bu yüzücü, Mans Denizi’ni her iki yönde gecen ilk kadındı. O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis o kadar yoğundu ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu.

Devamı…

Hintli Usta Ve Çırağı


Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikâyet etmesinden bıkmıştı.

Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “acı” diye cevap verdi. 

Devamı…

Hindistan’da Bir Ressam Varmış


Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış…
Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş…

Ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da;
kısaca Ranga Guru derlermiş… 
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş… 
  Devamı…

Hindistan Bir Sucu


Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış.

Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş.

Devamı…

Hindistan Bir Sucu

       Hindistan Bir Sucu       Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş.        “Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.”        “Neden?.” Diye sormuş sucu. “Niye utanç duyuyorsun?” Kova cevap vermiş.        “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.” Sucu şöyle demiş:         “Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum.” Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş:        “Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?… Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”        Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Tanrı’nın büyük planında hiçbir şey ziyan edilmez. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin. Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.

Her Şeyde Bir Hayır Vardır


İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar. Tabii insan kılığında. Akşam olmuş. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları.

Yemek falan teklif etmemişler. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp;

Devamı…

Her Şey Her Zaman Göründüğü Gibi Değildir


İki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere yatacak yer olarak koca malikânenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.

Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş.

Devamı…

Hedeflerinizi Netleştirin

Günün Öyküsü: Hedeflerinizi Netleştirin

Dünyanın en iyi yüzücülerinden Şorence Chatwik”in yaşadıkları, kendindeki gelişmeyi ölçemeyen bir kişiye neler olduğunu gösteren güzel bir örnektir.

Şorence Chatwik, 4 Temmuz 1952 tarihinde Pasifik Okyanusu”na dalarak, Kaliforniya”ya doğru yüzmeye başlar. Eğer bu denemesini başarıyla tamamlarsa bunu yapan ilk bayan yüzücü olacaktı.       

Chatwik çok kararlı bir şekilde okyanusun sularına dalarak yüzmeye başladı. Ancak o gün yoğun sisten dolayı göz gözü görmüyordu, su ise aşırı derecede soğuktu. Bu zor deneme birçok insan tarafından televizyonlardan dakika dakika seyrediliyordu. Saatler ilerliyor, bir taraftan yorgunluk bir taraftan soğuk…

Chatwik için dayanılmaz bir durumdu. Bu zorlu yüzüşe 15 saat dayandıktan sonra artık devam edemeyeceğini anlayınca kendisini sudan çıkarmalarını istedi. Yakındaki teknede bulunan annesi ve antrenörü karaya yaklaştığını belirterek yüzmeye devam etmesini söylediler. Ama Chatwik dönüp Kaliforniya sahillerine baktığında tek görebildiği yoğun bir sis tabakasıydı.       

Az sonra Chatwik daha fazla dayanamayarak sudan çıktı. Dinlenip kendine geldikten sonra gazetecilerin “Kıyıya çok az bir mesafe kalmıştı niçin biraz daha dayanmadınız?” sorusuna “Bakın mazeret bulmak için söylemiyorum ama karayı görebilseydim başarabilirdim” cevabını verdi.         

Chatwik”in pes etmesi ne yorgunluktan ne de soğuktan kaynaklanıyordu. Sis yüzünden karayı göremediği için hedefine ulaşamayacağını düşündü ve yüzmekten vazgeçti. Kendisi iki ay sonra aynı mesafeyi yüzerek geçmiş ve rekor kırmıştır.

www.muhsinyazici.com

Hayallerinize Sahip Çıkın

Günün Öyküsü: Hayallerinize Sahip Çıkın

Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun ortaöğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken öğretmeni, büyüdüğü zaman ne olmak istediğini bir kompozisyon halinde yazmasını istedi.       

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.         

Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi. İki gün sonra öğretmen ödevi geri verdi. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “sıfır” ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı.       

Çocuk öğretmenine merakla sordu:       

– Neden “sıfır” aldım?       

Öğretmeni:       

— Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal dedi, paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman olanaksız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.         

— Çocuk evine döndü, bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini öğretmenine hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü.         

— Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin, “ben de hayallerimi”…

O, orta 2. sınıf öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.         

Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine:         

— Sana simdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah”tan ki sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın. 

Bakın bakalım çevrenize sizin hayallerinizi kimler çalıyor?

www.muhsinyazici.com 

Harekete Geçmek İçin İhtiyacımız Olan Ne?

Günün öyküsü: Harekete geçmek için ihtiyacımız olan ne?

Kurbağalardan biri bir traktörün açtığı teker izinin dibinde zıplayıp durmaktadır. Öbürü onu görür ve aşağıya seslenir: 
Kurbağalardan biri bir traktörün açtığı teker izinin dibinde zıplayıp durmaktadır.

Öbürü onu görür ve aşağıya seslenir:

“Hey aşağıda ne yapıyorsun sen? Yukarısı çok daha iyi daha çok yiyecek var burada.”
Devamı…

Fincan Takımı


Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar: “Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi.
Devamı…

Eşek


Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın.
Eşek bu. Düşmüş işte. 
Belki kor bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. 
Devamı…

Dünyayı Düzeltmek İçin


Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu.

Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka yasak kelime ürkecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Devamı…

Dört Mahalle


Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi varmış.        

Birinci mahallede “Evet ama”lar yaşıyormuş. “Evet, ama”lar her zaman ne yapılması gerektiğini Bildiklerini düşünürlermiş.  Yapma zamanı geldiğinde ise “evet ama” diye yanıtlarlarmış.         

Yanıtları hep yanlış olurmuş. Suçu başkalarına atmakta da ustaymışlar.         

Devamı…

Dış Görünüşe Aldanma


Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaslı çift Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti.. Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi bir üniversitede ne isleri olabilirdi?

Adam yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İste bu olanaksızdı. Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu. 
  Devamı…

Dil Yarası


Babası oğluna bir torba çivi verir ve sabrını her kaybettiğinde kapağın arkasına bir çivi çakmasını söyler. Birinci gün çocuk 37 çivi çakar.
Haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir ve daha az çivi çakmaya başlar.
Devamı…

Dikkatli Araba Kullanın


Gerçek bir olaydan alıntı…

Adamın biri arabasıyla bir genç kıza çarpıyor; kız 14–16 yaşlarındaymış. Hemen arabasına atıp hastaneye götürüyor ve sağlığından endişelendiği için bekleme salonunda bekliyor. Derken, doktor görünüyor ve kızın sağlığının iyi olduğunu ama kötü bir haberi olduğunu, karnındaki bebeğin düştüğünü söylüyor. Ayrıca, kızın yaşı da küçük olduğu için polisi beklemesini istiyor.
Devamı…

Bir Gün Sormuşlar Ermişlerden Birine


— Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yasayanlar arasında ne fark vardır?
’’Bakin göstereyim’’ demiş, ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kasıkları denilen bir metre boyunda kasıklar. Ermiş bu kasıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz diye birde şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Devamı…

Beyaz At Ve Hükümdar


Hükümdarın birinin beyaz bir atı varmış. Hükümdar, bu atını çok severmiş. Bir gün bütün maiyetinin (“kendi adamlarının”) hazır bulunduğu bir sırada:

– Bu beyaz atımın ölüm haberini getirenin kafasını uçurabilirim. Çok dikkatli olun. Çünkü bu beyaz atı canım kadar seviyorum. Onun ölüm haberi bende kriz geçirtebilir, demiş.
Devamı…

Beş Liraya Bir Çocuk Ne Yapar


Emine yine heyecanlı bir şekilde babasını bekliyordu. Babasını ne kadar çok sevdiğini babası dahil hiç kimseye anlatamamıştı.

Anlatması da zordu. Çünkü daha beş yaşına yeni girmişti. Bu yaşta onun sözlerine kim kulak asardı ki? Fakat bir yolunu bulup babasının kendisine daha çok zaman harcamasını sağlamalıydı.

Devamı…

Babalar Bazen Unutuyorlar


Dinle oğlum, sen uyurken bunu yatağının başında söylüyorum. Bir elin yanağının altında mışıl mışıl uyuyorsun. Yavaşçacık seni uyandırmadan içeriye girdim. Biraz evvel yazı odamda gazete okuyordum.

Beni boğan bir pişmanlık kısası üzerime hücum etti kabahatliyim. Onun için yatağının yanına geldim.

Sana lüzumundan fazla sert davrandım. Seni acele acele giydirirken yüzünü iyi yıkamadığın, ayakkabılarını iyi boyamadığın için azarladım.

Devamı…

Günün Öyküsü:Azim

Günün Öyküsü: Azim 

 

Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti.

Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep ayni hareketi yapıyorlardı.
     

Çocuk bir gün hocasına

-“Hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek” dedi.

Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu.
      

Bir gün hoca elinde bir kâğıtla geldi kâğıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı.
      

Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu,

-“Hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim”.

Hocası ise

-“Sen sadece hareketi yap” yanıtını verdi.

Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.

Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu

-“Hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum”.

Hocası çocuğa baktı ve dedi ki,

-“Senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir.  Ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak”.

www.muhsinyazici.com

Acı Gerçek

 Acı Gerçek

‘Anne-baba, San Francisco’dayım…

Artık eve dönüyorum, ama sizden bir şey rica ediyorum; yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum…’

‘Memnuniyetle oğlum, onunla biz de tanışmak isteriz.’

‘Fakat bilmeniz gereken bir şey var…

O, savaşta ağır yaralandı…

Bir mayına bastı ve bir koluyla bir ayağını kaybetti…

Onun şimdi gidecek hiçbir yeri yok… Bu yüzden gelip bizimle kalmasını istiyorum…’

‘Bunu duyduğumuza üzüldük oğlum. Belki elbirliğiyle onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz…’

‘-Hayır, anne, baba… Lütfen… Onun bizimle yaşamasını istiyorum…’

‘Oğlum’ dedi babası…

-‘Sen, bizden ne istediğini bilmiyorsun… Onun gibi bir özürlü bize korkunç bir yük olur. Bizim kendimize ait bir hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz… Bence hemen bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. Kendi başının çaresine bakacaktır…’

Oğul o anda telefonu kapattı. Ve ailesi ondan, birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon gelinceye kadar haber alamadı…

Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrenir öğrenmez, hemen San Francisco’ya uçtular ve bu olayın kaza değil intihar olduğuna inanan polisler tarafından, cesedi tespit etmeleri için şehir morguna götürüldüler…

Üzüntülü ana baba morgta kendilerine gösterilen evlatlarını tanıdılar ama bu sırada bilmedikleri bir şeyi daha öğrenip dehşete düştüler;

Kendi oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı!..  

www.muhsinyazici.com