Muhsin Yazıcı

Dinleyebilmek – Kendimce Yazılar


       Basit gibi gözüken şeylere dikkat etmesini öğrenmek zorundayız.  Aksi takdirde herkesin gözü önündeki önemli olayların iç yüzünü kavrama yeteneğimiz gelişmez.  Asıl konu “açık” olabilmektir. Bilinçli bir davranışın temelinde bu “açıklık” yatar.  Bunun için de gerekli sorularla konunun özüne derinliklerine inilmesi gerekir. Yani soru işaretleri, yeteri kadar derine salınmalıdır. Bir ipucunu yakalayabilmemiz için önce bu ipucunun geldiği ortamı dinlememiz gereklidir.


Devamı…

Kurumlar işini bilen, seven ve geliştiren insanlarla var olur

Kurumlar işini bilen, seven ve geliştiren insanlarla var olur

Geçmiş dönemlerde çalışanların seçimi akraba, eş dost ve yakın çevre ilişkilerine dayanırdı. Daha sonraları diploma bilgileri ve demografik özellikler gibi objektif veriler işe alımda kullanılır oldu.
Prof.Dr. Zuhal Baltaş

Adeta birer insan sarrafı gibi davranan görüşmeciler, adaylarla yüz yüze görüşmeler yapmaya başladılar. Ancak zamanla görüşülen adayın özelliklerinden çok, görüşmeyi yapan yöneticinin sübjektif gerçeklerinin adayların seçiminde etkili olduğu anlaşıldı.
Devamı…

Yürekten Adanma

 Yürekten Adanma

Başarı, sağlık ve mutluluk, enerjinin doğru bir şekilde kullanılmasına bağlıdır. Zaman enerjiye dönüştüğünde anlam kazanır.
 Prof. Dr. Acar Baltaş

Doksanlı yılların başından beri 21. yy. temsil eden Silikon Vadisindeki bir özdeyiş, “Hız tanrıdır, zaman şeytan” der. Devamı…

Çocuğunuzun Karnesini Değerlendirmenin Püf Noktaları

       Çocuğunuzun Karnesini Değerlendirmenin Püf Noktaları

Çocuğunuz, karnesini size sunduğunda sonuç hoşunuza gitsin veya gitmesin her iki durumda da vereceğiniz tepki çok önemlidir. Çünkü çocuğunuzun karnesini değerlendirme biçiminiz, onun başarı ve başarısızlığa bakış açısını şekillendirecektir.

Çocuğunuzla birlikte karneyi incelerken düşüncelerinizi sakin ve soğukkanlı bir biçimde paylaşacağınıza inanıyorum. Aşağıda yer alan ifadelerin de bu görüşmede sizlere yardımcı olacağını umuyor, çocuklarınızla birlikte mutlu ve umutlu bir tatil diliyorum. Devamı…

Çocuğa Ev Ödevi Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

Çocuğa Ev Ödevi Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

 

Okullar açıldı! En değerli varlıklarımıza okulla ilgili bazı alışkanlıkları kazandırmada öğretmenler kadar etkin olduğunuzu biliyor musunuz? Evde çocuğunuzla  kurduğunuz her konudaki iletişim, aslında en yakını olan sizlerin onayını almaktan başka hedefi olmayan sevgili yavrularınızı yakından etkilemektedir.
 


Devamı…

Sınıf Yönetimi – Giriş

 


Eğitim sözcüğünün farklı tanımlarının ortak yanı, onun, davranış değiştirme, davranış oluşturma amaçlı etkinlikler bütünü olmasıdır.  Öğretim, öğrenme, davranışın sağlanması amacıyla yapılan ön çabalardır, insanların öğrenim düzeylerinin göstergesi diplomaları, eğitim düzeylerininki ise davranışlarıdır.

Devamı…

Sınıf Yönetimi – Giriş

       Sınıf Yönetimi

 Eğitim sözcüğünün farklı tanımlarının ortak yanı, onun, davranış değiştirme, davranış oluşturma amaçlı etkinlikler bütünü olmasıdır.  Öğretim, öğrenme, davranışın sağlanması amacıyla yapılan ön çabalardır, insanların öğrenim düzeylerinin göstergesi diplomaları, eğitim düzeylerininki ise davranışlarıdır.        Terli iken soğuk su içmemek,  yemekten sonra dişleri fırçalamak,  ulaşım akımını engellememek için yolun sağından yürümek gerektiğini bilen ama bu davranışları uygun şartlarda yapmayan insan,  öğrenmiş ama eğitilmemiştir.  Öğrenimin yalnızca cahilliği giderdiğini belirten halk deyişimiz de bu yargının farklı bir anlatımıdır.  Toplumsal yaşamımıza bu açıdan baktığımızda, öğrenim düzeyi yüksek olan çok sayıda insanın azımsanmayacak sayıdaki davranışının, bilmesi gereken yasal-düşünsel kurallara,  çoğu kez bilinçsiz olarak uymadığını görürüz. Bu davranışların süreklilik kazanması durumunda o kişiler için, öğretilmiş ama eğitilmemiş denebilir.  Eğitimin önşartı olan öğretim – çünkü rastlantılar dışında, bilmediğimiz bir şeyi yapamayız- ne yazık ki eğitimin garantisi olamamaktadır. Bu durumda, öğrenme için kullanılan kaynakların insanları hedefe yeterince götüremediği söylenebilir.  Kültürümüz, bildiği gibi davranmayanı elbette uygun şartlarda-sırtında kitap yükü taşıyan uzun kulaklı yük hayvanına benzetmektedir: İkisi de taşıdığı bilgiye göre davranmıyor. Bu tür insan, yalnızca geleceğin bilgiye dayalı hizmet düzenekti yapısına değil, bugünün toplumuna bile uygun değildir.  Bilgiyi taşıyan  ama  kullanamayan değil,  nasıl öğreneceğini bilen, gerçek bilgilere ulaşabilen, bildiği gibi  davranan, düşünerek yeni bilgiler üretebilen, sorun çözen insanlara gereksinim vardır.  Nasıl bir öğrenme sağlayalım ki zamanla çabuk unutulmasın, uygun şartlarda davranışa dönüşebilsin sorusunun yanıtı verilmelidir. Nitelikli  bir öğrenmenin  sağlanıp,  bu  bilgilerin  uygun  şartlarda  davranış olarak da gösterilebilmesinin şartlarına ek olarak, öğrenilenlerin yinelenmesi, somutlaştırılması, yapılarak deneyim ve alışkanlık  sağlanması, gerekliliğine inanılıp düşünsel  olarak da eyleme hazır  bulunulması sayılabilir.  Bunların  gerçekleşeceği  düzeneğin  oluşturulup sürdürülmesi, geliştirilmesi, öğretmenlerde sınıf yönetimi becerilerinin bulunmasını gerektirir.  Öğretmenler,  bilgi  taşıyıcı ve aktarıcı değil,  bilgi kaynaklarına giden yollan gösterici, kolaylaştırıcı birer eğitim lideri olmalıdır. Okullarımızın  bir  örnek  ve sınırlanmış yapılan buna uygun olarak değiştirilmeli, yalnızca yaptığını doğru yapan değil, doğru olanı yapan insanlar yetiştirilmelidir.  Eğitim,  yalnızca  okullarda  gerçekleştirilen  bir  etkinlik  değildir,  ama  okul, eğitim amacıyla kurulmuş özel bir çevredir. Okulun varlığı, bu  özel  çevrenin  oluşturulup  denetlenmesi  amacından kaynaklanmıştır.  Okul denen özel çevrenin üç temel işlevinden biri,  

Öğrencileri dış çevrenin güçlüklerinden korumak, onlara  yaşamı kolaylaştırmaktır. Bu işler için yetiştirilmiş büyüklerin -yönetici, öğretmen ve diğer görevlilerin- sürekli denetiminde olan okulda, bu  kişilerin  her  tür  yardım  ve  desteğini  bulan  öğrenciler  için  yaşam,  okulda,  dış çevredekinden daha kolay olacaktır. Okulda bilgilerin verilişi de kolaydan zora, basitten karmaşığa bir düzen içindedir.

 Okulun ikinci işlevi, dış çevrede kolay rastlanabilecek olan istenmeyen davranıştan okuldan içeri sokmayarak, öğrenci davranışlannı temizlemektir. Kumar, alkol, küfür gibi öğrenci için istenmeyen yaşam öğeleri okula  alınmaz,  okulda  hoş görülmez.  Yasal metinler,  bu  davranışların görülebileceği işyerlerinin, okulun yakınında yer almasını yasaklar. Böylece, geleceğin toplumunun istenmeyen davranışlardan arındırılması, genç yaşta bunların zararlı etkileriyle karşılaşmaması sağlanmaya çalışılır.  Dengeleme,  okulun üçüncü işlevidir.   Okulun dışındaki çevrede,  insanların kişisel özellikleriyle açıklanamayacak düzeylerde yaşama farklılıkları görülür. Bu çarpıcı farklar,  toplumun güç dengesini değiştirerek huzurunu,  barışını  bozar, gelişmesini  engeller. Geleceğin toplumunun  barış  ve  huzur  içinde  yaşaması,  bu farkların açıklanabilir, mantıklı bir düzeyde tutulmasına bağlıdır. İşte okul, bu aşın farkların kendi sınırlan içinde sergilenmesine, yaşamasına izin vermeyen, toplumsal yaşamda olmayan dengeyi kendi sınırları içinde kurması gereken bir kurumdur.  Bu nedenle bütün  öğrenciler,  şu veya bu renk ve biçimde  önlük  veya forma giyerler; aynı öğretmenlerden yararlanırlar; aynı  sıralarda  otururlar.  Dış  çevrenin  çok  farklı  şartlarında  yaşayan  öğrenciler, okula geldiklerinde, benzer  şartlarda, yan yana olur, birbirlerinin yaşama biçimlerinden etkilenir, birbirlerini daha iyi tanır, anlarlar. Okuldaki görevliler, okulun bu işlevlerinin farkında olarak davranmalıdır.  Okulun sahip olduğu – olabileceği kaynakların eğitsel amaçlar için kullanımı, eğitim yönetiminin kalitesine bağlıdır.  Bu kalite,  eğitim yönetimi  sıra dizininin (hiyerarşi)  her  basamağında  yer  almalıdır.  Bu basamaklardan biri de sınıf yönetimidir. 

       Sınıf Yönetimi ve Boyutları

 Sınıf yönetimi,  eğitim yönetimi sıra dizininin ilk ve temel basamağıdır.  Sınıf, öğrencilerle yüz yüze olunan bir yerdir.  Eğitimin hedefi olan öğrenci davranışının oluşması burada başlar.  Eğitim için gerekli birincil kaynaklar olan öğrenci,  öğretmen,  program,  kaynaklar,  sınıfın içindedir.  Eğitim yönetiminin kalitesi, büyük ölçüde, sınıf yönetiminin kalitesine bağlıdır.        Etkili bir eğitimin değişkenleri arasında en çok yer  kaplayanlar, sınıf yönetimine  ilişkin  özelliklerdir:  Sınıf  iklimi,  etkileşim  düzeni,  iyi  ilişkiler, öğrenci katılımı, örgütleme, davranış düzeni.  Sınıf yönetimi,  sınıf yaşamının bir orkestra gibi yönetilmesidir. İçinde öğrenmenin gerçekleştiği bir çevrenin oluşturulabilmesi için gerekli olanak ve süreçlerin,  öğrenme düzeninin, ortamının,  kurallarının sağlanması, sürdürülmesidir; öğretmen ve öğrencilerin çalışma engellerinin en aza indirilmesi,  öğretim zamanının uygun kullanılması,  etkinliklere öğrencilerin katılımının sağlanmasıdır;  sınıftaki kaynakların,  insanlann,  zamanın yönetimidir.  Sınıf yönetimi etkinliklerinin bir boyutunu, sınıf ortamının fiziksel düzenine ilişkin olanlar oluşturur: Sınıfın genişliği, sınıf alanının çeşitli etkinliklerin yapımı için bölümlenmesi,  ısı,  ışık,  gürültü düzenekleri,  renkler,  temizlik,  estetik,  eğitsel araçlar,  oturma düzeni,  öğrencilerin  gruplanması,  bunların  başlıcalarıdır.  Fiziksel düzenlemeler,  öğrencinin rahat etmesini  sağlamak,  okul  ve  sınıfın  çekiciliğini artırarak  öğrencinin okula isteyerek gelmesini gerçekleştirmek öğrenmeyi kolaylaştırmak  amaçlan  için  yapılır.  “Eğitim”  olarak  tanımlanan  davranış değişikliği, uygun ortamlarda gerçekleşir.  Sınıf  yönetiminin ikinci boyutunu plan-program etkinlikleri oluşturur. Amaçlar esas alınarak, yıllık, ünite, günlük  planların yapılması,  kaynakların  belirlenip dağılımının  sağlanması,  iş ve işlem  süreçlerinin  belirlenmesi,  araç  sağlama, yöntem  seçme,  öğrenci  özelliklerini  belirleme,  gelişimlerini  izleme ve değerlendirme, öğrenci katılımını düzenleme, bu grupta ele alınabilir. Bu etkinlikler, geçmişi  ve  var  olan  durumu  ele  alarak  geleceği  görme  ve  şekillendirme  amaçlı çabalar olarak görülebilir.  Üçüncü  boyut,  zaman  düzenine  yönelik  etkinliklerdir. Etkili  öğretim, öğrenmeye  ayrılan  zamanın  çokluğuna  ve  etkili  kullanımına  bağlıdır.  Sınıf  içinde  geçirilen  zamanın çeşitli etkinliklere dağılımı, zamanın ders dışı ve bozucu etkinliklerle  harcanmaması, sıkıcılığın önlenmesi, öğrencinin zamanının çoğunu okulda-sınıfta geçirmesinin sağlanması, devamsızlığın ve okuldan  ayrılmaların önlenmesi, bu boyut içinde görülebilir.  Sınıf  yönetiminin  dördüncü  boyutunu  ilişki  düzenlemeleri  oluşturur.  Sınıf kurallarının  belirlenip  öğrencilere benimsetilmesi, sınıf yaşamının kolaylaştırılmasına yönelik  öğrenci-öğrenci, öğrenci-öğretmen  ilişki  düzenlemeleri, özellikle, bir sonraki boyut olan davranışı da şekillendirici etkinliklerdir.  Beşinci boyut, davranış düzenlemelerinden oluşur. Sınıf ortamının istenen davranışı sağlayabilir hale getirilmesi, sınıf ikliminin olumlulaştırılması,  sorunların, ortaya çıkmadan  önce  tahmin  edilmesi  yoluyla  istenmeyen  davranışların önlenmesi,  sınıf  kurallarına  uyulmasının  sağlanması,  yapılmış  olan  istenmeyen davranışların  değiştirilmesi bu boyuta ilişkin olarak söylenebilir. Sınıf yönetimi, başka açılardan da boyutlanabilir.  

       Sınıf Yönetimi Modelleri

 Sınıf  yönetimi  etkinliklerinin  zaman  boyutu,  bu  etkinliklerin  çeşitlenmesini sağlayarak, bunları farklı modellere bağlamayı kolaylaştırır. Bir eğitim yılı bütünü içinde, önce bu bütünün, sonra da gerek-sinim duyulan zamanlarda bütün içindeki tek tek etkinliklerin  veya  et-kinlik  gruplarının,  farklı  modellerle  yürütülmesi gerekebilir.  Model  seçimi  ve  kullanımı,  amaçlara,  kaynaklara  ve  gereksinimlere göre değişir.  Eğitim  alanındaki  gelişmeler,  toplumsal  gelişmelere  de bağlı  olarak,  sınıf yönetimi modellerini baskıcıdan demokratiğe, şekil 14 yönelimliden amaç yönelimliye,  öğretmen ağırlıklıdan öğrenci ağırlıklıya yönlendirmiştir. Bu yönelimlerin seçimi, yine de yönetim  durumuna,  ortama, olaylara,  sınıf  sisteminin  çevresine  göre  kaymalar  gösterebilir.  Örneğin, yönetim  algısı  şekil  ağırlıklı  olan  bir  okulda  öğretmen,  amaç yönelimli modeli kullanmak için bu  şekil özelliklerinde  değişiklik yapmaya kalktığında, okul yönetiminin tepkisiyle karşılaşabilir. Bu tepki aşılamazsa, öğretmenin benimsediği modelde, tepkiye yanıt verici değişimler gerekebilir.  

Sınıf  yönetimi modelleri, tepkisel, önlemsel, gelişimsel ve bütünsel olarak gruplanabilir. Her modelin kullanımında, farklı yöntemler  uygulanabilir.  Örneğin, tepkisel modelin kullanımında, demokratikliğin veya  öğrenci ağırlıklı olmanın seçenekleri, birer yöntem olarak  uygulanabilir: Sınıfa  kitap  ve  defter  getirmeyen bir  öğrenci  davranışının  değiştirilmesi amacı ile tepkisel  modeli  kullanırken, öğrenciyle görüşme,  veliyle  haberleşme,  okul  yönetiminden  yararlanma,  aileye dış  destek  sağlama,  yerel  yönetimlerden  yararlanma,  hukuk  sistemini  devreye alma yöntemlerinden birini veya birkaçını kullanabilir. Yöntem seçimi,  amaçlara, olaya,  tarafların özelliklerine göre  değişir. 

Bu yöntemlerin  kullanılış biçimleri farklı  teknikler olarak görülür: Öğrenciyle görüşme  yönteminde,  doğrudan görüşme  tekniği kullanılarak  kitap  ve  defteri  konu edilip soruna yaklaşılabileceği gibi, asıl konunun o olduğu fark ettirilmeden, başka bir konu ile giriş yapılıp defter ve kitapla ilgili olanlar, sanki  asıl konu o değilmiş gibi ele alınarak dolaylı görüşme tekniği kullanılır.  İkinci teknik, duyarlığı yüksek, çekingen çocuklarda ve açıkça tartışılması rahatsızlık yaratabilecek konularla ilgili konuşmalarda daha uygundur.

 

Tepkisel model, istenmeyen bir düzenleniş sonucuna veya bir davranışa tepki  olan  sınıf  yönetimi  modelidir;  amacı,  istenmeyen  durum  veya  davranışın değiştirilmesidir. Bu anlamıyla, sınıf yönetiminin klasik modeli olduğu söylenebilir, işleyişi, istenmeyen sonuç-tepki  şeklindedir. Düzen sağlayıcı ödül-ceza türü etkinlikleri içerir. Etkinliklerin yönelimi, gruptan çok bireyedir.  Bu.  Modele sık başvurmak zorunda kalan öğretmenin, sınıf yönetimi becerilerinin yüksek olmadığı, diğer üç modeli gereğince kullanmadığı söylenebilir. Modelin zayıf yönlerinden birisi de her tepkinin bir karşı tepki doğurur olmasıdır. Ama sınıfta istenmeyen bir davranış ve  sonuç  oluşmuşsa,  bu  modelin  kullanılmasına  da gereksinim duyulabilir.

 

Önlemsel model, planlama düşüncesine bağlı, geleceği kestirme, istenmeyen davranış ve sonucu, olmadan önleme yönelimlidir. Amacı, sınıf sorunlarının ortaya çıkmasına olanak vermeyici bir düzenleniş ve işleyiş oluşturarak, tepkisel modele gereksinimi azaltmaktır. Bu model sınıf etkinliklerini bir “kültürel sosyalleşme süreci” olarak ele alır, sınıfta, yanlış davranışa olanak vermeyen bir sosyal sistem oluşturmaya çalışır.

Eğitim öncesi düzenlemeleri, istenen davranışın kolayca gösterilebileceği bir ortamı, istenmeyen davranıştan uzaklaştırıcı kuralları, plan ve programları, hazırlıkları içerir.  Etkinlikler bireyden çok gruba yöneliktir.

 Gelişimsel model, sınıf yönetiminde öğrencilerin, fiziksel, duygusal, deneyimsel gelişim düzeylerinin gerektirdiği uygulamaların gerçekleştirilmesini esas alır;  bir uyulamaya geçilmeden önce, öğrencilerin ona bu açılardan hazırlanmasını öngörür. Bu  modeli  dört  basamaktan  oluşturur.   Birinci  basamak, onuncu  yaşa  kadar  süren,  nasıl  öğrenci  olunacağının  öğrenildiği  zamandır, öğretmene  çok    düşer,   İkinci  basamak,  on-oniki  yaş  arası  dönemdir.  Sınıf yönetimine verilen ağırlık azalır, öğrenciler olgunlaşma yolunda, sınıf düzenine uymaya, öğretmeni hoşnut  ermeye  isteklidir.  Üçüncü  basamak,  oniki-onbeş yaşlan arasıdır. Öğrenciler, zevk ve destek almak için birbirlerine bakarlar, yetke görüntüsü verirler. Öğretmeni sıkıntıya sokmayı  seçebilir, bunun sonunda arkadaşlarının beğenisini de kazanabilirler. Sınıf yönetimi kurallarının nedenlerini ararlar.  

Dördüncü basamak lise yıllandır. Öğrenciler, kim olduklarını, nasıl davranmaları gerektiğini anlamaya başlarlar, sosyalleşir, akıllanırlar, yönetim sorunları  azalır. 

 

Çocukta ana baba ve yetişkinlerin etkisi,  yirmi yaş dolaylarına kadar gittikçe azalır, sonra artar. Arkadaşlarının etkisi ise gittikçe artar. Bu iki etkinin kesiştiği oniki yaş dolayı, öğretmen ve ana baba için sıkıntı yıllandır.

 

Sınıf yönetimi algılarını bütünleştiren bütünsel sınıf yönetimi modelinde önlemsel sınıf yönetimine öncelik verme, grubu olduğu kadar bireye de yönelme, istenen davranışa ulaşabilmek için istenmeyenin nedenlerini ortadan kaldırma vardır,  istenen davranışın uygun  ortamlarda  gerçekleşeceği  bilincine  dayanarak ortam  düzenlemeye,  bütün  önlemsel  yönetim  çabalarına  karşın  oluşabilecek istenmeyen  davranışları  düzeltmek  amacıyla  tepkisel  yönetim  araçlarından yararlanmaya  çalışılır. 

Bu etkinlikler sürecinde seçilecek davranış örgüleri, öğrencinin gelişim basamakları ile uyumlu olanlardan seçilir. Bu model için sınıf yönetiminin sistem modeli denebilir. Modelin çevre boyutunda; okul, aile, boş zaman etkinliklerinin yer aldığı arkadaş çevresi vardır.  

       Sınıf Yönetiminde Etkililik

 

Sınıf yönetimi, Öğrencilerin etkili bir davranış örüntüsü kazanmaları yanında, davranışlannı anlama ve yönlendirme yollarını geliştirmelerine de yardıma olmalıdır. Her davranışın  başkaları  üzerindeki  etkilerini kestirebilme, bunları olumlulaştırabilme, insanların “bir topluluğun üyesi” olmaktan çıkıp “bir toplumun üyesi” olmaya yöneldiklerinin temel göstergesidir.

 

Sınıf yönetimi kararlan, öğrencileri kontrolden çok, eğitimin kalite ve sürekliliğini sağlamaya yönelik olmalıdır. İyi bir sınıf yönetimi,  iyi bir öğretime bağımlıdır. 8u anlamda sınıf yönetimi araç, kaliteli bir eğitim amaçtır.

 

Öğrenci başarısının değişkenlerinden biri,  belki  başlıcası  sınıf yönetimidir.

 

Araştırmalar, öğrenci özelliklerindeki farklar kadar,  sınıfın yapı  ve  yönetimindeki farkların  da  başarıyı  belirleyici  olduğunu  göstermiştir. Bir sınıfta başarılı olan öğretmen, benzer öğrencilerin bulunduğu başka bir sınıfta başarısız olmuştur.

 

Sınıf yönetimi,  çok  yönlü  ve  uzun  çabalar  isteyen,  güç  bir  iştir, Hergün saatlerce kalabalık bir öğrenci grubuyla beraber olmak, yapılacak  her  davranışı ayrıntısıyla  planlamak,  gerçekleşmesini  sağlamak,  sınıftaki  her şeyden  her  an haberli  olmak  kolay  değildir.  Öğrenciler, uzun süre oturarak, derse ilgilerini veremezler. Öğretmenin, erken-geç, kolay-güç öğrenen, normal-özürlü öğrencilerle ayrı ayrı ilgilenmesi de gerekir. Sınıfta çok yönlü ve karmaşık bir ilişkiler ağı vardır.

Ne yazık ki bazı öğretmenler bunun farkına bile varamazlar. Sınıftaki herkesin özellikleri, diğerlerinin davranışını etkiler. Öğretmen ve öğrencinin davranışı, sınıfta,  herkesin inceleyebileceği şekilde ortada olduğundan,  insanların duyarlığı,  alınganlığı artabilir.  Sınıfta herkes,  ders dönemi boyunca, herkesin açık denetimindedir.

 

Öğrenciler gelişim evrelerine göre, sınıf yönetimi uygulamaları da değişir,  ilk yıllarda çocuklar, sınıfta kural, işlem dizin ve adetlere daha çok gereksinim duyarlar.

 

Bir-iki yıl içinde bunlar öğrenilmiş olabileceğinden, ağırlıktan azalır. Kural ve işlem dizinler, eğitim için araç olarak kullanılmalıdır. Daha üst sınıflarda gençlik çağı başlar, düzene uyum sorunları artar, öğrenciler, yetişkinlerin yetkesine kızmaya, tavır almaya başlarlar. Özellikle bu çağda öğretmenlerin daha duyarlı davranması gerekir.

 

Emir yerine istek bildiren anlatımlara yönelme, öğrencinin alınganlığını, çekingenliğini hesaba katma, öğretmenin alacağı sesli-sessiz tepkileri farklılaştırır. Daha sonraki yıllarda gençlik çağının aksilikleri geçer, ders konularına yönelim artar.

 

Sınıf ve öğrencilerin özellikleri değiştikçe, yönetsel uygulamalar da farklılaşmalıdır. Düşük yetenekli öğrencilerin çoğunlukta olduğu sınıflarda, daha çok zaman gereksenir.  Kalabalık sınıflar,  daha çok  düzen  çalışması ister. Benzeşik sınıflar, daha az sorun yaratır. Sınıf yönetimi davranışlarının seçiminde bu özellikler dikkate alınmalıdır.

 

Sınıf yönetiminin değişkenleri, öğrenci, öğretmen, ortam, okul ve eğitim yönetimi, çevre olarak sıralanabilir.  Etkili bir sınıf yönetiminin dönümcül (kritik)  öğesi öğretmendir,  çünkü o diğer öğelerin bütünleştiricisi ve bir dereceye kadar da belirleyicisidir. Öğretmenin yeterlikleri artırılıp, bunların kullanımının temel değişkeni olan mesleğe karşı tutumu olumlulaştırılmadıkça, iyi bir sınıf yönetimi beklenemez.

 

Etkili bir sınıf yöneticisi olarak öğretmenin, sınıfı eğitim için hazırlaması, sınıf kural ve süreçlerini belirleyip öğretmesi,  öğretimi düzenleyip sürdürmesi, öğrencilerin uygun davranmasını sağlaması beklenir.

 

Eğitim ortamı, sınıfın fiziksel, davranışsal ve öğretim ortamlarının bileşimiyle oluşur. Amaçlara ulaşmaya en uygun fiziksel düzenlemeler, çok yönlü hazırlıklara dayalı etkili bir eğitim planı, bu planın uygulanışında gözlenmek istenen öğretmen ve öğrenci davranış örüntüleri, ortamın öğeleri olarak görülebilir.

 

Özellikleri, hazır oluşu, beklentileri,  davranışlarıyla öğrenci;  ortam ve olanak sağlayıcı, kolaylaştırıcı, destekleyici olarak okul yönetimi ve çevre, sınıf yönetimini bu alanlar açısından etkilerler.

 

Etkili yönetilen sınıfta, öğrencilerin görevle ilgili olma düzeyi yüksek, bozucu davranışların düzeyi düşük,  öğretim zamanının amaçlar yönünde kullanılış düzeyi yüksektir.  

Sınıfın İlişki Düzeni

 


 

Görevlerin, görevlilerin, ilişkilerin belirlenmesi olarak tanımlanabilecek olan örgüt yapısının kurulması aşamadan, sınıf yönetimine uygulandığında, öğretmenlik ve öğrencilik görevleri ile bunların kimlerce, nasıl yerine getirileceğinin ders dönemi başında büyük ölçüde belli olduğu görülür. Bu belirlenişin kesinlik kazanması, görev ve görevliler arasındaki ilişkilerin ortaya konmasıyla olur.

Devamı…

Kendini Topluma Adamış Bir İdealist “Türkan Saylan”

 Kendini Topluma Adamış Bir İdealist “Türkan Saylan”

Hayatı bir an önce tanımak istediği için köy hekimi olmayı isteyen, öğrencilik yıllarında cüzzamla savaşmaya başlayan, ihtisasını kimsenin tercih etmediği deri ve zührevi hastalıklar üzerine yapan Türkan Saylan, bugün Türkiye’nin en güvenilir derneklerinden biri olan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucusu ve başkanı. 
Devamı…

İlk Yardım Çantasında Neler Olmalı ?

        İlk Yardım Çantasında Neler Olmalı ? 

       Bir ilkyardım çantasında neler bulunması gerektiği konusunda dünyada ya da ülkemizde tam bir birliktelik sağlanabilmiş değildir.

       Yerli ve yabancı kaynaklı kitaplarda az – çok farklı listelere rastlanır. Satışa sunulmuş bazı ilkyardım çantalarında kullanımı zor kullanım alanı kısıtlı ederi yüksek malzemelere rastlanabilir.

       Yalnızca yasal zorunluluğu yerine getirmek için hazırlanmış, ederi çok düşük olmakla beraber, zorunlu ilkyardım malzemelerinin bazılarını içermeyen çantalar da bulunmamaktadır.

       İlkyardımcının, yanında taşımak ya da kolay ulaşılabilir bir yerde bulundurmak üzere bir ilkyardım çantası edinmesi gerektiği açıktır.

       Tutulacak yol, hazır bir ilkyardım çantası satın alıp aşağıda verilen listeye uygunluğunu kontrol edip, gerekiyorsa tamamlamak olabilir. Diğer seçenek ise listedeki malzemeleri tek tek satın alınarak bir araya getirmektir.

       Aşağıda verilen birinci liste temel ilkyardım bilgisi almış ya da almamış kişilere gerekecek zorunlu malzemeleri içerir. İkinci listede ise zorunlu olmayan, ancak, daha fazla destek sağlayabilecek malzemeler bulunmaktadır.

       İlkyardım çantası düzenli aralıklarla kontrol edilip malzemelerin kullanılabilir durumda olduğu görülmeli, her kullanımdan sonra da yetersiz kalan malzemeler tamamlanmalıdır.

       Aşağıdaki vermiş olduğumuz malzemeler trafikteki araçlara yönelik olarak hazırlanıldığı için trafik şartlarına göre bazı malzemeler de içermektedir.

——————————————————————————–

       Zorunlu ilkyardım Malzemeleri  Yardımcı İlkyardım Malzemeleri

       1. Üçgen reflektör ya da reflektörlü pazuband

       2. El feneri 

       3. Telefon jetonları, telefon kartı 

       4. Not defteri 

       5. Sabit kalem 

       6. Önemli telefonlar listesi 

       7. Yara bandı 

       8. Sterilyara bezleri (1Ox1O cm, çok sayıda) 

       9. Rulo bandajlar (1O cm. x3-5m, çok sayıda) 

      10. Üçgen sargılar (tabanı 1.2m. Kenarları 1m, 4 adet) 

      11. Tıbbi Flaster (5cm.x5m.)

      12. Makas 

      13. Çengelli iğneler (1O adet) 

      14. Pamuk (yasal zorunluluk nedeniyle)

      15. Elastik turnike

      16. Kauçuk eldiven

      17. Plastik poşetler (4 adet) 

      18. Şok örtüsü

      19. Elastik bandaj (2 adet)

      20. İçindekiler listesi
 

         1. Steril yara bohçaları

         2. Steril göz sargısı

         3. Plastik havayolu(airway) 

         4. SişiRme ateller (el, kol, parmak, ayak için) 

         5. Tahta ateller 6. Şişme yastık 

         7. Sabun

         8. Kurtarma ipi

         9. İl ve bölge karayolu haritası

       1O. Düdük 

İlk Yardım Nedir?

       İlk Yardım Nedir?

       İlkyardım, hasta veya yaralı kişiye, daha ciddi bir tıbbi yârdim uygulanmadan önce yapılan ilk bakimdir. İlkyardımın amacı, durumun kötüleşmesini önlemek için aktif olarak müdahale etmek, yasam desteği sağlamak, yaralının etkin tedavisini başlatmak, zararı en aza indirmek ve yasam kaybını önlemektir. İlkyardım tıbbi bakimin bir alternatifi değildir.

       Ancak ilkyardım eğitimi alan kişiler, durumu ve acili yetin derecesini tayin etme ve profesyonel tıbbi yârdim ulasana kadar yapılabilecek en doğru şeyleri belirleme yeterliliğine sahiptir. Yaralanmanin, ölüm olaylarının dördüncü ana nedeni olduğu düşünülürse, ilkyardım eğitiminin gerekli olduğu çok açıktır. Düşmeler en sık rastlanan yaralanma sebebidir.

       Ancak trafik kazaları en ölümcül olanıdır. Yaralanma ölümlerinin %22’si trafik kazaları sonucu oluşmaktadır. İlkyardım inceleme ve araştırmayla baslar. Bir yaralıya yaklaşmadan önce olay yerinde, yaralı ve kurtarıcının hayatini tehlikeye atabilecek faktörlerin önlenmesi gerekir. Daha sonra yapılan ilk inceleme, yaralının hayatini kurtaracak işlemlerin hemen uygulanmasının gerekip gerekmediğini belirler.

       UNUTMAYIN ZAMANINDA YAPACAGINIZ BASIT VE ETKILI BIR YARDIMLA, HASTA YA DA YARALININ HAYATINI KURTARABILIRSINIZ.

        ILKYARDIMIN TEMEL ASAMALARI:

       İlk önce yaralının genel sağlık durumu değerlendirilir. Yaralının omuzlarına hafifçe dokunup ona seslenerek bilincinin yerinde olup olmadığı saptanır. Derhal ambulans çağırılır.

       Yaralı, boynu ve bası sabit tutularak sırt üstü yatırılır. Yaralının bilinci kapalı ise çenesi yukarı kaldırılarak bası geride tutulur. Böylece dilin, nefes borusunu kapatması önlenir.

       Yaralının nefes alıp almadığına bakılır. Nefes almıyorsa ağzından veya burnundan suni teneffüs yapılır. Nefes verirken göğüs kalkıyor mu diye bakmak gerekir. Nefes verme aralarında akciğerlerden hava boşalması beklenmelidir. Kan dolaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için nabız kontrol edilir. Nabız, âdem elması ve boyun kası arasındaki bölgeye, üç parmakla hafifçe bastırılarak kontrol edilir.

       Yaralının nabzı yoksa kalp masajına başlanır. Temel yasam desteği tek kişi ile yapılıyorsa 15 kalp masajı ve 2 tam nefes seklinde tekrarlanarak uygulanmalıdır. İki kişi ile ise 5 kalp masajı 1 nefes seklinde uygulanır. Temel yasam desteği, sadece solunumu ve kan dolaşımı durmuş kişilere uygulanır. Eğer nabız var, solunum yoksa her 5 saniyede bir nefes verilmelidir.

       Solunum ve kan dolaşımı sağlandığında temel yasam desteği kesilmelidir.

        SOLUNUMUN DURMASI

      Yapay solunumun en basit ve etkili metodu, hastanın akciğerlerine kendi nefesinizi güçlü bir şekilde üflemektir. Ağızdan ağza solunum, solunumu çok zayıf ve düzensiz olan hastalara da uygulanabilir. Bu durumda nefes verişinizi, hastanın nefes verisine göre ayarlamanız gerekir.

      En yakin acil sağlık kurulusunu aradıktan sonra, ağızdan ağza solunuma başlayın. Bu sirada hasta, sert bir zeminde, sirtüstü yatmalidir.

      Eger boyun yaralanmasindan süphe edilmiyorsa, bir elinizle hastanin basini çene kemiginden yukari dogru çekerken diger elinizle de alnina bastirarak basin geride kalmasini saglayin. Eger boyun yaralanmasindan süpheleniyorsaniz, hastanin basina veya boynuna müdahale etmeyin. Hastanin basini sarsmadan sadece çenesini nazikçe kaldirarak nefes borusunu açmaya çalisin.

       Eliniz hastanin alnindayken basparmaginiz ve isaretparmaginizla burun deliklerini kapatin. Derin bir nefes alin. Agzinizi hastanin agzi üzerine yerlestirin ve 2 güçlü nefes verin. Daha sonra her 5 saniyede 1 nefes verin. Her nefeste hastanin gögsünün kalktigini görmelisiniz.

      Hastanin gögsü genislediginde nefes vermeyi kesin. Agzinizi çekin ve yüzünüzü hastanin gögsüne dogru çevirin. Böylelikle kulaginiz hastanin agzi seviyesinde olacaktir. Hastanin akcigerlerinden havanin çikisini dinleyin ve gögsün inisini izleyin. Daha sonra solunum islemlerini tekrarlayin.

      Hastanin bilek veya boyun damarindan nabzini kontrol edin. Eger nabiz yoksa ve kalp masaji egitiminiz varsa kalp masajina baslayin. Buna hasta kendiliginden solunuma baslayincaya veya tibbi yardim gelene kadar devam edin.

      AGIZDAN BURUNA SOLUNUM

      Eger hastada yüz yaralanmasi varsa kisinin agzina nefes vermekte zorlanirsiniz. En yakin acil saglik kurulusunu aradiktan sonra hemen ilkyardima baslayin.

      Kisiyi sert bir zemin üzerinde sirtüstü yatirin.

       Bir elinizi hastanin çene kemigine yerlestirip, yukari dogru kaldirirken diger elinizi hastanin alnina koyun ve çeneyi yukari dogru iterken alni asagi dogru bastirarak hastanin basina pozisyon verin.

      Derin bir nefes alin ve agzinizla hastanin burnunu kapatin.Hastanin agzini da çenesini iterek kapali tutun. Hastanin burnuna kuvvetle nefesinizi verin. Agzinizi çekin, hastanin çenesini açin ve havanin çikisina izin verin. Bu islemi 5 saniyede bir tekrarlayin.

       BEBEKLERE VE ÇOCUKLARA SUNI TENEFFÜS

       Bebeklerde ve çocuklarda suni teneffüs islemi yetiskinlerdekine benzer, sadece agzinizla çocugun hem agzini hem de burnunu kapatmalisiniz. Çocugun basini çok geriye çekmeyin yoksa nefes borusu tikanabilir. Nefesleriniz daha yumusak olsun. Çocuklarda 4 saniyede 1 nefes (dakikada 15 nefes), bebeklerde 3 saniyede 1 nefes (dakikada 20 nefes) verilmelidir. Çocugun gögsü kalkmaya baslayinca nefes vermeyi kesin. Her nefes veris öncesinde yeniden nefes alin.

       KALP KRIZI

       Kalp krizi yasami tehdit eden acil bir durumdur. Kalbi besleyen ana damarlarin daralmasi veya tikanmasina bagli olarak kalbin bir bölümüne yeterli kan ve oksijen gitmemesi sonucu olusur. Eger bu kan ve oksijen yetersizligi uzun sürerse kalp kaslarinin bir bölümü ölür.Kalp krizi belirtileri, asagidakilerden birkaçini ya da hepsini içerebilir. Santral gögüs bölgesinde aniden gelen ve ezici bir basinçla hissedilen, sabit, 20 dakika veya daha uzun süren, kola, omuza, boyuna, çeneye, sirt ortasi ve mideye vuran gögüs agrisi, asiri terleme, bulanti, kusma, yogun halsizlik, akinti, korku, soluk mavimsi gri deri rengi, mavi tirnaklar ve nefes darligi. Kalp agrisi hazimsizlikla karistirilabilir. Eger agrinizin sebebinden emin degilseniz güvende olmak için kalp krizi gibi ele alin. En yakin acil saglik kurulusunu arayin ve asagida verilen ilkyardim talimatlarini uygulayin.Kalp krizi tedavisi, hastanın bilincinin kapalı ya da açık olmasına göre değişir.

       A) Bilinci Kapalı, Nefes Almayan Hasta:

      En yakin acil sağlık kurulusunu arayın, daha sonra müdahaleye başlayın. Kişiyi sert, rahat bir yere sırtüstü yatırın. Elinizi hastanın çenesine koyup yukarı kaldırırken diğer elinizi hastanın alnına koyup aşağı bastırarak basını arkaya yatırın.

       Hastanın alnındaki elinizin bas parmağınız ve işaret parmağınızla hastanın burun deliklerini kapatın. Derin bir nefes âlin. Ağzınızı hastanın ağzı üzerine sıkıca bastırın ve iki yavaş, derin nefes verin. Arada tekrar derin bir nefes âlin ki hastaya taze hava verebilesiniz. Göğüs kafesinin yükseldiğini görene dek hava üflemeye devam edin.

      Hastanın göğsü yükseldiğinde hava vermeyi durdurun. Ağzınızı çekin ve basınızı hastanın göğsüne doğru çevirin. Böylece kulağınız hastanın ağzının üzerinde olacaktır. Hastanın akciğerlerinden hava çıkısını kulağınızla hissedin ve dinleyin ayrıca göğsün alçaldığını gözlemleyin. Bu solunum işlemini her 5 saniyede 1 nefes vererek sürdürün.

       Kişinin bilek ya da boyun atardamarını 5–10 saniye boyunca nabız için kontrol edin. Eğer nabız yoksa kalp masajı eğitimi aldıysanız kalp masajına başlayın. Suni solunum kalp masajı sırasında da sürdürülmelidir. Bu işlemi tıbbi yârdim gelinceye ya da hasta nefes almaya başlayıncaya kadar sürdürün.

       B) Bilinci Açık Hasta:

      En yakin acil sağlık kurumunu arayın, ilgiliye olası bir kalp krizini ve oksijen ihtiyacını iletin.
Hastayı nazikçe oturtun ya da yan oturur pozisyona getirin. Yatmak nefes almayı zorlaştırır.
Özellikle boyun çevresindekiler olmak üzere giysileri gevşetin. Hastayı bir battaniye ya da palto ile sararak sıcak tutun.

       Hastayı sakinleştirin ve rahatlatın ama herhangi bir şey yedirip içirmeyin.
Eğer ambulans bulunamıyorsa hastayı en yakin hastanenin acil servisine götürün.
Bilinçsiz hasta kendine gelirse ve solunumu baslarsa yukarıdaki adımları izleyebilirsiniz.
 

       BILINÇ KAYBI

       Bilinç kaybı sadece koma durumu için geçerli bir tanımlama değildir; ayni zamanda kişinin uykulu, dikkatinin dağınık ve varlığınıza tepki veremediği durumlar için de söz konusudur. Beyin travması (kaza veya darbe sonucu), kan kaybı, oksijensiz kalma (boğulma), metabolik bir hastalık (diyabet) veya ilaç nedeniyle zehirlenmeler sonucu oluşabilir. İlk olarak en yakin acil sağlık kurulusunu arayın sonra ilkyardıma başlayın.

       Not: Eğer omurilik zedelenmesinden şüpheleniyorsanız ve hasta kusmuyorsa yerinden kımıldatmayın. Omurilik zedelenmesi söz konusu değilse omurgayı esnetmeden, hastanın basını ve vücudunu es zamanlı olarak yana çevirebilirsiniz; ancak bas ve vücudun birbirleriyle olan konumlarını bozmayın. Bir insanin bilinci yerinde değilse normal refleksler ve kasların gevşekliği kaybolur. Bu nedenle olabilecek en büyük tehlike dilin boğazı tıkaması veya ağızdaki yabancı cismin nefes borusunu tıkamasıdır. Nefes borusunu açıp solunumu sağlamış olsanız da asla baygın birisini yalnız ve müdahalesiz birakmayin. Komaya giren bir insanin nefesi kesilebilir, sonuç olarak da kalbi durur.

         ILKYARDIM POZISYONU

        Omurilikteki bir hasardan şüpheleniyorsanız ve hasta kusmuyorsa yerinden kımıldatmayın. Gerekli her şeyi yaptıktan sonra acil tıbbi yardımı beklerken hastayı ilkyardim pozisyonuna getirin. Eller ve ayaklar vücudun rahat ve sabit olmasını sağlayacak şekilde olmalıdır.

       Yanına diz çöküp kolunu basının arkasına atin karsı taraftaki kolunu göğsünün üstüne koyun ve bacağını dizinden büküp kendi tarafınızdaki bacağın üzerine koyun Dikkatlice bası da vücutla birlikte kendinize doğru bir elinizle döndürün ve diğer elinizle yüzünü koruyun

      Başını geri itin, çeneyi öne çıkarın ki rahat nefes alsın ancak çeneyi vücuttan daha alçakta tutun ve sıcak tutun

       YARALANMA VE SIDDETLI KANAMALAR

      Yırtılmış bir atardamar nedeniyle çok kısa zamanda yüksek miktarda kan kaybedilebilir. Şiddetli kan kaybı kişiyi soka ve bilinç kaybına götürebilir ve eğer durdurulamazsa ölümcül olabilir. Yetişkin bir insan 1.5 litre kadar kan kaybederse ya da bir çocuk yarim litre kan kaybederse, kan kaybı şiddetli kabul edilir. Yaralı bir atardamarın duvarlarındaki kaslar yarayı kapatmak için pıhtı oluşumuyla birlikte kasılacaktır. Eğer pıhtılaşma herhangi bir nedenle gerçekleşmezse kanamanın kontrolü çok daha zor olacaktır. En yakin acil sağlık kurulusunu arayın ve ilkyardıma başlayın. Küçük yaralanmalarda kanama kısa sürede kendiliğinden durur. Ancak derin bir yarada kan o kadar hızlı akar ki pıhtı oluşumuna fırsat kalmaz. İlk yardımın amacı kani mümkün olduğunca kısa sürede durdurmaktır.

       Kişiyi sırtüstü yatırın ve mümkünse yaralı kısmi yukarı kaldırın. Bu kan akısını azaltacaktır. Cam veya metal gibi derinde olmayan ve kolay hareket ettirilebilen cisimleri yaranın içinden çıkarın ama derine saplanmış cisimlere dokunmayın.

       Temiz bir bezle yaranın tam üstüne, kanama durana dek 5–10 dakika basınç uygulayın. Yaranın ağzı açıksa her iki kenarı da birbirine doğru itin. Eğer yaranın içinde herhangi bir şey varsa basıncı cismin çevresine uygulayın, üzerine değil.

       Sağlam ve temiz bir bandajla yarayı sıkıca sârin. Eğer hazırda bir bandaj yoksa bir parça temiz bez kullanın. Turnike kullanmayın.

       Eğer kan, bandajın dışına tasarsa bandajı çıkarmayın. Onun yerine üzerine biraz daha bez koyun ve sıkıca bağlayın

        Burun Kanamaları:

       Sik rastlanan acil durumlardan biridir. Kafa travması sonucunda burun veya kulaktan kanama, kafatası kiriği olduğunu gösterir ve kontrolü zordur. Bu tip kanamalarda temiz bir bez ile buruna hafifçe bastırılmalı ve hasta mümkün olduğunca çabuk acil sağlık kurulusuna ulaştırılmalıdır. Diger nedenlerle oluşan kanamalarda, burun deliklerini sıkarak veya üst dudak ile dişetleri arasına yuvarlak gazlı bez yerleştirerek basınç uygulanır. Hastayı oturtun ve basını öne eğin. Hastanın sakin olmasını sağlayın ki endişelenerek kan basıncının artmasına sebep olmasın. Burnun üzerine buz koyun. Tüm bu uygulamalara rağmen kanama devam ederse hastayı en yakin sağlık kurulusuna götürün.

         KIRIKLAR VE ÇIKIKLAR

       Röntgen olmaksızın bir kemiğin kirik olup olmadığını belirlemek her zaman mümkün değildir. Eğer emin değilseniz, yaralanmaya sanki kirikmiş gibi yaklaşın. Eğer kişi çok ağrılıysa, yaralı bölgesini hareket ettiremiyorsa, üzerine ağırlık veremiyorsa ya da yarada sekil bozukluğu varsa kirik veya çıkıktan şüphe edin.

       Çıkık bir kemiği yerine oturtmaya çalışmayın. Bu sadece bir uzman tarafından yapılabilir. Kolu veya bacağı bulduğunuz pozisyonda sararak sabitleyin ve yaralıyı hastaneye götürün. Eğer yaralı hareket edemiyorsa ambulans çağırın.

       Hastanın bir şey yiyip içmesine izin vermeyin, çünkü hastanın kemiklerini genel anestezi altında düzeltmek gerekebilir ve yemek hastanın kusmasına neden olabilir. Kişiyi sıcak tutun ve sok olasılığı açısından sürekli izleyin.

       Kanama varsa önce onu tedavi edin. Kişiyi olabildiğince az hareket ettirin. Hareket, kirik kemikleri daha da ayırır ve organları yaralayabilir. Açık bir yara varsa temiz bir bez parçasıyla kapatın.

        Tespit Uygulaması:

       Tespit genellikle gereklidir. Hareketi önleyerek kiriğin daha da kötü olmasını engelleyebilirsiniz. Bu, özellikle hastanın nakli veya tıbbi yardımın gecikeceği durumlarda önem taşır. Tespit malzemesinin sert olması gerekir. Mümkünse bir üst ve bir alt eklemin oynamasını engelleyecek derecede uzun olmalıdır. Tespit, tahtalarla, karton parçalarıyla, gazetelerle yapılabilir. Kirik bir üst kol veya bacak için yaralı uzvu tespit etmeden önce kol ile gövde arasına veya bacaklar arasına destek koymak gerekir. Tespiti bağlamak için bez (bandaj, kravat vb.) kullanın.

         Kirik ön kol:

       Hastanın ön kolunu 90 derece açıyla vücuduna yapıştırın, avucu göğsüne gelirken başparmağı yukarı doğru olmalı. Ön kola tespit uygulayın. Tespit dirsekten el bileğine kadar uzanmalı. Tespiti, kiriğin altından ve üstünden bağlayın. Ön kolu boyundan geçen geniş bir sargı ile parmakların dirsekten biraz daha yukarı seviyede olmasını sağlayacak şekilde asin.

         Yaralı bacağın sağlam bacağa tespiti:

       Nazikçe yaralı bacağın dizini düzeltin. İki bacak arasına bezler koyun. Yaralı bacağı diğer bacağa birkaç yerinden bağlayın, ama kesinlikle tam kirik üzerinden olmasın. Eğer iki geniş tespit bulma olanağınız varsa bunları kullanmak en idealidir. Tespitler bacağın tüm uzunluğu boyunca olmalıdır.

         Omurga Yaralanmaları

       Eğer hastanın boyun veya omurgasında ciddi ağrı varsa, kol veya bacaklarında his kaybı varsa, mesane veya barsak kontrolünü yitirmişse omurga kiriği veya çıkığı olabilir. Bu tip vakalarda, hastanın hayati tehlike altında değilse veya kusmaya bağlı olarak boğulmuyorsa, hastayı kıpırdatmamak gerekir. Eğer hastayı hareket ettirmek gerekirse vücudunu dümdüz tutmalısınız. Beli veya boynu bükülmemeli, vücudu dönmemeli. Hastayı kapı, masa, ütü masası veya geniş bir kalas gibi sert bir zemin üzerine yerleştirmelisiniz.

         BURKULMA VE GERILME

       Kasta veya ten donlardaki yırtılma, gerilme; bağlardaki veya eklem kapsülündeki yırtılma ise burkulma olarak tanımlanır. Burkulma ve gerilme dokuların aşırı zorlanmasından olur. İki yaralanma için de belirtiler aynidir. Ağrı, şişme ve morarma… Ciddi burkulmalar sanki kirikmiş gibi tedavi edilmelidir. Ağrı ve şişmeyi azaltmak için soğuk su ya da buz torbası kullanılır. Eklem veya kası, elastik “8” seklinde bandajla sârin ve 1–2 gün için üstüne bastırmayın. “8” seklinde bandaj uygulamasını ayak çevresinde 1–2 kez dairesel olarak sârin. Bandajı diyagonal olarak ayağın üstünden ve bileğin çevresinden geçecek şekilde bağlayın; bandajı ayağın üstünden aşağı doğru ve ayağın tabanından geçirin. “8” seklindeki dönüşlere devam edin, ayak (parmaklar hariç), bilek ve bacağın altı kaplanana kadar bandaj sârin; bant ya da klipsle bandajı sabitleyin.

( Kaynak : http://www.ilkyardim.org/ )

Boğulma vakalarında ilk yardımın önemi!

        Boğulma vakalarında ilk yardımın önemi!

       Suda boğulma yaz aylarında çok sık görülen kazalar arasında yer alır. Yüzme bilmeyenler kadar iyi yüzme bilenler de tanımadıkları bölgelerde yüzerken dalga, akıntı ve kramp girmesi gibi nedenlerle boğulma tehlikesi atlatabilirler. Suda boğulma, solunum yollarına su girmesi ile meydana gelir ve havanın serbest geçişi engelleyerek akciğerlere ulaşması bloke ederek oluşur. Kısaca, vücuttaki oksijen yetersizliğinden ileri gelen bir durumdur.

         Bunları unutmayın!

       • Boğulmakta olan bir insan yardım için bağıramaz.
       • Denizde veya başka yerde boğulmak üzere olan biriyle karşılaşıldığında ilk önce güvenli bir şekilde çevrede ona ulaşabileceğiniz bir araç arayın.
       • Eğer boğulan kişiye ulaşabileceğiniz uzaklıkta ise suyun kenarına eğilin ya da yere yatın, sıkıca tutunarak ona bir direk, kürek ya da havlu yardımı ile uzanın.
       • Ulaşamayacağınız kadar uzakta ise tahta veya can simidi gibi batmayan bir cismi ona doğru fırlatın
       • Boğulan kişi ulaşılamayacak kadar uzakta fakat sığ suda ise kendi güvenliğiniz alarak ona doğru hareket edin
       • Şayet yüzmek durumunda iseniz onu suda gördüğünüz en son yeri aklınızda tutun ve yanınıza mutlaka cisim alın, size sarılmasına izin vermeyin.

        Suda boğulmalarda, boğulma sırasında nefes borusu girişinin kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğerlere girer. Bu nedenle bu suyu çıkartmaya uğraşmak zaman kaybıdır. Vakit kaybedilmeden hemen suni solunuma başlanmalıdır.

        Boğulmalarda ilkyardım kuralları;

       • Eğer mümkünse hemen ambulans yardımı istenmelidir. (112)
       • Boğulmalarda ilkyardımın temel amacı, akciğerlere hava girmesini sağlamaktır
       • Suda boğulmalarda, ağızdan ağza ya da ağızdan buruna solunumun suda yaptırılması mümkündür ve bu uygulamaya su içerisinde iken başlanmalıdır. Bu uygulama derin sularda mümkün olmayabilir, bu nedenle kazazede hızla sığ suya doğru çekilmesi gerekir.
       • Kazazede bir kurtarma botuna veya can salına alındığında, eğer giyinik ise suni solunumu zorlaştıracak kuşak, kemer, kravat ve yakası ilikli gömlek gibi giysiler, süratle kişiyi rahatlatacak şekilde çıkarılmalı veya gevşetilmelidir.
       • En kısa zamanda ciğerindeki suyu boşaltmak için zaman kaybetmeden, ağızdan ağza yapay solunuma başlayın. Solunum başlayıncaya kadar sürdürün.
       • Kuvvetli suni solunum yapılır, verilen hava içerideki havanın köpürerek çıkmasını sağlar.
       • Soluk verdiği zaman başı yana çevrilir.
       • Kazazedenin üzerindeki ıslak elbiseleri çıkarılır ve bir battaniyeye sarılarak vücut ısısı artırılır.

        Bunları yapmayın!

       • Kazazedeye kolunuz uzatarak, bir bot yardımı ile ona atabileceğiniz bir cisimle onu kurtarabilecek konunda iseniz sakın suya atlamayın.
      • Boğulmakta olan kişinin size sarılmasına izin vermeyin çünkü sizi de aşağı çekebilir. Suyla boğulan kişi akciğerlerinde suyun yol açtığı hasarı değerlendirmek amacıyla mutlaka hastaneye kaldırılmalı ve 48 saat süreyle kontrol altında tutulması gerektiği.
 

Kazalarda İlk Yardımın Önemi

      Kazalarda İlk Yardımın Önemi

      TRAFİK KAZALARI

       A- Kaza: Beklenmedik bir anda meydana gelen, daha önceden olacağı tahmin edilemeyen, planlanmayan, önlemler alındığı zaman Çoğunun önlenebileceği ölüm, yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan olaylara KAZA denir.

       Ev kazaları, iş kazaları, spor kazaları , okul kazaları trafik kazaları gibi gruplara ayrılabilirler .       Ülkemizde çoğu kez boyutunun büyüklüğüne göre felaket ile karıştırılır. Oysa FELAKET, kasıt olmaksızın oluşan, insanları ve çevreyi olumsuz etkileyen doğal kaynaklı olaylardır. Depremde ve selde olduğu gibi.

       Kazaların nedenleri biraz sonra sayılacaktır; ama burada şunu belirtmek gerekir ki, kazaların en büyük sorumlusu insan iken felaketlerin sorumlusu doğal olaylardır. Ayrıca meydana geldikleri sırada verdikleri zarar açısından felaketler kazalara göre daha büyük ölçüde zarar verirler. Öreğin Marmara depreminde 45 saniyede binlerce kişi yaşamını yitirirken, ülkemizdeki en fazla ölümün yaşandığı bir trafik kazasında 37 kişi yaşamını yitirmiştir. Ancak trafik kazalarındaki yıllık ölü sayısı felaket boyotuna ulaşmaktadır.

       B- Kazaların Nedenleri:

       Şöyle özetlenebilir:

• İnsanın kendi kendine kazaya neden olması

• Başka insanların kaza ile karşı karşıya bırakılması

• Kullanılan araç ve gereçler

• Çevre ve doğa olayları

• Eğilim eksikliği ve ihmaller

• Teknik ve yasal yetersizlikler, Kişisel yetersizlikler

• Uygulama ve denetim azlığı

• Yanlış inanç, örf ve adetler

       C- Trafik Kazaları:

       Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve çarpan çarpılan nesnede maddi hasar oluşturan olaylara Trafik kazası denir. Kapsamı:• En az 2 aracın çarpışması

• Araç ile yayanın çarpışması

• Araç ile hayvanların çarpışması

• Araç ile sabit nesnelerin çarpışmasıdır.

       D- Ülkemizde ve Dünyada Trafik Kazaları:

       Ülkemiz her yıl binlerce insanı yaşamından eden, binlercesini sakat bırakan, milyarlarca liralık milli servet kaybına, insanların işgücü kaybına, ruhsal yapılarının bozulmasına neden olan trafik kazaları ile dünyada ilk 10 sırada yer almaktadır.

       Ülkemiz istatistiklerine bakıldığında kaza, yaralı ve ölü sayılarının gerçekçi olmadıkları görülmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü rakamları, Jandarma kayıtları, Hastanede ölenler veya kırsal alanlarda kayıtlara girmeyenleri toplayabilirsek; rakamlar korkunç boyutlara ulaşmaktadır. Sadece EGM ve jandarma kayıtlarına göre yaşamını kaybedenlerin sayısı:

       1998 yılında 8944, 1999 yılında 8523, 2000 yılında ise 7306 olarak kaydedilmiştir Araştırmalara göstermiştir ki; ülkemizde en fazla kaza; yaz mevsiminde, haftanın cuma ve cumartesi günleri, günün 12:00- 18:00 saatleri arasında olduğudur.

       Gelişmiş ülkelerde kaza sayısı daha az olduğu gibi toplumsal olarak ilkyardım bilinci ve uygulaması yerleştiği için ölü sayısı da oldukça azdır.

       Bunun nedenleri:• İlkyardım eğitiminin ilköğretim aşamasında verilmeye başlanması,

• İyi bir haberleşme sisteminin bulunması,• ilkyardım merkezlerinin ana arterlerde belli aralıklarla bulunması,

• Trafik kurallarına tam uyulması,

• Trafik cezalarının ağır ve caydırıcı olması. Doğru uygulanması,

• Aksaklıkların kısa sürede giderilip sorun olmaktan çıkarılması sayılabilir.

       E- Trafik Kazalarının Nedenleri       üç başlık altında toplanabilir.:

1. ARAÇ: %2–4 oranında kusurlu

— Lastik patlaması

— Fren, silecek, rot, direksiyon ve mala arızaları

— Araç bakımının zamanında yapılmayışı

— Eski ve yetersiz araçların kullanılması

       2. ÇEVRE:

       A.YOL: %2–4

— Artan nüfusa paralel yeni yolların yapılmayışı,

— Artan yolların bakımsızlığı,

— Uyarı işaretlerinin yetersizliği,

— Kaldırımların yetersizliği veya amacı dışında kullanılışı

       B- İKLİM KOŞULLARI. %1–2

— Buzlanma, sis, yağmur

— Çok sıcak, çok soğuk 

      3. İNSAN:

       %90–95 hata payına sahiptir.

       A. Mühendislik hataları:

 Yol ve araç yapımında, planlanmasındaki hatalar 

      B. Yolcular: Sürücünün dikkatini dağıtabilirler 

     C. Yayalar: Şehir içinde daha, fazla kazaya neden olmaktalar. Zira, Yaya geçitlerini kullanmıyorlar, aniden yola çıkıyorlar, trafik kurallarına uymuyorlar, dikkatsiz ve bilgisizler. 

     D. Sürücüler: %80–85 kazadan sorumlular. Çünkü

1. Trafik kurallarına uymuyorlar, kural çiğnemek bir hobi

2. Alkollü araç kullanıyorlar

3. Dikkatsiz, uykusuz ve yorgun araç kullanıyorlar

4. Bilinçsizce, sorumsuzca araç kullanıyorlar

5. Ruhsal yapılarında dengesizlik olabilir

6. Bedensel organ eksiklikleri olabilir.

      İLKYARDIM      TANIMI:

      Birdenbire hastalanan veya yaralanan kişiye tıbbi tedavi yapılıncaya kadar anında ve olay yerinde çevre olanaklarıyla yapılan geçici müdahaleye ilkyardım nedir.

      İlkyardımcı şunu asla unutmamalıdır ki; yapacağı işlem bir tedavi değildir; çünkü amacımız tedavi değildir ilk yardımdır. Bazı kitaplarda ilk yardım, 3T (tanı- tedavi- taşıma) olarak açıklamaktadır. Ancak bura da geçen ikinci T (tedavi) ifadesi sürücü kurslarında verilen ilkyardım eğitiminde doğru olarak kabul edilemez Bilindiği gibi, tedaviyi sağlıkla ilgili okullarda eğitim alarak meslek sahibi olanlar yapabilirler.      O halde burada ilkyardımcı şöyle ifade edebiliriz:

      TANİ GEÇİCİ MUDAHİLE

      İLK YARDIM

      TAŞIMA

      AMACI:

      Yaralının durumunu kontrol altına alıp daha kötüye gitmemesine engelleyerek hayat kurtarmaktır.     

       SAKATLIĞI ÖNLER SAKATLIK DERECESİNİ AZALTIR 

     İLK YARDIM

      HAYAT KURTARIR

      İLKELERİ:

      İyi bir ilkyardım için şu ilkelere uyulmalıdır:

— Çabuk karar vererek yaralıyı değerlendirmek

— Yaralıyı bulunduğu pozisyondan kurtararak uygun pozisyon vermek

— Geçici önlemi hemen almak

— Kalabalığı uzaklaştırmak

— Moral vermek

— Bilincini açık tutmak

— Sıcak tutmak

— Çamaşırları keserek çıkarmak

— Güvenli yere almak.

      HEDEFLERİ:

— Solunumun sağlanması

— Kalbin çalıştırılması

— Kanamanın durdurulması

— Şokun engellenmesi

— Yaranın dış etkenlerden korunması

— Uygun pozisyon verilmesi

— Haberleşmenin sağlanması

      Yaralının taşınarak sevk edilmesi

       Örneğin, bir otobüs kazasında birçok yaralı var ise, önce soluk almayandan, kalbi çalışmayandan, kanaması olandan başlayarak ilk yardım yapılmalıdır.

       AŞAMALARI:

      1. Trafik emniyet önlemlerini almak

— Kaza yapan aracın arkasına 150m. Geriden görülebilecek şekilde reflektör koyulmalı.

    Dönemeçte ise ön tarafa da yerleştirilebilir.( Taş, lastik ve ağaç dalı koymak yanlıştır. Orada bırakılabilecekleri ihtimali düşünülürse başka kazalara neden olabilir.)

— Böylece hem zincirleme kaza önlenerek yeni yaralanmalar da önlenmiş olacak, hem de araçtaki yaralının durumu ikinci darbe ile daha kötüye gitmemiş olacak

— İlk yardımcının da güvenliği sağlanmış olacaktır.

       2. Yaralıyı tehlikeli yerden güvenli yere almak

       3. Hangi konuda ilkyardım yapılacağına karar vermek ve uygulamak4. Haberleşmeyi sağlamak5. Hangi yaralının önce taşına cağına karar vermek; gruplamak6. Yaralıları taşıyarak sevk etmek.       İlerideki konularımızda bu aşamalar tek tek açıklanacağı için burada sadece aşama olarak sayılmış ve detaylandırılmamıştır.

       İLK YARDIMCININ ÖZELKILERI:

      Yaşamak bir insan hakkı, yaşatmak için çaba harcamak da bir yurttaşlık görevidir. Bu bilinçle bir ilkyardımcıda şu özellikler bulunmalıdır:

– Öncelikle ilkyardım konusunda yeterli bilgi ve beceriye.sahip olmalıdır

      A’da bilgi var beceri yok

      B’de bilgi yok beceri var

      C’de hem bilgi hem de beceri var. 

     Örnek bir ilkyardımcı C’de görüldüğü gibidir.

— Empati geliştirmeli (kendisini yaralının yerine koyma)

— Yarayı iyi değerlendirmeli

— Ümitsizlik belirtisi göstermeden sakin olmalı

— İlkyardımcı kendi güvenliğini riske atmamalı

— Çevre olanaklarından iyi yararlanmalı

— Eldeki malzemeyi en iyi şekilde kullanmalı

— Yaralıya moral verebilmeli

— Ambulans geldiğinde sağlık görevlilerine gerekli bilgileri aktara bilmeli

       İlkyardım bilgi ve becerisini kazanan sürücüler, kazayı gördüğü anda müdahale etmek zorundadırlar. Yoksa hem insanlık görevlerini yapmamış olacaklar hem de puan ve para cezasını birlikte ödeyeceklerdir.

Benjamin Franklin

Eğitim, Çocuğu Tanımak Ve Sevmekle Başlar.  Eğitim, Çocuğu Tanımak Ve Sevmekle Başlar. Muhsin Yazıcı

On yedi çocuklu bir sabun ve mum imalatçısının onuncu oğluydu.
10 yaşında okulunu bırakarak bıçakçılık yapmak üzere çıraklığa başladı.
12 yaşındayken basımevi yöneten ve liberal bir gazete yayınlayan ağabeyi  William’ın yanına çırak olarak girdi
Basımcılık mesleğini öğrendi ve edebiyat çalışmalarına başladı.  1730‘da Philadelphia‘da bir basım evi ve gazete kurdu.
Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.