Muhsin Yazıcı

Kadınlar sıcakta daha iyi düşünüyor

Kadınların daha çok üşüdükleri bir gerçek. Çünkü beden sıcaklığı üretebilmek için daha az kasa sahipler. Yüksek yağ oranı gerçi yalıtım görevini görüyor ama kas kütlesi yeterli miktarda ısıtmıyor; özellikle de zayıf kadınlarda.

Ayrıca erkek cildi daha kalın ve soğuk havada kan dolaşımı kadında bedenin ortasında daha etkili işliyor. Kadınlar bu yüzden genelde daha yüksek oda sıcaklığı tercih ediyor. Devamı…

Yoksul eğitimde de 4 yıl geride

Yeni bir araştırma ABD’de gelir düzeyi en düşük öğrencilerin ortalama başarı düzeylerinin en yüksek gelir düzeyindeki öğrencilerin üç dört yıl gerisinde olduğunu ve bu durumun kırk yılı aşkın bir süredir hiç değişime uğramadığını ortaya koyuyor.

ABD Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu tarafından geçen mart ayında yayımlanan rapora göre, 50 yılı aşkın bir süredir 2.7 milyonun üzerinde ortaokul ve lise öğrencisine uygulanan standardize edilmiş tek tip sınavlardan elde edilen sonuçlar, yoksul kesimle varsıl kesim arasındaki bu açığın giderilmesinin hedeflendiği federal eğitim programlarının işe yaramadığını gösteriyor. Devamı…

Dünya Diyetisyenler Günü: Diyet yaparken kilo vermeyi önleyen 6 büyük hata

Bugün Dünya Diyetisyenler Günü. Sağlık ve zinde görünme arzusu gibi çeşitli nedenler insanları diyet yapmaya zorluyor.

Ancak, diyet yapan kişilerin birçoğu ne kadar dikkat ederlerse etsinler bir türlü istedikleri kiloya ulaşamıyor.

İngiliz Daily Mirror gazetesi, kilo vermeyi engelleyen alışkanlıkları ve bunları gidermeye yönelik basit bazı önlemleri sıraladı: Devamı…

Günün sorusu: Mutfağınızda en kirli yer neresi?

Çevresel sonuçları bir tarafa, anti bakteriyel ıslak bezler harcanan paraya değer mi?

Evinizde yüzeyleri silerek mikroplardan gerçekten kurtulabilir misiniz? Ayrıca bunu istediğinize emin misiniz?

Hiç şüphe yok ki evimizdeki bazı mikroplar bizim için zararlı.

Örneğin çiğ ete dokunurken zararlı bakterilerin çevreye sıçramaması için çok dikkatli olmalısınız. Devamı…

Acı ama gerçek..!

Bu ay 35 şehitimiz oldu.

Bir tek şehit için bile ilan vermeyen kurum ve şirketler Mursi için şehit ilanları vermişler.

Her ölüm önemlidir, küçümsemem, ölene saygısızlığı kabul etmem ama güzel kardeşim, bu ülkenin gencecik evlatlarının, şehitlerinin de bir önemi, değeri yok mu?

İş işten geçmeden İran’la savaşı durdurmalıyız

Trump yönetimi, John Bolton liderliğinde, ABD’nin egemenliğini korumak için felaket peşinde koşuyor.

ABD’nin İran’a saldırı tehdidi gayet gerçek. Trump yönetimi John Bolton liderliğinde, İran’ın kötülükleri hakkında hikayeler uyduruyor. Saldırı için bahaneler uydurmak kolay. Bunun tarihte birçok örneği var.

İran’a yönelik saldırı, dünyanın patronuna karşı gösterdiği “başarılı meydan okumaya” son vermesi için, ABD’nin ezici kuvvetini sergilediği uluslararası programın unsuru. ABD’nin Küba’ya 60 yıl boyunca işkence yapmasının başlıca nedeni de buydu. Devamı…

Dalkavukluk, ahtapotun kolları gibi her tarafı sarmaya başladı

Kurumların en tepesi her yere ve her şeye egemen olmaya başlayınca, yukarıdan aşağıya doğru kademem kademe her yerde (İdarede, bürokraside, belediyelerde, kurumlarda, dairede, üniversitelerde, şirkette, sokakta, kafede…) dalkavukluk derecesinde bağlılık artıyor…

Sayıları da, etkileri de gün gittikçe etkinleşiyor…

Otoriteye teslimiyet ve yaltaklanmak olarak da değerlendirebileceğimiz el etek öpme, dalkavukluk Türk siyasetinin temel hastalıkları arasındadır. Devamı…

Günün fıkrası: Hakim Bey, bizim köyde “göte göt derler”

Can Yücel’in şiirlerinde geçen “göt” sözcüğünden dolayı bir köylü mahkemeye vermiştir.

Can Yücel, mahkemedeki sözlü savunmasını ‘bizim köyde göte göt derler’ diye bitirir evet, ancak öncesinde bir de fıkra anlatır mahkemede,

Fıkra:
Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. Koca devletin koca doktoruna.

Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere.

Köylüler tabi ‘tamam dohtor bey’ diyip köye giderler. Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Devamı…

Fesin kavukla, şapkanın fesle mücadelesi

 “İdeal ele geçince, ideal olmaktan çıkar, yaşanır bir şey olur… Bazı şeyler, kanunla, emirle, milletçe omuz omuza boğuştuğunuz halde düzelmezler. Adam fesi atar, şapkayı giyer ama alnında fesin izi vardır. Siz sarıkla gezmeyi yasaklarsınız, kimse sarıkla dolaşmaz. Ama bazı insanlardaki görünmeyen sarıkları yok edemezsiniz. Çünkü onlar zihniyetin içindedir. Zihniyet binlerce yılın birikimidir. O birikimi bir anda yok edemezsiniz, onunla boğuşursunuz. Yeni bir zihniyet, yeni bir ahlak yerleştirinceye kadar boğuşursunuz ve sonunda başarılı olursunuz. Önemli olan boğuşmaktan yorulmamak, umutsuzluğa düşmemektir. Milletler böyle ilerler. Yorulan, umutsuzluğa kapılan yenilir. Biz biliyoruz ki, inandığımız şey doğrudur, yenidir, ileridir. Öyleyse; eskiyi, geriyi, işe yaramazı mutlaka yeneceğiz demektir. Çünkü ilerlemenin başka çaresi yoktur. Yaşamak kanunu budur”.                     

Mustafa Kemal Atatürk 29 Ekim 1933

 

Kastamonu Gezisi

Atatürk, 23 Ağustos 1925’te ünlü Kastamonu gezisine çıktı. Yöreye ilk kez geliyordu. Yöre halkı onu, “yetenekli bir köylünün görmeden yaptığı bir resimden! İri yarı, pala bıyıklı, elinde iki metrelik bir kılıçla gavurları kesen bir savaşçı”olarak biliyordu. Oysa bambaşka bir insanla karşılaşmışlardı. “Askere benzer bir yanı yoktu, fes yerine başına geçirdiği o şey, ne olabilirdi?”2 Herhalde, gavurluğun göstergesi şapka değildi!.. Devamı…

Kedilerin tırnaklarının sökülmesi yasaklanmalı mı?

Birçok Avrupa ülkesi ile Brezilya, İsrail, Avustralya ve Yeni Zelanda’da kedilerin tırnaklarının sökülmesi yasak.

New York, ABD’de kedilerin tırnaklarının sökülmesini yasaklayan ilk eyalet olabilir. Bu işlemi tıbbı ihtiyaçlar haricinde yasaklayan yasa tasarısı eyalet meclisinden geçti. Yasa, New York Valisi Andrew Cuomo’nun onayıyla yürürlüğe girecek. Devamı…

Evlilik erkeklerin ömrünü uzatırken kadınlarınkini kısaltıyor

İngiltere’de yapılan bir araştırma, evliliğin erkeklerin ömrünü uzatırken, kadınların yaşamını kısalttığını ortaya koydu.

London School of Economics’te görev yapan davranış bilimleri uzmanı Paul Dolan’ın son araştırmasına göre, en mutlu ve en uzun yaşayan grubun “bekar ve çocuksuz kadınların” olduğu tespit edildi.

Dolan, ‘Sonsuza Kadar Mutlu: Mükemmel Yaşam Efsanelerinden Kurtulmak’ adındaki kitabında, “Erkekseniz size evlenmenizi tavsiye ederim, ama kadınları için aynı şeyi söyleyemem” ifadelerini kullanıyor. Devamı…

Utangaçlık neden kaynaklanır?

İnsanlarda utangaçlık özelliğinin gelişmesinin ardında evrimsel nedenler yatıyor olabilir.

Bir partiye gittiğinizde diğer insanlarla tanışıp konuşma fikri sizi korkutuyor mu? Ya da kitle önünde konuşma veya sunum yapacağınızı düşünmek bile sizi terletiyor mu? Öyle ise yalnız değilsiniz.

Akindele Michael utangaç bir çocuktu. Nijerya’da çoğu zamanını aile evinde geçiriyordu. Anne ve babası ise hiç de utangaç değildi. Akindele kendi utangaçlığını evin korunaklı ortamında büyümesine bağlıyor. Peki gerçekten öyle midir? Devamı…

Günün fıkrası: Muhtarlık bile yapamaz / Bu bir Binali Yıldırım fıkrasıdır

Binali Yıldırım, bütün mevkilere atama ile gelmiştir. Recep Tayyip Erdoğan ile 1994 İstanbul Büyükşehir’den beri kader arkadaşlığı yapmıştır. Kendisini her derde deva joker olarak görmektedirler.

2014 yılı yerel seçimler vardır.

Reis: “Gel Binali, seni İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı atadım”

Binali: “Emredersiniz efendim.”

Seçimler yapılır. Binali Bey kaybeder. Devamı…

Okyanusbilimi Uzmanı Profesör Cemal Saydam: “Kanal İstanbul Projesini Rafa Kaldırın Demiyorum, Unutun Diyorum”

Okyanusbilimi uzmanı Prof.Dr. Cemal Saydam, hükümetin çılgın projelerinden ‘Kanal İstanbul’u masaya yatırdı. Dünyada sadece İstanbul boğazlarında görülen özellikleri sıralayan Saydam, “Projeyi rafa kaldırın demiyorum, unutun diyorum” diye sesleniyor. Saydam’ın bilimsel analizlerini okurken çok şey öğreneceksiniz..


Kanal İstanbul ile ilgili olarak benden görüş soranlara öncelikle ben bir soru yöneltiyorum.
Diyelim ki İstanbul Boğazı’nda, Arnavutköy’de bir yere oturdunuz ve Boğaz’ın o eşsiz manzarasını seyrediyorsunuz. Derler ya “Denize bakarken bir şey düşünmezsiniz” diye. İşte o anlardan biridir gözleriniz önünde oluşan ve alır sizi götürür başka diyarlara. Devamı…

Müslümanlık azalıyor ama ‘İslami ülkeler’ yükseliyor, nasıl oluyor?

Dini referans alarak siyaset yapan AK Parti iktidarıyla ülkenin geldiği durum ortada.

Ekonomi, eğitim, adalet, tarım, bilim, sanat, ahlak, insanlık, vicdan… Ülke her alanda ciddi tahribatla karşı karşıya.

Bu tablo dindar-muhafazakar çevrelerde derin bir sorgulamaya neden oldu.

Gelinen durumla ilgili sorgulama sadece İslamcı yazarlar ve kimi siyasetçiler arasında değil, toplumda da yapılıyor.

İnancın insana ahlak kazandırdığı, dini terbiye almış insanların daha adil, daha vicdanlı, daha dürüst olduğu anlayışına yönelik bir tartışma bu. Devamı…

Bak sen şu düşünüre!!!

Nagehan Alçı isimli gazeteci demiş ki: Atatürk bir diktatördü.

Bu hanımefendiye o kadar okulda tek bir hocası olsun hatırlatmadı mı(?), gelmiş geçmiş tüm Türk Tarihi’nin soydan kandan atadan babadan oğula gelmeyen tek ve ilk sivil devlet başkanının adının: Mustafa Kemal Atatürk, olduğunu.

Bugün çıkıp konuşabilme özgürlüğüne sahipse ve bu ülkenin kurucusuna diktatör diyebiliyorsa, M. Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimlere bir baksın. Devamı…

Günün öyküsü: İpin ucu kaçınca..

Adamın biri palavracılıkta hayli nam salmış. Oğlu da babasının bu palavralarından utandığından bir gün oturup kendisini uyarmış.

-“Baba birileriyle konuşurken palavralarında endaze tanımıyorsun. Annemle birlikte ele güne rezil oluyoruz. Bu huyundan vazgeç artık.”

Babası da:

-“Bu durumun elim değil” söyleyince…

Oğlu bir formül bulmuş. Birileri kendilerine misafirliğe geldiğinde babasının ayak başparmağına bir ip bağlayacak, babası atmaya başladığında ipi çekecekmiş. Devamı…

Tarih öncesi insanlar kendilerini nasıl tedavi ediyordu?

Yazılı tarihten önce, insanların atalarının çok sayıda tıbbi mantar, bitki ve diğer doğal araçlardan faydalandığına inanmak için nedenler mevcut. Doğal ilaçların kullanımı, büyük ihtimalle modern bilim insanlarının bu ilaçların biyokimyasal yapısını anlamalarından çok daha önceye, milyonlarca yıl geriye uzanıyor.

Alexander Fleming’in 1928 yılında penisilini keşfetmesinden uzun zaman önce, insanlar enfeksiyonla mücadele etmek için antibiyotik kullanıyorlardı.

1800’lü yılların sonlarında, Fransız doktor Ernest Duchesne, eyerlerde büyüyen küfü kullanarak yaraları iyileştirilen sağlıklı Arap çocuklarıyla karşılaştı. Devamı…

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.