Muhsin Yazıcı

Çatlak Testi


Çin’de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna asılı testilerle dereden su taşırmış evine…        Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış… Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve… Devamı…

Duvarı Aşamıyorsan Bir Kapı Aç…


Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy, çok zengin  Elmer Kelen´in portresini yapmak için görevlendirilmişti. Görev özellikle zordu, çünkü Kelen sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, Sebesy portrenin çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı. Kısıtlamalara rağmen, Sebesy portrenin Kelen´e yeterince benzediği görüşündeydi. Devamı…

Siz Önemlisiniz


New York’ta yaşayan bir öğretmen, lise son sınıftaki öğrencilerini diğer insanlardan farklı olan özelliklerini vurgulayarak onurlandırmaya karar vermişti. Her öğrencisini teker teker tahtaya kaldırdı. Onlara sınıf ve kendisi için niçin ve ne kadar farklı olduklarını anlattı.
Devamı…

Önemli Olan Süresi Değil, İşlevi!


Acısını aşmak isteyen bir adam, kendisine yardım etmesi için Budist tapınağındaki bir Ustaya gider. Adam ustaya sorar:”Usta, eğer günde dört saat derin düşünme yaparsam, yüksek bilince ulaşmamım ne kadar sürer?” Usta adama bakar ve yanıt verir: “eğer günde dört saat derin düşünme yaparsan, belki on yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”
Devamı…

Bırakınız Işığınız Yayılsın


Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu. Bu, iki caddenin köşesinde bir perakendeciydi. Adam dürüst ve dost canlısıydı, insanlar onu seviyorlardı. Ondan alış veriş yapıyorlar ve arkadaşlarına tavsiye ediyorlardı. Adam bir yıl içinde bir dükkândan, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir yarattı.
Devamı…

Ümitli Kurbağa


Bir kurbağa sürüsü ormanda yürürken, içlerinden ikisi bir çukura düştü. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplandılar. Çukur bir hayli derindi ve arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün görünmüyordu.
Yukarıdaki kurbağalar, boşuna uğraşmamalarını söylediler arkadaşlarına : “Çukur çok derin, dışarı çıkmanız olanaksız.”
Devamı…

Yankı

 Yankı

Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış.
Birden oğlan takılıp düşüyor ve cani yanıp  ‘AHHH’ diye bağırıyor.
İleride bir dağîn tepesinden ‘AHHHHH’ diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.
Merak ediyor ve ‘SEN KIMSIN?‘ diye bağırıyor.

Devamı…

3 Heykel


İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.
Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı.
Devamı…

Göl Olmak


Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.
Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Devamı…

Balıkçı


Amerikalı zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kıyı kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar; “Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı?” Devamı…

Papatya İle Kelebek


Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengârenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.
Devamı…

Yük Taşımak Ve Dinlenmek

 Günün Öyküsü: Yük Taşımak Ve Dinlenmek

Hamallık yaparken, iki nokta önemli…
Yük ve yol…
Ancak sırtına aldığın yükle istenen mesafeyi asabilirsen, ücret alabiliyorsun.
Aksi olursa, sıkıntı çekiyorsun!
       Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola cıktık.

       İhtiyardı… …

       Kendinden büyük bir yük almıştı.

       Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, ………onunkinin çeyreği…

       Diyordum ki içimden “Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!..”

       Nitekim çok geçmeden dedi ki:

       “Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!. ..”

       “Ne molası” dedim…. ona hayretle.

       ”Ben daha terlemedim!. .”

       Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini “Sen de dinlen hadi” dedi.

       Benim canim sıkılmıştı bu ise.

       Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.

      İhtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.

       Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi.

       Ben kızgınlıkla dolandım etrafında…

       “Yükünü indirip sen de dinlen”, demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım…

       Sonra yine durdu. Bana da “dinlenmemi” söyledi yine ama dinlenmedim.

       Yarım saat sonra “dinlenelim mi” diye sordu, aksi aksi başımı salladım…

       Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü.

       Kafamın içinde uçuşan kara karasinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan cıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim.

       Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım…

       Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;

       “Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir sure sonra gene dinleniriz.”

       Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asil anlattıkları iyi geldi bana.

       “Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda… 

       Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait…

       Hâlbuki bir yükü “taşımak” bizim isimiz, “altında ezilmek” değil!..

       Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır.

       Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun!

       Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem.

       Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakin yük taşıma…

       Aksamları bırak ve hafifle…

       Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.

       Bizim isimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
       Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var…

www.muhsinyazici.com

Dut ağacı ve yaprakları


Bir zamanlar birbirlerine asık iki genç vardı. Kisin adi Tipse delikanlının ki ise Piremus idi.        

Bunlar yan yana evlerde otururlardı. Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karsı aşk beslerlerdi.

Fakat aileleri görüşmelerini istemezler birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlerdi.  Devamı…

Kızılderili


Bir gün New York’ ta bir grup iş arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar,gruptan biri kızıl derilidir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yolda çalışma yapan işçilerin araçlarının çıkardığı gürültü, araçların korna sesleri arasında ilerlerken Kızılderili kulağına cır cır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya başlar. Devamı…

Mermer Yontucusu

Günün Öyküsü: Mermer Yontucusu

Bir zamanlar dağda, kızgın güneşin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmış.

“Bu hayattan bıktım artık. Yontmak! Devamlı mermer yontmak… Öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş! AH! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim, orada yükseklerde her şeye hâkim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım.”

       Diye söylenir durur yontucu.
      
Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an güneş olur. Dileği kabul edildiği için çok mutludur. Fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ışınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark eder.

      “Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!” diye isyan eder.

       “Mademki bulutlar güneşten daha kudretli bulut olmayı tercih ederim.”

       O zaman hemen bulut olur. Dünyanın üzerinde uçuşmaya başlar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır fakat birdenbire rüzgâr çıkar ve bulutları dağıtır.

       “Ah, rüzgâr geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o öyleyse ben rüzgâr olmak istiyorum.”diye karar verir.

       Ve dünyanın üzerinde eser durur, fırtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat birdenbire önünde kocaman bir duvarın ona mani olduğunu görür. Çok yüksek ve çok sağlam bir duvar. Bu bir dağdır.

      “Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim rüzgâr olmam neye yarar.”

       Der.

       O zaman dağ olur. Ve o anda bir şeyin O’na durmadan vurduğunu hisseder. 

        Kendinden daha güçlü olan şeyin, O’nu içinden oyan şeyin…..  

        Bu…..küçük bir mermer yontucusudur. 

www.muhsinyazici.com

 

Mutlu Adamın Gömleği


Bir hükümdar amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Ülkenin bütün hekimleri saraya geldi, komşu ülkelerin hekimleri de çağırıldı. Ama hastalığa hiçbir çare bulunamadı. Hükümdar, herkesin gözü önünde her gün biraz daha erimeye devam ediyordu. Umutsuzluk içinde çırpınırken son çare olarak bütün falcıların, büyücülerin bulunup saraya getirilmesini istedi.
Devamı…

Bambu Ağacı


Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Cinliler bu ağacı söyle yetiştiriyorlar:

Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. 
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. 
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. 
Devamı…

Fırtına çıktığında uyuyabilir misiniz?


 
Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.
Devamı…