Muhsin Yazıcı

Dünyanın yedi harikası


Bir grup öğrenciden dünyanın yedi harikasının neler olduğunu düşündükleri konusunda bir liste yapmaları istenir…

Aralarında anlaşmazlıklar çıkmasına rağmen en fazla oyu şunlar alır: Mısır’ın piramitleri, Tac Mahal, Büyük Kanyon, Panama Kanalı, Empire State Binası, St. Peter Bazilikası, Çin Seddi… Devamı…

Yaşama dair dersler


Bugünümüzü çalan iki hırsız var; geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız… 

Bu iki hırsız bugünümüzü alıp götürür… Yaşamaya kıyamayıp geleceğe attığımız yaşantılarımız (Bugünlerimiz) gün gelir, yaşanmadan geçmişte kalır… İçinde bulunduğumuz anı yeterince yaşayamadığımız zaman, geleceği hakkıyla yaşama şansımız azalır…  Devamı…

Siz hangisisiniz?


Havuç, Yumurta, Kahve……. Siz hangisisiniz?

Bir baba ile kızı dertleşiyorlardı. Kızı hayatında çok sıkıntı yaşadığından ve bunlarla nasıl baş edeceğini bilemediğini söylemiş babasına. Hatta sorunlar ardı arkasına devam ediyormuş hayatında. Babası kızını dinlemiş, dinlemiş ve “Gel, sana bir şey göstereceğim!” diye kızını mutfağa götürmüş. Devamı…

Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın””

Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın””                        

Geçtiğimiz aylarda okumuş olduğum ve oldukça beğendiğim sevgili Acar Baltaş‘ın “Hayalinizi Yorganınıza Göre Uzatın” adlı kitabından sevdiğim birkaç bölümü kısa başlıklar halinde aşağıda paylaşmak istedim.

Seçilmiş bir hayat yaşamak“  Hayatınızdaki önemli kişiyle tanıştığınızın ilk üç ayında yaşadığınız heyecanı tekrar yaşamak ister misiniz?”Bu soru, seminerlerimizde herkesi heyecanlandırır. Devamı…

Çocuklar Kurban Kesimine Tanık Olmamalı

      Çocuklar Kurban Kesimine Tanık Olmamalı 

       Çocuklar hiçbir şekilde kurban kesimini izlememeli ve izlemeye zorlanmamalıdır…

       Doç. Dr. Serdar M DEGIRMENCIOGLU (psikolog),

       Can GEZGÖR (psikolog)  

       Okan KARKA (psikolog)

       Özellikle 6 yaş öncesi çocukların kurban kesimini kesinlikle görmemesi gerekir. Çocuklar 8 yaşından başlayarak kurban kesilmesinin anlamını kavrayabilirler ama 10 yaş öncesinde ölüme ilişkin kavrayışları yetersiz olduğu için yine de rahatsız olabilirler. Dini bir kavramı olarak kurban özellikle 11 yaştan sonra daha iyi anlaşılabilir. Bu nedenle çocuklar 12 yaşına dek kurban kesimini görmemelidirler.
Devamı…

0–6 Yaş gelişim Özellikleri

  0–6 Yaş gelişim Özellikleri

I. BÖLÜM

Bebeklik Dönemindeki Gelişim(0–2 yaş)

a-  Bedensel Gelişim

Bebeklerin doğumdaki büyüklükleri ve doğumdan sonraki büyüme hızları onların genel gelişimleri hakkında bilgi verir. Ortalama olarak erkek bebekler kızlara göre tüm beden oranları bakımından biraz daha büyüktürler. Bebeğin beden oranlarında görülen değişmeler özellikle birinci yılın ikinci yarısında hızlanır. Doğumdan itibaren incelendiğinde başın en hızlı gelişen organ olduğu görülür.

        Doğumdan bir yaşına kadar gövde en hızlı büyüyen alanı oluştururken bacaklardaki hızlı büyümenin bir yaşla ergenlik arasında gerçekleştiği görülür Devamı…

Dinleyebilmek – Kendimce Yazılar


      
Basit gibi gözüken şeylere dikkat etmesini öğrenmek zorundayız.  Aksi takdirde herkesin gözü önündeki önemli olayların iç yüzünü kavrama yeteneğimiz gelişmez.  Asıl konu “açık” olabilmektir. Bilinçli bir davranışın temelinde bu “açıklık” yatar.  Bunun için de gerekli sorularla konunun özüne derinliklerine inilmesi gerekir. Yani soru işaretleri, yeteri kadar derine salınmalıdır. Bir ipucunu yakalayabilmemiz için önce bu ipucunun geldiği ortamı dinlememiz gereklidir.


Devamı…

Kurumlar işini bilen, seven ve geliştiren insanlarla var olur

Kurumlar işini bilen, seven ve geliştiren insanlarla var olur

Geçmiş dönemlerde çalışanların seçimi akraba, eş dost ve yakın çevre ilişkilerine dayanırdı. Daha sonraları diploma bilgileri ve demografik özellikler gibi objektif veriler işe alımda kullanılır oldu.
Prof.Dr. Zuhal Baltaş

Adeta birer insan sarrafı gibi davranan görüşmeciler, adaylarla yüz yüze görüşmeler yapmaya başladılar. Ancak zamanla görüşülen adayın özelliklerinden çok, görüşmeyi yapan yöneticinin sübjektif gerçeklerinin adayların seçiminde etkili olduğu anlaşıldı.
Devamı…

Yürekten Adanma

 Yürekten Adanma

Başarı, sağlık ve mutluluk, enerjinin doğru bir şekilde kullanılmasına bağlıdır. Zaman enerjiye dönüştüğünde anlam kazanır.
 Prof. Dr. Acar Baltaş

Doksanlı yılların başından beri 21. yy. temsil eden Silikon Vadisindeki bir özdeyiş, “Hız tanrıdır, zaman şeytan” der. Devamı…

Çocuğunuzun Karnesini Değerlendirmenin Püf Noktaları

       Çocuğunuzun Karnesini Değerlendirmenin Püf Noktaları

Çocuğunuz, karnesini size sunduğunda sonuç hoşunuza gitsin veya gitmesin her iki durumda da vereceğiniz tepki çok önemlidir. Çünkü çocuğunuzun karnesini değerlendirme biçiminiz, onun başarı ve başarısızlığa bakış açısını şekillendirecektir.

Çocuğunuzla birlikte karneyi incelerken düşüncelerinizi sakin ve soğukkanlı bir biçimde paylaşacağınıza inanıyorum. Aşağıda yer alan ifadelerin de bu görüşmede sizlere yardımcı olacağını umuyor, çocuklarınızla birlikte mutlu ve umutlu bir tatil diliyorum. Devamı…

Çocuğa Ev Ödevi Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

Çocuğa Ev Ödevi Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

 

Okullar açıldı! En değerli varlıklarımıza okulla ilgili bazı alışkanlıkları kazandırmada öğretmenler kadar etkin olduğunuzu biliyor musunuz? Evde çocuğunuzla  kurduğunuz her konudaki iletişim, aslında en yakını olan sizlerin onayını almaktan başka hedefi olmayan sevgili yavrularınızı yakından etkilemektedir.
 


Devamı…

Sınıf Yönetimi – Giriş

 


Eğitim sözcüğünün farklı tanımlarının ortak yanı, onun, davranış değiştirme, davranış oluşturma amaçlı etkinlikler bütünü olmasıdır.  Öğretim, öğrenme, davranışın sağlanması amacıyla yapılan ön çabalardır, insanların öğrenim düzeylerinin göstergesi diplomaları, eğitim düzeylerininki ise davranışlarıdır.

Devamı…

Sınıf Yönetimi – Giriş

       Sınıf Yönetimi

 Eğitim sözcüğünün farklı tanımlarının ortak yanı, onun, davranış değiştirme, davranış oluşturma amaçlı etkinlikler bütünü olmasıdır.  Öğretim, öğrenme, davranışın sağlanması amacıyla yapılan ön çabalardır, insanların öğrenim düzeylerinin göstergesi diplomaları, eğitim düzeylerininki ise davranışlarıdır.        Terli iken soğuk su içmemek,  yemekten sonra dişleri fırçalamak,  ulaşım akımını engellememek için yolun sağından yürümek gerektiğini bilen ama bu davranışları uygun şartlarda yapmayan insan,  öğrenmiş ama eğitilmemiştir.  Öğrenimin yalnızca cahilliği giderdiğini belirten halk deyişimiz de bu yargının farklı bir anlatımıdır.  Toplumsal yaşamımıza bu açıdan baktığımızda, öğrenim düzeyi yüksek olan çok sayıda insanın azımsanmayacak sayıdaki davranışının, bilmesi gereken yasal-düşünsel kurallara,  çoğu kez bilinçsiz olarak uymadığını görürüz. Bu davranışların süreklilik kazanması durumunda o kişiler için, öğretilmiş ama eğitilmemiş denebilir.  Eğitimin önşartı olan öğretim – çünkü rastlantılar dışında, bilmediğimiz bir şeyi yapamayız- ne yazık ki eğitimin garantisi olamamaktadır. Bu durumda, öğrenme için kullanılan kaynakların insanları hedefe yeterince götüremediği söylenebilir.  Kültürümüz, bildiği gibi davranmayanı elbette uygun şartlarda-sırtında kitap yükü taşıyan uzun kulaklı yük hayvanına benzetmektedir: İkisi de taşıdığı bilgiye göre davranmıyor. Bu tür insan, yalnızca geleceğin bilgiye dayalı hizmet düzenekti yapısına değil, bugünün toplumuna bile uygun değildir.  Bilgiyi taşıyan  ama  kullanamayan değil,  nasıl öğreneceğini bilen, gerçek bilgilere ulaşabilen, bildiği gibi  davranan, düşünerek yeni bilgiler üretebilen, sorun çözen insanlara gereksinim vardır.  Nasıl bir öğrenme sağlayalım ki zamanla çabuk unutulmasın, uygun şartlarda davranışa dönüşebilsin sorusunun yanıtı verilmelidir. Nitelikli  bir öğrenmenin  sağlanıp,  bu  bilgilerin  uygun  şartlarda  davranış olarak da gösterilebilmesinin şartlarına ek olarak, öğrenilenlerin yinelenmesi, somutlaştırılması, yapılarak deneyim ve alışkanlık  sağlanması, gerekliliğine inanılıp düşünsel  olarak da eyleme hazır  bulunulması sayılabilir.  Bunların  gerçekleşeceği  düzeneğin  oluşturulup sürdürülmesi, geliştirilmesi, öğretmenlerde sınıf yönetimi becerilerinin bulunmasını gerektirir.  Öğretmenler,  bilgi  taşıyıcı ve aktarıcı değil,  bilgi kaynaklarına giden yollan gösterici, kolaylaştırıcı birer eğitim lideri olmalıdır. Okullarımızın  bir  örnek  ve sınırlanmış yapılan buna uygun olarak değiştirilmeli, yalnızca yaptığını doğru yapan değil, doğru olanı yapan insanlar yetiştirilmelidir.  Eğitim,  yalnızca  okullarda  gerçekleştirilen  bir  etkinlik  değildir,  ama  okul, eğitim amacıyla kurulmuş özel bir çevredir. Okulun varlığı, bu  özel  çevrenin  oluşturulup  denetlenmesi  amacından kaynaklanmıştır.  Okul denen özel çevrenin üç temel işlevinden biri,  

Öğrencileri dış çevrenin güçlüklerinden korumak, onlara  yaşamı kolaylaştırmaktır. Bu işler için yetiştirilmiş büyüklerin -yönetici, öğretmen ve diğer görevlilerin- sürekli denetiminde olan okulda, bu  kişilerin  her  tür  yardım  ve  desteğini  bulan  öğrenciler  için  yaşam,  okulda,  dış çevredekinden daha kolay olacaktır. Okulda bilgilerin verilişi de kolaydan zora, basitten karmaşığa bir düzen içindedir.

 Okulun ikinci işlevi, dış çevrede kolay rastlanabilecek olan istenmeyen davranıştan okuldan içeri sokmayarak, öğrenci davranışlannı temizlemektir. Kumar, alkol, küfür gibi öğrenci için istenmeyen yaşam öğeleri okula  alınmaz,  okulda  hoş görülmez.  Yasal metinler,  bu  davranışların görülebileceği işyerlerinin, okulun yakınında yer almasını yasaklar. Böylece, geleceğin toplumunun istenmeyen davranışlardan arındırılması, genç yaşta bunların zararlı etkileriyle karşılaşmaması sağlanmaya çalışılır.  Dengeleme,  okulun üçüncü işlevidir.   Okulun dışındaki çevrede,  insanların kişisel özellikleriyle açıklanamayacak düzeylerde yaşama farklılıkları görülür. Bu çarpıcı farklar,  toplumun güç dengesini değiştirerek huzurunu,  barışını  bozar, gelişmesini  engeller. Geleceğin toplumunun  barış  ve  huzur  içinde  yaşaması,  bu farkların açıklanabilir, mantıklı bir düzeyde tutulmasına bağlıdır. İşte okul, bu aşın farkların kendi sınırlan içinde sergilenmesine, yaşamasına izin vermeyen, toplumsal yaşamda olmayan dengeyi kendi sınırları içinde kurması gereken bir kurumdur.  Bu nedenle bütün  öğrenciler,  şu veya bu renk ve biçimde  önlük  veya forma giyerler; aynı öğretmenlerden yararlanırlar; aynı  sıralarda  otururlar.  Dış  çevrenin  çok  farklı  şartlarında  yaşayan  öğrenciler, okula geldiklerinde, benzer  şartlarda, yan yana olur, birbirlerinin yaşama biçimlerinden etkilenir, birbirlerini daha iyi tanır, anlarlar. Okuldaki görevliler, okulun bu işlevlerinin farkında olarak davranmalıdır.  Okulun sahip olduğu – olabileceği kaynakların eğitsel amaçlar için kullanımı, eğitim yönetiminin kalitesine bağlıdır.  Bu kalite,  eğitim yönetimi  sıra dizininin (hiyerarşi)  her  basamağında  yer  almalıdır.  Bu basamaklardan biri de sınıf yönetimidir. 

       Sınıf Yönetimi ve Boyutları

 Sınıf yönetimi,  eğitim yönetimi sıra dizininin ilk ve temel basamağıdır.  Sınıf, öğrencilerle yüz yüze olunan bir yerdir.  Eğitimin hedefi olan öğrenci davranışının oluşması burada başlar.  Eğitim için gerekli birincil kaynaklar olan öğrenci,  öğretmen,  program,  kaynaklar,  sınıfın içindedir.  Eğitim yönetiminin kalitesi, büyük ölçüde, sınıf yönetiminin kalitesine bağlıdır.        Etkili bir eğitimin değişkenleri arasında en çok yer  kaplayanlar, sınıf yönetimine  ilişkin  özelliklerdir:  Sınıf  iklimi,  etkileşim  düzeni,  iyi  ilişkiler, öğrenci katılımı, örgütleme, davranış düzeni.  Sınıf yönetimi,  sınıf yaşamının bir orkestra gibi yönetilmesidir. İçinde öğrenmenin gerçekleştiği bir çevrenin oluşturulabilmesi için gerekli olanak ve süreçlerin,  öğrenme düzeninin, ortamının,  kurallarının sağlanması, sürdürülmesidir; öğretmen ve öğrencilerin çalışma engellerinin en aza indirilmesi,  öğretim zamanının uygun kullanılması,  etkinliklere öğrencilerin katılımının sağlanmasıdır;  sınıftaki kaynakların,  insanlann,  zamanın yönetimidir.  Sınıf yönetimi etkinliklerinin bir boyutunu, sınıf ortamının fiziksel düzenine ilişkin olanlar oluşturur: Sınıfın genişliği, sınıf alanının çeşitli etkinliklerin yapımı için bölümlenmesi,  ısı,  ışık,  gürültü düzenekleri,  renkler,  temizlik,  estetik,  eğitsel araçlar,  oturma düzeni,  öğrencilerin  gruplanması,  bunların  başlıcalarıdır.  Fiziksel düzenlemeler,  öğrencinin rahat etmesini  sağlamak,  okul  ve  sınıfın  çekiciliğini artırarak  öğrencinin okula isteyerek gelmesini gerçekleştirmek öğrenmeyi kolaylaştırmak  amaçlan  için  yapılır.  “Eğitim”  olarak  tanımlanan  davranış değişikliği, uygun ortamlarda gerçekleşir.  Sınıf  yönetiminin ikinci boyutunu plan-program etkinlikleri oluşturur. Amaçlar esas alınarak, yıllık, ünite, günlük  planların yapılması,  kaynakların  belirlenip dağılımının  sağlanması,  iş ve işlem  süreçlerinin  belirlenmesi,  araç  sağlama, yöntem  seçme,  öğrenci  özelliklerini  belirleme,  gelişimlerini  izleme ve değerlendirme, öğrenci katılımını düzenleme, bu grupta ele alınabilir. Bu etkinlikler, geçmişi  ve  var  olan  durumu  ele  alarak  geleceği  görme  ve  şekillendirme  amaçlı çabalar olarak görülebilir.  Üçüncü  boyut,  zaman  düzenine  yönelik  etkinliklerdir. Etkili  öğretim, öğrenmeye  ayrılan  zamanın  çokluğuna  ve  etkili  kullanımına  bağlıdır.  Sınıf  içinde  geçirilen  zamanın çeşitli etkinliklere dağılımı, zamanın ders dışı ve bozucu etkinliklerle  harcanmaması, sıkıcılığın önlenmesi, öğrencinin zamanının çoğunu okulda-sınıfta geçirmesinin sağlanması, devamsızlığın ve okuldan  ayrılmaların önlenmesi, bu boyut içinde görülebilir.  Sınıf  yönetiminin  dördüncü  boyutunu  ilişki  düzenlemeleri  oluşturur.  Sınıf kurallarının  belirlenip  öğrencilere benimsetilmesi, sınıf yaşamının kolaylaştırılmasına yönelik  öğrenci-öğrenci, öğrenci-öğretmen  ilişki  düzenlemeleri, özellikle, bir sonraki boyut olan davranışı da şekillendirici etkinliklerdir.  Beşinci boyut, davranış düzenlemelerinden oluşur. Sınıf ortamının istenen davranışı sağlayabilir hale getirilmesi, sınıf ikliminin olumlulaştırılması,  sorunların, ortaya çıkmadan  önce  tahmin  edilmesi  yoluyla  istenmeyen  davranışların önlenmesi,  sınıf  kurallarına  uyulmasının  sağlanması,  yapılmış  olan  istenmeyen davranışların  değiştirilmesi bu boyuta ilişkin olarak söylenebilir. Sınıf yönetimi, başka açılardan da boyutlanabilir.  

       Sınıf Yönetimi Modelleri

 Sınıf  yönetimi  etkinliklerinin  zaman  boyutu,  bu  etkinliklerin  çeşitlenmesini sağlayarak, bunları farklı modellere bağlamayı kolaylaştırır. Bir eğitim yılı bütünü içinde, önce bu bütünün, sonra da gerek-sinim duyulan zamanlarda bütün içindeki tek tek etkinliklerin  veya  et-kinlik  gruplarının,  farklı  modellerle  yürütülmesi gerekebilir.  Model  seçimi  ve  kullanımı,  amaçlara,  kaynaklara  ve  gereksinimlere göre değişir.  Eğitim  alanındaki  gelişmeler,  toplumsal  gelişmelere  de bağlı  olarak,  sınıf yönetimi modellerini baskıcıdan demokratiğe, şekil 14 yönelimliden amaç yönelimliye,  öğretmen ağırlıklıdan öğrenci ağırlıklıya yönlendirmiştir. Bu yönelimlerin seçimi, yine de yönetim  durumuna,  ortama, olaylara,  sınıf  sisteminin  çevresine  göre  kaymalar  gösterebilir.  Örneğin, yönetim  algısı  şekil  ağırlıklı  olan  bir  okulda  öğretmen,  amaç yönelimli modeli kullanmak için bu  şekil özelliklerinde  değişiklik yapmaya kalktığında, okul yönetiminin tepkisiyle karşılaşabilir. Bu tepki aşılamazsa, öğretmenin benimsediği modelde, tepkiye yanıt verici değişimler gerekebilir.  

Sınıf  yönetimi modelleri, tepkisel, önlemsel, gelişimsel ve bütünsel olarak gruplanabilir. Her modelin kullanımında, farklı yöntemler  uygulanabilir.  Örneğin, tepkisel modelin kullanımında, demokratikliğin veya  öğrenci ağırlıklı olmanın seçenekleri, birer yöntem olarak  uygulanabilir: Sınıfa  kitap  ve  defter  getirmeyen bir  öğrenci  davranışının  değiştirilmesi amacı ile tepkisel  modeli  kullanırken, öğrenciyle görüşme,  veliyle  haberleşme,  okul  yönetiminden  yararlanma,  aileye dış  destek  sağlama,  yerel  yönetimlerden  yararlanma,  hukuk  sistemini  devreye alma yöntemlerinden birini veya birkaçını kullanabilir. Yöntem seçimi,  amaçlara, olaya,  tarafların özelliklerine göre  değişir. 

Bu yöntemlerin  kullanılış biçimleri farklı  teknikler olarak görülür: Öğrenciyle görüşme  yönteminde,  doğrudan görüşme  tekniği kullanılarak  kitap  ve  defteri  konu edilip soruna yaklaşılabileceği gibi, asıl konunun o olduğu fark ettirilmeden, başka bir konu ile giriş yapılıp defter ve kitapla ilgili olanlar, sanki  asıl konu o değilmiş gibi ele alınarak dolaylı görüşme tekniği kullanılır.  İkinci teknik, duyarlığı yüksek, çekingen çocuklarda ve açıkça tartışılması rahatsızlık yaratabilecek konularla ilgili konuşmalarda daha uygundur.

 

Tepkisel model, istenmeyen bir düzenleniş sonucuna veya bir davranışa tepki  olan  sınıf  yönetimi  modelidir;  amacı,  istenmeyen  durum  veya  davranışın değiştirilmesidir. Bu anlamıyla, sınıf yönetiminin klasik modeli olduğu söylenebilir, işleyişi, istenmeyen sonuç-tepki  şeklindedir. Düzen sağlayıcı ödül-ceza türü etkinlikleri içerir. Etkinliklerin yönelimi, gruptan çok bireyedir.  Bu.  Modele sık başvurmak zorunda kalan öğretmenin, sınıf yönetimi becerilerinin yüksek olmadığı, diğer üç modeli gereğince kullanmadığı söylenebilir. Modelin zayıf yönlerinden birisi de her tepkinin bir karşı tepki doğurur olmasıdır. Ama sınıfta istenmeyen bir davranış ve  sonuç  oluşmuşsa,  bu  modelin  kullanılmasına  da gereksinim duyulabilir.

 

Önlemsel model, planlama düşüncesine bağlı, geleceği kestirme, istenmeyen davranış ve sonucu, olmadan önleme yönelimlidir. Amacı, sınıf sorunlarının ortaya çıkmasına olanak vermeyici bir düzenleniş ve işleyiş oluşturarak, tepkisel modele gereksinimi azaltmaktır. Bu model sınıf etkinliklerini bir “kültürel sosyalleşme süreci” olarak ele alır, sınıfta, yanlış davranışa olanak vermeyen bir sosyal sistem oluşturmaya çalışır.

Eğitim öncesi düzenlemeleri, istenen davranışın kolayca gösterilebileceği bir ortamı, istenmeyen davranıştan uzaklaştırıcı kuralları, plan ve programları, hazırlıkları içerir.  Etkinlikler bireyden çok gruba yöneliktir.

 Gelişimsel model, sınıf yönetiminde öğrencilerin, fiziksel, duygusal, deneyimsel gelişim düzeylerinin gerektirdiği uygulamaların gerçekleştirilmesini esas alır;  bir uyulamaya geçilmeden önce, öğrencilerin ona bu açılardan hazırlanmasını öngörür. Bu  modeli  dört  basamaktan  oluşturur.   Birinci  basamak, onuncu  yaşa  kadar  süren,  nasıl  öğrenci  olunacağının  öğrenildiği  zamandır, öğretmene  çok    düşer,   İkinci  basamak,  on-oniki  yaş  arası  dönemdir.  Sınıf yönetimine verilen ağırlık azalır, öğrenciler olgunlaşma yolunda, sınıf düzenine uymaya, öğretmeni hoşnut  ermeye  isteklidir.  Üçüncü  basamak,  oniki-onbeş yaşlan arasıdır. Öğrenciler, zevk ve destek almak için birbirlerine bakarlar, yetke görüntüsü verirler. Öğretmeni sıkıntıya sokmayı  seçebilir, bunun sonunda arkadaşlarının beğenisini de kazanabilirler. Sınıf yönetimi kurallarının nedenlerini ararlar.  

Dördüncü basamak lise yıllandır. Öğrenciler, kim olduklarını, nasıl davranmaları gerektiğini anlamaya başlarlar, sosyalleşir, akıllanırlar, yönetim sorunları  azalır. 

 

Çocukta ana baba ve yetişkinlerin etkisi,  yirmi yaş dolaylarına kadar gittikçe azalır, sonra artar. Arkadaşlarının etkisi ise gittikçe artar. Bu iki etkinin kesiştiği oniki yaş dolayı, öğretmen ve ana baba için sıkıntı yıllandır.

 

Sınıf yönetimi algılarını bütünleştiren bütünsel sınıf yönetimi modelinde önlemsel sınıf yönetimine öncelik verme, grubu olduğu kadar bireye de yönelme, istenen davranışa ulaşabilmek için istenmeyenin nedenlerini ortadan kaldırma vardır,  istenen davranışın uygun  ortamlarda  gerçekleşeceği  bilincine  dayanarak ortam  düzenlemeye,  bütün  önlemsel  yönetim  çabalarına  karşın  oluşabilecek istenmeyen  davranışları  düzeltmek  amacıyla  tepkisel  yönetim  araçlarından yararlanmaya  çalışılır. 

Bu etkinlikler sürecinde seçilecek davranış örgüleri, öğrencinin gelişim basamakları ile uyumlu olanlardan seçilir. Bu model için sınıf yönetiminin sistem modeli denebilir. Modelin çevre boyutunda; okul, aile, boş zaman etkinliklerinin yer aldığı arkadaş çevresi vardır.  

       Sınıf Yönetiminde Etkililik

 

Sınıf yönetimi, Öğrencilerin etkili bir davranış örüntüsü kazanmaları yanında, davranışlannı anlama ve yönlendirme yollarını geliştirmelerine de yardıma olmalıdır. Her davranışın  başkaları  üzerindeki  etkilerini kestirebilme, bunları olumlulaştırabilme, insanların “bir topluluğun üyesi” olmaktan çıkıp “bir toplumun üyesi” olmaya yöneldiklerinin temel göstergesidir.

 

Sınıf yönetimi kararlan, öğrencileri kontrolden çok, eğitimin kalite ve sürekliliğini sağlamaya yönelik olmalıdır. İyi bir sınıf yönetimi,  iyi bir öğretime bağımlıdır. 8u anlamda sınıf yönetimi araç, kaliteli bir eğitim amaçtır.

 

Öğrenci başarısının değişkenlerinden biri,  belki  başlıcası  sınıf yönetimidir.

 

Araştırmalar, öğrenci özelliklerindeki farklar kadar,  sınıfın yapı  ve  yönetimindeki farkların  da  başarıyı  belirleyici  olduğunu  göstermiştir. Bir sınıfta başarılı olan öğretmen, benzer öğrencilerin bulunduğu başka bir sınıfta başarısız olmuştur.

 

Sınıf yönetimi,  çok  yönlü  ve  uzun  çabalar  isteyen,  güç  bir  iştir, Hergün saatlerce kalabalık bir öğrenci grubuyla beraber olmak, yapılacak  her  davranışı ayrıntısıyla  planlamak,  gerçekleşmesini  sağlamak,  sınıftaki  her şeyden  her  an haberli  olmak  kolay  değildir.  Öğrenciler, uzun süre oturarak, derse ilgilerini veremezler. Öğretmenin, erken-geç, kolay-güç öğrenen, normal-özürlü öğrencilerle ayrı ayrı ilgilenmesi de gerekir. Sınıfta çok yönlü ve karmaşık bir ilişkiler ağı vardır.

Ne yazık ki bazı öğretmenler bunun farkına bile varamazlar. Sınıftaki herkesin özellikleri, diğerlerinin davranışını etkiler. Öğretmen ve öğrencinin davranışı, sınıfta,  herkesin inceleyebileceği şekilde ortada olduğundan,  insanların duyarlığı,  alınganlığı artabilir.  Sınıfta herkes,  ders dönemi boyunca, herkesin açık denetimindedir.

 

Öğrenciler gelişim evrelerine göre, sınıf yönetimi uygulamaları da değişir,  ilk yıllarda çocuklar, sınıfta kural, işlem dizin ve adetlere daha çok gereksinim duyarlar.

 

Bir-iki yıl içinde bunlar öğrenilmiş olabileceğinden, ağırlıktan azalır. Kural ve işlem dizinler, eğitim için araç olarak kullanılmalıdır. Daha üst sınıflarda gençlik çağı başlar, düzene uyum sorunları artar, öğrenciler, yetişkinlerin yetkesine kızmaya, tavır almaya başlarlar. Özellikle bu çağda öğretmenlerin daha duyarlı davranması gerekir.

 

Emir yerine istek bildiren anlatımlara yönelme, öğrencinin alınganlığını, çekingenliğini hesaba katma, öğretmenin alacağı sesli-sessiz tepkileri farklılaştırır. Daha sonraki yıllarda gençlik çağının aksilikleri geçer, ders konularına yönelim artar.

 

Sınıf ve öğrencilerin özellikleri değiştikçe, yönetsel uygulamalar da farklılaşmalıdır. Düşük yetenekli öğrencilerin çoğunlukta olduğu sınıflarda, daha çok zaman gereksenir.  Kalabalık sınıflar,  daha çok  düzen  çalışması ister. Benzeşik sınıflar, daha az sorun yaratır. Sınıf yönetimi davranışlarının seçiminde bu özellikler dikkate alınmalıdır.

 

Sınıf yönetiminin değişkenleri, öğrenci, öğretmen, ortam, okul ve eğitim yönetimi, çevre olarak sıralanabilir.  Etkili bir sınıf yönetiminin dönümcül (kritik)  öğesi öğretmendir,  çünkü o diğer öğelerin bütünleştiricisi ve bir dereceye kadar da belirleyicisidir. Öğretmenin yeterlikleri artırılıp, bunların kullanımının temel değişkeni olan mesleğe karşı tutumu olumlulaştırılmadıkça, iyi bir sınıf yönetimi beklenemez.

 

Etkili bir sınıf yöneticisi olarak öğretmenin, sınıfı eğitim için hazırlaması, sınıf kural ve süreçlerini belirleyip öğretmesi,  öğretimi düzenleyip sürdürmesi, öğrencilerin uygun davranmasını sağlaması beklenir.

 

Eğitim ortamı, sınıfın fiziksel, davranışsal ve öğretim ortamlarının bileşimiyle oluşur. Amaçlara ulaşmaya en uygun fiziksel düzenlemeler, çok yönlü hazırlıklara dayalı etkili bir eğitim planı, bu planın uygulanışında gözlenmek istenen öğretmen ve öğrenci davranış örüntüleri, ortamın öğeleri olarak görülebilir.

 

Özellikleri, hazır oluşu, beklentileri,  davranışlarıyla öğrenci;  ortam ve olanak sağlayıcı, kolaylaştırıcı, destekleyici olarak okul yönetimi ve çevre, sınıf yönetimini bu alanlar açısından etkilerler.

 

Etkili yönetilen sınıfta, öğrencilerin görevle ilgili olma düzeyi yüksek, bozucu davranışların düzeyi düşük,  öğretim zamanının amaçlar yönünde kullanılış düzeyi yüksektir.  

Sınıfın İlişki Düzeni

 


 

Görevlerin, görevlilerin, ilişkilerin belirlenmesi olarak tanımlanabilecek olan örgüt yapısının kurulması aşamadan, sınıf yönetimine uygulandığında, öğretmenlik ve öğrencilik görevleri ile bunların kimlerce, nasıl yerine getirileceğinin ders dönemi başında büyük ölçüde belli olduğu görülür. Bu belirlenişin kesinlik kazanması, görev ve görevliler arasındaki ilişkilerin ortaya konmasıyla olur.

Devamı…