Muhsin Yazıcı

İl İl Müzelerimiz – 2

İstanbul Askeri Müze
Ayasofya Müzesi
Aya İrini Müzesi
Aynalıkavak Kasrı
Beylerbeyi Sarayı
Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihane Müzesi)
Dolmabahçe Sarayı
Çırağan Sarayı
Çinili Köşk
Fenerbahçe Müzesi
Florya Atatürk Köşkü
Havacılık Müzesi
Kariye Müzesi
Kazım Karabekir Paşa Müzesi
Küçüksu Sarayı
Mecma-ı í‚sâr-ı Atika Müzesi
Miniatürk
Orhan Kemal Müzesi
Pera Müzesi
Sadberk Hanım Müzesi
Sait Faik Müzesi
Sağlık Müzesi
Topkapı Sarayı
Türk ve İslam Eserleri Müzesi
Yedikule Zindanları
Yerebatan Sarnıcı
Yıldız Porselen Fabrikası
Yıldız Sarayı
  İstanbul Arkeoloji Müzeleri
İstanbul Deniz Müzesi
İstanbul Modern
İstanbul Oyuncak Müzesi
500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi
Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
İmrahor Sarayı
Fethiye Müzesi
Tekfur Sarayı
Anadolu Hisarı
Rumeli Hisarı
Şerifler Yalısı
Adam Mickeiexic Müzesi
Sahne Sanatları Müzesi
Aşiyan Müzesi (Tevfik Fikret’in Evi)
İstanbul Atatürk Müzesi
Aydınlatma ve Isıtma Araçları Müzesi
Ayşe ve Ercüment Kalmık Müzesi
Türkiye gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi
Denizcilik ve Su Ürünleri Müzesi
İstanbul Halı Müzesi
Haluk Perk Müzesi
H.Rahmi Gürpınar Müzesi
Karikatür ve Mizah Müzesi
Kazım Karabekir Paşa Müzesi
Kilim ve Düz Yaygılar Müzesi
Kont Seçini İtfaiye Müzesi
Mimar Sinan Ü. Resim ve Heykel Müzesi
Polis Müzesi
İstanbul PTT Müzesi
Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi
Sadberk Hanım Müzesi
Sait Faik Abasıyanık Müzesi
Sakıp Sabancı Müzesi
  Sirkeci Garı TCDD Müzesi
İstanbul Şehir Müzesi
Tanzimat Müzesi
Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi
Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi
Türkiye Denizcilik İşl. Tarih ve Sanat Merkezi Müzesi
Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji A.B.D. Bşk. Müzesi
İzmir İzmir Arkeoloji Müzesi
İzmir Atatürk Evi Müzesi
İzmir Etnoğrafya Müzesi
Bergama Müzesi
Çeşme Müzesi
Efes Müzesi
Ödemiş Müzesi
Tire Müzesi
Ümran Baradan Çocuk Müzesi
Selçuk Yaşar Resim Müzesi ve Sanat Galerisi
TCDD Selçuk Çamlık Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi
TCDD 3. Bölge Müze ve Sanat Galerisi
Kahramanmaraş Kahramanmaraş Müzesi
Karabük Karabük Demir Çelik Sanayi Müzesi
Karaman Karaman Müzesi
Kars Kars Müzesi
Kastamonu Kastamonu Müzesi
Kayseri Kayseri Müzesi
Kayseri Atatürk Evi Müzesi
Kayseri Etnoğrafya Müzesi
Erciyes Ü. Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi
Kırıkkale MKE Silahsan Özel Müzesi
Kırklareli Kırklareli Müzesi
Kırşehir Kırşehir müzesi
Kocaeli Kocaeli Arkeoloji Müzesi (Av Köşkü)
Kocaeli Etnografya Müzesi (Saatçi Ali Efendi Konağı)
  Osman Hamdi Bey Müzesi
Konya

Konya Ereğli Müzesi
Mevlana Müzesi
Konya Arkeoloji Müzesi
Konya Atatürk evi Müzesi
Karatay Medresesi (Çini Eserler Müzesi)
Sırçalı Medrese (Mezar Anıtları Müzesi)
İnce Minare (Taş-Ahşap Eserleri Müzesi)
Konya Etnoğrafya Müzesi
Konya İzzet Koyunoğlu Şehir Müzesi
Kütahya Kütahya Arkeoloji Müzesi
Kossuth Evi Müzesi
Çini Müzesi
Sadık Atakan Özel Çini Müzesi
Altıntaş Açıkhava Müzesi
Dumlupınar Müzesi
Tavşanlı Belediyesi Müzesi
Malatya Malatya Müzesi
İnönü Ü. İsmet İnönü Müzesi
Manisa Manisa Etnoğrafya Müzesi
Kenan Evren Etnoğrafya Müzesi
Mardin Mardin Müzesi

il İl Müzelerimiz – 3

Mersin Mersin Müzesi
Mersin Atatürk Evi Müzesi
Anamur Müzesi
Silifke Müzesi
Silifke Atatürk Evi Müzesi
Silifke Taşucu Amphora Müzesi
Narlıkuyu Mozaik Müzesi
Tarsus Müzesi
St.Paul Anıt Müzesi
Muğla Bodrum Kalesi (Sualtı Arkeoloji Müzesi)
Muğla Müzesi
Milas Müzesi
  Iassos Balık Pazarı Açık Hava Müzesi
Fethiye Müzesi
Marmaris Müzesi
Marmaris Halıcı Ahmet Urkay Müzesi
Nevşehir Ortahisar Etnoğrafya Müzesi
Ürgüp Müzesi
Nevşehir Müzesi
Hacıbektaş Müzesi
Hacıbektaş Atatürk Evi Müzesi
Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi
Niğde Niğde Müzesi
Ordu Ordu Müzesi
Rize Rize Müzesi
Rize Atatürk Evi Müzesi
Sakarya Sakarya Müzesi
Ali Fuat Paşa Kuvay-i Milliye Müzesi
Samsun Samsun Müzesi
Havza Atatürk Evi (Mustafa Kemal Paşa Havza Karargahı)
Sinop Sinop Cezaevi (Sinop Kalesi)
Sinop Müzesi
Sivas Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesi (Sivas Kongre Binası)
Aşık Veysel Müzesi
  İnönü Etnoğrafya Müzesi
Şanlıurfa Şanlıurfa Müzesi
Tekirdağ Tekirdağ Müzesi
Rakoczi Müzesi
Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı Özel Müzesi
Tokat Tokat Müzesi
Trabzon Sümela Manastırı
Trabzon Ayasofya Müzesi
Atatürk Müzesi (Köşk)
Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı)
Uşak Uşak Müzesi
Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi
Van Van Müzesi
Yozgat Yozgat Etnoğrafya Müzesi (Nizamoğlu Konağı)
Yozgat Arkeoloji Müzesi (Karslıoğlu Konağı)
Zonguldak Zonguldak Müzesi
Karadeniz Ereğli Müzesi

İlginç Bilgiler

 İLGİNÇ BİLGİLER 

Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanların 10 katıdır.

Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir.

Kedilerin her bir kulağında 32 adale vardır.

Kutup ayıları solaktır.

Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.

Hayvanlar âleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.

Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.

İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.

Develerin üç tane kaşı vardır.

Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar.

Istakozların kanı mavi renktedir.

Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı.

Fil yavrusu, hortumuyla annesinin kuyruğuna tutunarak dolaşır. Sürü içindeki dişiler doğumlarını birbirlerine göre ayarlayıp sırayla doğum yapıyorlar.

Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer.

Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur.

Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır.

Yılanlar duyamaz.

Zürafalar yüzemez.

Kediler şeker tadını ayırt edemez.

Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar.

Kangurular, geriye doğru yürüyemez.

Kelebekler, ayakları ile tat alırlar.

Atlar, bir ay ayakta kalabilirler.

Fareler kusamaz.

Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır.

Filler zıplamayan tek memelilerdir.

Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.

2 bin 600 kurbağa cinsi vardır.

Bir sineğin, saatteki hızı 8 km’dir.

Yunuslar, gözleri açık uyurlar.

Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.

Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.

İnek sütünün pH değeri 6’dir.

Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.

Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.

Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.

Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.

Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.

Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.

Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.

Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.

Meşe ağaçları elli yasına gelmeden meşe palamudu üretemezler.

Aslanlar bir günde 50 kez çiftleşebilirler.

İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak bas parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.

Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.

Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde “başkent” anlamına gelir.

Kanada, Kızılderili dilinde “büyük köy” anlamına gelmektedir. İngilizcedeki Wendy ismi,

Peter Pan hikâyesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.

Sahra Çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.

Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.

Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. 1878 yılının şubat ayında

Connecticut New Haven’da yayınlanmıştı.

Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.

ABD’de, yasları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır. Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini traş olmak için harcar.

Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.

Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.

İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.

Günümüzde, evlenenlerin yarısı boşanmaktadır.

Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.

Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.

Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.

Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.

Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.

Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.

Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu.

Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.

Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.

Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.

Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.

Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.

Sadece dişi sivrisinekler ısırır.

Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.

Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.

Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.

Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.

Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.

Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.

Salatalığın yüzde 96’si sudur.

Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.

Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.

Timsahlar renk körüdür.

Yarim kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.

Sadece dişi kanaryalar ötebilir.

Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yasayabilirler.

Havuca rengini karoten verir.

İnciler sirkede erir.

Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.

Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.

En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.

Sihirli sözcük ‘abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.

Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.

Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.

Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.

Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak var.Yeni Zelanda’da yaşayan Kea adında bir cins papağan araba pencerlerinin etrafındaki kauçuk şeritleri yer!

           KAYNAK: www.dunyaonline.com

İlginç Yasaklar

İLGİNÇ YASAKLAR 

 

ALABAMA
· Motorlu taşıt kullanan bir sürücünün gözbağı kullanması yasak.
· Pantolonun arka cebinde dondurma bulundurmak yasak.
· Anniston kentinin Noble Caddesi’nde bluejean giymek yasak.
· Jasper kentinde, bir erkeğin eşini başparmağından daha kalın bir sopayla dövmesi yasak.
· Lee ilçesinde, çarşamba günleri güneş battıktan sonra fıstık satmak yasak.
· Mobile kentinde, kadınlara yönelik uluma sesleri çıkarmak yasak.


ALASKA
· Uçaklardan geyik fotoğrafı çekmek yasak.
· Uyuyan bir ayıyı fotoğraf çekmek amacıyla uyandırmak yasak.
· Bir geyiği hareket halindeki bir uçaktan aşağı atmak yasak.
· Faribanks kentinde, bir geyiğe alkollu içki vermenin cezası hapis. 

 

ARIZONA
· Bir kaktüs kesmenin cezası 25 yıla kadar hapis.
· Eşeklerin küvette uyuması yasak.
· Bir evde ikiden fazla yapay penis bulundurmak yasak.
· Kırmızı bir maske ile işlenen hafif bir suç “ağır suç” sayılıyor.
· Globe kentinde bir Kızılderili ile sokakta iskambil oynamak yasak.
· Hayden’da, tavşanları ve kurbağaları rahatsız edenler, para cezasına çarptırılıyor.
· Maricopa ilçesinde bir evde 6’dan fazla kadın yaşayamıyor.
· Mohave ilçesinde, çorba çalarken yakalanmanın cezası, çorbayı hırsızın başından aşağı dökmek. 

 

CALIFORNIA
· Hiçbir motorlu taşıt, sürücüsü yokken saatte 75 km’den fazla sürat yapamaz.
· Hayvanların tavernalar ve okullara yakın alanlarda çiftleşmesi yasak.
· Hareket halindeki bir motorlu araçtan hayvanlara ateş açmak yasak. Bu yasanın tek istisnası balinalar.
· Arcdia kentinde, tavuskuşlarının yolda geçiş üstünlüğü var. Baldwin Park’ta havuzda bisiklet kullanmak yasak.
· Los Angeles’ta, bir erkeğin eşini 5 cm’den daha kalın bir kemerle dövmesi yasak.
· Riverside’da, 11.00 – 13.00 saatleri arasında sefertasıyla sokakta yürümek yasak.
San Francisco’da Market Caddesi’nde dolaşmak fillere yasak. Yine Los Angeles’ta oral …. de yasak.

ILLINOIS
· Chicago’da ise bir nükleer bomba patlatmanın cezası sadece 500 dolar.
· Ontario’da, horozların kent sınırları dahilinde ötmeleri yasak.

COLORADO
· İçki satan yerlerin gıda maddesi, gıda maddesi satan yerlerin de içki satması yasak.
· Denver kentinde, komşuya elektrik süpürgesini ödünç vermek yasak. Kentte, farelere kötü davranmak da yasak.

CONNECTICUT
· Bisikletle saatte 90 km’den fazla sürat yapmak yasak.
· New Britain kentinde, yangına bile gitse, itfaiye arabaları saatte 40 km’den fazla sürat yapamazlar.
· Hartford’da, bir kimsenin ellerinin üstünde karşıdan karşıya geçmesi yasak. 

 

FLORIDA
· Kuaföre giden kadınların saç kurutma makinesindeyken uyumaları yasak.
· Evli olmayan kadınların pazar günleri paraşütle atlamaları yasak.
· Bir kirpiyle cinsel ilişkide bulunmak yasak.
· Misyoner pozisyonu dışındaki tüm cinsel ilişki türleri yasak.
· Bir erkeğin eşinin göğüslerini öpmesi yasak.
· At hırsızlığının cezası idam.

 

GEORGIA
· Adli tıpta ya da bir cesedin yanında küfür etmek yasak.
· Atlanta’da, bir zürafayı telefon direğine bağlamak yasak.
· Gainesville’de, tavuğu mutlaka elinizle yemek zorundasınız.

 

WYOMING
· Haziran ayında bir tavşanın fotoğrafını çekmek yasak.
· Cheyenne kentinde, çarşamba günleri duş almak yasak. 
 

GÜNEY DAKOTA
· Bir beyaz, kendi evinde ya da arazisinde beşten fazla Kızılderili görürse, öldürebilir.
Kızılderililer “saldırgan taraf” kabul ediliyor.
· Eyalet sınırları içindeki peynir fabrikalarında uyumak yasak.
· Spearfish kentinde 3 Kızılderili’yi sokakta vurmak serbest.

 

TEXAS
· Bir başkasının ineğinin sütünü içmek yasak.
· Ayakta bira içerken bardak en fazla üç kez yudumlanabiliyor. Dördüncü yudum yasak; içmek için oturmak gerekiyor.
· Britannica Ansiklopedisi eyalet genelinde yasak. Çünkü içinde nasıl bira yapıldığı tarif ediliyor.
· Bir otelin ikinci katından mandalara ateş etmek yasak.
· San Antonio’da sığır hırsızlığının cezası, hırsızı çaldığı yerde asmak.

 

MARYLAND
· Bir aslanı sinemaya götürmek yasak.
· Ocean City’de, yüzerken yemek yemek yasak.

MISSISSIPPI
· Doğal olmayan cinsel ilişkinin cezası on yıla kadar hapis.
· Davar çalmanın cezası asılmak.

 

 

MONTANA
· Yedi ya da daha fazla Kızılderili’yi bir arada görürseniz vicdan azabı çekmeden ve yasayı da arkanıza alarak öldürebilirsiniz.
· Bir kadının eşine ait bir mektubu açması ağır suç.

 

NEBRASKA
· Çocukların kilisede geğirmesi yasak.
· Bar sahipleri çorba bulundurmak zorunda. Aksi takdirde bira satmaları yasak.
· Waterloo kentinde berberlerin 07.00 – 19.00 arası soğan yemeleri yasak.

NEVADA
· Size ait bir mekânda köpeğinize ateş açan birini anında asma hakkınız var.
· Karayoluna deveyle çıkmak yasak..
· Eureka kentinde bıyıklı erkeklerin kadınları öpmeleri yasak.

 

KUZEY CAROLINA
· Bir evde …. yapılırken tüm perdeler kapatılacak.
· Fillerin pamuk tarlalarına girmesi yasak.
· Oral …. doğaya karşı işlenmiş bir suç sayıldığı için yasak.

 

OHIO
· Balıkları sarhoş etmek yasak.
· Clinton İlçesi’nde, kamuya ait bir binaya yaslanmak yasak.
· Paulding’de polis köpeklerinin ısırma hakkı var.
· Strongville’de, Studs Trekel’in “Catch 22” adlı kitabı yasak.
· Youngstown’da yolda arabanın benzininin bitmesi yasak. Suç işlemiş sayılıyorsunuz.

 

OREGON
· Cinsel ilişki sırasında arkadaşının kulağına “ayıp” sözler fısıldamak yasak.
· Konserve mısır sadece balık oltasında yem olarak kullanılabilir.
· Marlon’da, din adamlarının ayinden önce soğan ve sarımsak yemeleri yasak.
· Salem’de kadınlara güreş yasak.

 

UTAH
· Bir atın üzerinden balık tutmak yasak.
· Kişi, nükleer silah bulundurabilir ama patlatamaz.
· Bütün karayollarında kuşlara geçiş üstünlüğü var.
· Bir insan 50 yaşını geçtikten sonra kuzeniyle evlenebilir.
· Salt Lake City’de içinde keman bulunan bir torbayla yürümek yasak.
· Trementon’da ambulansta …. yasak.

 

VIRGINIA
· Evli olmayanlara …. Yasak.
· Kadınları gıdıklamak yasak.
· Bir insanın mahkeme binasının merdivenlerinde, karısını akşam 8’den önce dövmesi yasak.

 

WISCONSIN
· Trende öpüşmek yasak.
· Racine’de, uyuyan bir itfaiye memurunu uyandırmak ya
 

 

DANİMARKA
Otomobilinin karşısına at arabası çıkan sürücü, otosunu kenara çekmek zorundadır.

 

FRANSA
Demiryolunda öpüşmek yasaktır.
Domuzlara “Napolyon” isminin verilmesi yasaktır.

 

KANADA

Yağmur yağarken çimler sulanamaz. Kapılar ve pencereler pembe renkte olmak zorundadır.
Ağaca tırmanmak yasaktır.
Bank Street’te pazar günleri dondurma yemek yasaktır.
Yong Caddesi’nde ölü atları pazar günü sürüklemek yasaklanmıştır.

ÇİN
Koleje gitmek için entelektüel biri olmak zorundasınız.

 

İNGİLTERE
Kadınların toplu taşım araçlarında çikolata yemesi yasaktır.
Tropikal balık satıcıları hariç Kadınların halka açık yerde üstsüz gezmesi yasaktır.

 

İTALYA
Etek giyen erkekler tutuklanır.

 

İSKOÇYAPazar günleri balık avlamak yasaktır.
İnek sahiplerinin sarhoş olması yasaktır.
Kapınızı çalıp sizden “klozetinizi isteyen birini” içeri almak zorundasınız.

İSVİÇRE
Pazar günü çamaşır asmak yasaktır.

AVUSTRALYA
Çocukların sigara satın alması yasak, içmesi serbesttir.
Patikada sağ elinin üzerinde amuda kalkarak yürümek yasaktır.
Pazar günleri pembe pantolon giymek yasaktır.

TAYLANDAraba kullandığınız zaman gömlek giymek zorundasınız.
İç çamaşırsız gezmek yasaktır.

SİNGAPUR
Metroda sakız çiğneyen tutuklanır.
 

 

 

 

Bektaşi Fıkraları – 1

Bektaşi Fıkraları – 1

İslam’ın Şartı
Sofu Bektaşi ye İslam’ın şartını sorar. 

-Biridir. Der Bektaşi.  Sofu:

-Daha İslam’ın şartının 5 olduğunu bilmiyorsun, birde bilimden dem vuruyorsun. Deyince. Bektaşi:

– İmanım, haç ve zekatı siz kaldırdınız, oruçla namazı da biz kaldırdık, geriye kelimeyi şahadetten başka ne kaldı ?.    Devamı…

Bektaşi Fıkraları – 2

Halim Mecalim Yok
Sohbet sırasında Bektaşi’ye sormuşlar:
-Baba Erenler niçin oruç tutmazsın?
Bektaşi’de mazeret hazırdır:
-Vallahi tutmak isterim ama halim mecalim yok.
Bektaşi’yi zorda bırakmak için bir soru daha sorarlar:
-İftara çağırsalar gider misin?
-Doğrusu ne yapar eder giderim.
Bektaşi’nin bu cevabına itirazlarını bildirirler:
-Bu nasıl olur? Allah’ın emrini dinlemiyorsun da kulların davetini kaçırmıyorsun!
Bektaşi’nin cevabı hazırdır:
-Bunda şaşılacak ne var? Bilirsiniz ki Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir ve affedicidir. Fakat insanlar böyle midir? Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için kulların davetlerini kaçırmamak gerekir.
Devamı…

Okul – Eğitim Fıkraları

Okul Fıkraları

 

Ali’nin Ödevi 

Aliye öğretmen ödev vermiş. Aliye 5 cümle yazacaksın demiş. Ali babasına gitmiş:
-Babacığım bana bir cümle söyler misin? Demiş. Babası da o sırada maç izliyormuş. Birden:
Gooooooooolll diye bağırmış. Ali defterine yazmış. Sonra annesine gitmiş. Annesinin sana yağı kaybolmuş:
– Sana sana sana demiş. Ali defterine yazmış. Abisine gitmiş. Abisi Tarzan filmi izliyormuş:
Ben Tarzan demiş. Ali defterine yazmış. Ablasına gitmiş. Ablası telefonda sevgilisiyle konuşuyormuş:
Bu gün olmaz şekerim yarın demiş. Ali defterine yazmış. Kardeşine gitmiş. Kardeşinin oyuncak robotunun pili bitmiş:

-Pili bitti pili bitti bozuldu demiş. eretesi gün Âliyi öğretmen tahtaya kaldırmış. Ali:

-Gooooooooooooll diye bağırmış. Öğretmen:

-Bana mı dedin sen onu???????? Demiş. Ali:

-Sana sana sana demiş. Öğretmen:

-Sen kendini ne zannediyorsun? Demiş. Ali:

-Ben Tarzan demiş. Öğretmen:

-Seni disipline vereyim mi? Demiş. Ali:

-Bu gün olmaz şekerim yarın demiş. Öğretmen düşüp bayılmış. Ali:

-PİLİBİTTİ PİLİBİTTİ BOZULDU!!!!!…. DEMİŞ.   

 

Devamı…

Nasrettin Hoca Fıkraları

                                               Nasrettin Hocanın Yaşamı

Nasrettin Hoca 1208 yılında Sivrihisar’da dünya’ya geldi. Babası, doğduğu köy olan Hortu Köyünün imamı Abdullah Efendiydi. İlk eğitimini Sivrihisar Medresesinde gördü ve babasının vefatı üzerine Hortu köyüne dönerek baba mesleği olan imamlık mesleğine başladı. Medreselerde dini dersler okuttuktan sonra, kadılık yapmaya başladı. Hayatı ile ilgili çok detaylı bilgiler bulunmayan Nasreddin Hoca 1284 yılında Akşehir’de vefat etti.Nasreddin Hoca yazılı metin bırakmayışına karşın fıkraları yüzyıllardır dilden dile dolaşmış, halkın gönlünde unutulmaz izler bırakmış bir söz ustasıdır. Bizleri güldürürken eğiten, eğitirken acı acı güldüren, taa derinden düşündüren, zaman zaman iğneleyen, bazen de anlatılan fıkralarıyla sarsıcı fikirler akla getiren, görmüş geçirmiş sevimli bir Anadolu insanıdır O. Alçak gönüllüğü, hoşgörüsü, eleştiri ve öz eleştiri anlayışı ile bizlere akılda kalıcı dersler veren ölümsüz bir bilgedir Nasreddin Hoca.

    Devamı…

Neyzen Tevfik Fıkraları

Neyzen Tevfik – 1879 – 1953

Y A Ş A M I

24 Mart 1879’da Bodrum’da doğdu, 28 Ocak 1953 ‘de İstanbul’da öldü. Babasının görevleri bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi’ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi’ne girdi. Daha sonra İstanbul’a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. 1902’de Bektaşi tarikatından nasip alarak Bektaşi dervişi oldu. Bir yandan da şiirle ilgileniyordu. Eşref’le ve Mehmet Akif’le tanıştı ve şiir konusunda her ikisinden de etkilendi. 1908’den sonra bir süre Mısır’da bulundu 1913’te İstanbul’a döndü.

Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline geçirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur.

Neyzenliğinin yanı sıra adını yergi ve taşlamaları ile de duyurmuştur. Kimi eleştirmenleri göre bu türün Nef’î ve Eşref’ten sonra üçüncü önemli temsilcisi sayılır. Ününün yaygınlaşmasında halk tarafından çok sevilmesinin de çok büyük payı vardır. Ancak oldukça eski bir dil kullanması nedeniyle güç anlaşılan ve biçimsel açıdan yetersiz kalan bu şiirleri pek kalıcı olmamıştır. Yergilerini genellikle siyasal ve dinsel baskıya, çıkarcılığa yöneltmiş, toplumdaki tüm haksızlıkları çekinmeden dile getirmiştir.

ESERLERİ: Şiir Kitabı: Hiç, 1919; Azab-ı Mukaddes, 1949. Beste: Nihavent Saz Semaisi; Şehnazbuselik Saz Semaisi; Taksimler, taş plak. 

 

Tabutta Yatardı
Hayri Yeni gün anlatıyor: Bir gün Büyük Postane arkasında, Tefeyyüz kütüphanesinin karsısındaki İsmail’in koltuk meyhanesine uğrar Neyzen’in nerede yatıp kalktığını sorar. Meyhaneci İsmail: ” Burada, Hocapasa Camii’nin bir tabutluğu var, oraya gider. Bir tabutun kapağını kaldırır, içine girer, kapagi da üstüne çeker ve rahat rahat uyur.” 

 

Padişahçılık
Abdülhamit döneminde, sariklilarin kahvehanelerde oturmaları yasaklanmış. Neyzen, Fevziye kıraathanesinde basında sarık nargile içerken içeriye bir kaç polis, bir kaç komiser, bir kaç hafiye girer. Baslarında da Mesihat (Şeyhülislamlık) müfettişi…
Neyzen’i karakola götürmek isterlerse de bizimki yerinden kımıldamaz. Bir yandan da o ünlü küfürlerinin hiç gün yüzü görmemişlerini birbiri ardınca sıralamaktadır.
Cadde ana baba gününe döner. Seyre gelen gelene… Baska hafiye ve polisler de ortaya çıkar; hep birlikte Neyzen’in kollarına yapışarak sürüklemeye kalkışırlar. Neyzen bir ara ellerinden sıyrılıp bir masanın üzerine çıkar, caddeye dönüp avazı çıktığı kadar bağırır:  ” Padişahîm çok yasa, Şevketinle bin yaşa! ”
Müfettiş, komiserler, polisler çil yavrusu gibi dağılırlar. Neyzen masadan inip nargilesinden bir nefes çektikten sonra kendi kendine ”  Ulaaan, amma da enayi şeylermiş ha ! ” der. 
 

 

 

Edep
Tanıdığı bir subayı ziyarete, kislaya gider. Subayin ricası üzerine askerlere ney çalar. Sonunda aska gelip zeybek oynamaya durur. Pantolonun düğmelerini iliklemeyi unuttuğunu gören erlerden biri ” Efendi amca, edep yerin açıkta kalmış ” der. Neyzen oyunu kesip keserek ellerini kaldırarak Tanrı’ya seslenir: ” Çok şükür sana, nihayet karsıma edebim olduğunu söyleyen bir kulunu çıkardın ” 
 

 

 

Hangisini İçer
Yeşilaycı bir profesör, “içkinin zararları” konulu bir konferans veriyormuş. Konuşmasının bir yerinde dinleyicilere sormuş:
” iki kovadan birine rakı diğerine su doldurup bunları bir eşeğin önüne koysak, eşek hangisinden içer acaba ” Dinleyiciler hep bir ağızdan ” Suyu ” demişler. ” Neden suyu içer” demiş profesör, Neyzen hemen atılmış ” Eşekliğinden ”
Ahmet Rasim milletvekilliği döneminde bu espriyi Mustafa Kemal’e anlatmış. M.Kemal bunu çok beğenmiş.
Atatürk beraberindekilerle bir aksam çiftliğinde içerken,az ötede dolasan bir köylü çocuğunu yanına çağırarak sormuş :
–Biz ne yapıyoruz?
–Rakı içiyorsunuz.
–Söyle bakalım, iki kovadan birine rakı diğerine su doldursak, bunları eşeğin önüne koysak, eşek hangisini içer?
–Rakıyı!
–Aman, demiş, sebebini sormayalım!!! 
 

 

 

Yiyip İçmek İçin mi?
Neyzen, bir gün Mazhar Osman’la karsılaşır.
–içmeye devam ediyormuşsun, Neyzen?
–Neden sordunuz, Beni tedavimi edeceksiniz, yoksa yemeğe mi çağıracaksınız? 
 

 

 

Şişe Çekerken
Neyzen, bel ağrılarından yakınmaktadır. Tanıdık doktorlardan biri: “En iyisi sise çekmek” der, “ağrılardan kurtarır seni”
Ertesi gün bir dostu, Neyzen’i kaldırıma uzanmış, elinde rakı şişesini tepesine dikmiş şekilde görünce :
–Üstat, rakıyı bırakacağını söyleyip duruyordun, bakıyorum azaltacağına ölçüyü büsbütün kaçırmışsın.
Neyzen, dostunu yattığı yerden söyle bir süzer:
–Bu sefer doktor tavsiyesiyle içiyorum. Bel ağrılarından şikayet ediyordum; doktor “sise çek” dedi. 
 

 

Nasıl Görüyor?
Birinci dünya savasında iki gözünü kaybeden bir tanıdığıyla söyleşmektedir. Tanıdığı sorar:
–Durumu nasıl görüyorsun Tevfik’cigim?. Neyzen “karanlık” diyecekken vazgeçer,
–Sizin gördüğünüz gibi, diye yanıt verir. 
 

 

Yol Veririm
Meyhanenin tuvaletine giderken, daracik koridorda bir kabadayı ile karsılaşır. Birinden birinin kenara çekilmesi gerekmektedir.
Neyzen, ” Müsaade et, geçeyim ” der. Sarhos kabadayı, “Sen kime kafa tutuyorsun babalık, ben senin gibi ciğeri iki para etmezlere yol vermem ” diye aksilenir. Bizimki hemen kenara çekilir,
” Ben veririm ” der.  

 

Herkesin Bildiğini
Basın çevrelerinde taninmiş bir hanım, Neyzen’le karsılaşınca,
–Aşkolsun, benim için aşifte filan gibi sözler söylemişsiniz?
Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamış;
–Hanim, sen beni tanımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem. 
 

 

Kime Uygunsa…
Moralinin bozuk olduğu bir gün, hoşlanmadığı bir adam masasına çöker ve münasebetsiz laflarla Neyzeni kızdırır. Adam bir ara;
–Üstat, bugüne kadar hiçbir yerde neden görev almadınız acaba? Diye sorunca, dayanamaz!
–Senin gibi hımbılların yerine geçmemek için der. 
 

 

Pisliğe Bulaşmamak
Savaş vurguncularından birinin dedikodusu yapılmaktadır.
–Tonla parası var… Herifin bir eli yağda, bir eli balda… Nereye gitse, hemen yol açıyorlar.
Neyzen sorar :
–Gerçekten kenara çekiliyor mu herkes?
–Çekiliyor
–Demek cebindeki pisliğe bulaşmak istemiyorlar… 
 

 

 

Benzetmede Hata Olmaz!
Kafayı iyice bulmuş, yalpalayarak giderken bir tanıdığa rastlar.
–Yazık dostum, yazık, canına hiç acımıyorsun. Bu gidişle sen fazla yaşamazsın.
Neyzen adamın yüzüne bakıp gülümser.
–Ömür denilen, içi su dolu fıçıya benzer, içindeki, azar azar da kullansan, hepsini de boşaltsan, mutlaka biter. 
 

 

Bulunur Ama?
Neyzen’in bir arkadaşı meyhaneye girer ve garsona sorar ;
–Bizim Neyzen burada mı?
–Burada beyim, Sağdan besinci masa.
O masada Neyzen’i göremeyen adam geri döner:
–Gitmiş…
–Affedersiniz beyim, kabahat bende. Masanin altına bakin dememiştim, size… 
 

 

Evin Yolu

Aksaray’da bir ev kiralar. Yeni taşındığı sıralar, geceleri  meyhaneden dönerken ara sokak içindeki evini bulmakta güçlük çekmektedir. Bir gece, karsisina çıkan bekçiye:
–Bekçi baba, Neyzen Tevfik buralarda bir yerde oturuyor. Sen evini biliyor musun?
–Neyzen Tevfik sensin ama beyim!
–Ben sana kimim diye sormadım, Neyzen Tevfik’in evini sordum… 

 

Ağzına İçki Koymamış!!!
Sait Halim Pasa, Neyzen’i seven bir kişiymiş. Bu yüzden ona izaz ve ikramda bulunurmuş. Paşanın  sofrasında fena sarhoş olup sızdığı bir gecenin sabahında, pasa, Neyzen’den bir daha içki içmeyeceğine dair kesin söz istemiş. Neyzen’de, Paşayı son derece saygıyla sevdiği için, istenilen sözü ciddiyetle vermek zorunda kalmış. Bu söze göre Neyzen ağzına bir daha rakı koymayacak!!!
Bir dahaki çağrılısında Paşanın karsısına zil zurna sarhoş çıkmış. Pasa onun bu halini görünce esefle sormuş:
–Hani söz vermiştin? Bir daha ağzına içki koymayacaktın?
Neyzen, yemin ederek ağzına bir damla içki koymadığını söyleyince, pasa derin bir hayrete düşerek:
–inanman, söyle yakin gel de bana bir “hoh” de, bakalım.
Neyzen iyice sokulup. pasanin burnuna, olanca gücünle bir “hoh” demiş. Lâkin hayret, gerçekten de Neyzen’in ağzı içki kokmuyor! Pasa şaşkın, şaşkın:
–Bu nasıl is Neyzen? deyince, Neyzen onu kahkahadan kırdıran yanıtı veriyor:
–Sen kokusunu alıp da anlamayasın diye içkiyi altımdan tenkiye ettirdim.İnsan biraz kendine hükmedip de aldığını çıkarmazsa,iste böyle, tıpkı yukarıdan içmişçesine mest oluyor paşam!!! 
 

 

Kırk Yıllık Ölü
Dr. Fahrettin Kerim Gökay “içkinin zararları” konulu konferansını vermektedir. Bir ara:
–Rakının her kadehi, hayatimizi bir saat kısaltır, der.
Dinleyiciler arasında olan Neyzen yerinden fırlayıp bağırır:
–Eyvah, yandık!
–Hayrola?
–Hesap ettim,meğer ben öleli tam kırk yıl olmuş!!! 
 

 

Kovmanın Nazikçisi
Bir arkadaşıyla Beyoğlu’nda gezerken Übeydullah Efendiyle karsılaşırlar.(Übeydullah Efendi, ünlü Jön Türker’dendi. Son yıllarda Beşiktaş Evlendirme Memuruydu) Neyzen, Übeydullah Efendiye sorar:
–Hocam, Hazreti Âdem’le Hazreti Havva’nın nikâhlarını hangi imam kiydi?
–Davetliler arasında değildim, bilmiyorum.
–Peki, Adam’la Havva cennetten  niye kovuldular?
–Bir münasebetsizlik etmişlerdir.
–Ne gibi?
Übeydullah Efendi dayanamaz:
–Sizin bu aksam yaptığınız gibi.
–Peki, acaba nasıl kovuldular?
–Defol… Yoksa sana haddini bildiririm simdi!
Neyzen, ardindan bastonunu sallayarak kosan Übeydullah Efendi ile arayı açtıktan sonra durup seslenmiş:
–Böyle nazikçe kovmasını biliyordun da, benimle ne diye bir saat uğraştın üstat? 
 

 

Hangi Anahtar?
Dini bütün geçinen bir dostu sorar:
–Beni tanırsın… Cennetin anahtarı sende olsa beni oraya almaz mıydın?
Neyzen, karsisindakini bastan ayağa söyle bir süzdükten sonra gülümser:
–Bende Cennetin değil de Cehennemin anahtarı olsaydı, senin için daha hayırlı olurdu. Belki seni oradan çıkarırdım! 
 

 

Meyhaneye Girmeden…
Es dostunun ısrarı karsısında, bir daha meyhaneye girmeye tövbe eder. Bir kaç gün sonra, vakt-i kerahet (demlenme zamanı) zamanı gelince dayanamaz. Bir at kiralayıp soluğu Longa’da Kosti’nin meyhanesinde alır. Attan inmeden, kapidan seslenip içkisini getirtir. Meyhanedeki tanıdıkları seslenirler:
–Hoca, böyle at üstünde içki içilir mi? Hele atını bağla gel de usulünce içki içip sohbet edelim.
–Yoo, gelemem yanınıza. Meyhaneye girmeye tövbeliyim! 
 

 

 

Delilik Ayrıcalığı…
Sirkeci’de Necdet Rüştü Efe ile karsılaşır. Ayaküstü konuşurlarken Neyzen, cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün diktatörlüğünden söz etmeye baslar. Necdet Rüştü, dönemin her taşın altından çıkan polislerinden birinin köse basında durup kendilerine kulak kabarttığını görünce tedirgin olur, kısa kesmeye çalışır. O sırada polis bıyık altından gülümseyerek yanlarından uzaklaşır. Olup bitenler Neyzen’in gözlerinden kaçmamıştır.
–Polisten korktun değil mi? Bana bir şey yapamaz, çünkü ben deliyim. Bu yüzden dokunulmazlığım var. Fakat bu delilik imtiyazını kazanıp içimi rahat dökebilmek için neler çektim, bilemezsin. 
 

 

Adam Yerine Koymuyorlar…
Hüseyin Sehsuvar anlatıyor:” …küfürlere başladı. Sonra başını sola çevirip bana döndü:
–Hüseyin, ben önüme gelene sövüyorum.
–Söversin,
–Bana bir şey yapmıyorlar???
–Ne yapacaklar?
–Ulan yoksa bunlar beni adam yerine mi koymuyorlar??? 

 

 Parasız Bilete Karşılık
Kadıköy’deki Opera sinemasında bir hayır kurumu yararına konser verilmekteydi. Konsere ara verilince Neyzen eline bir şapka alarak sıraları dolaşır, para toplar. Sahneye çıkar; şapkada toplanan büyük miktardaki parayı oradaki masanın üzerine boşaltır. Dinleyicilere döner:
–Muhterem topluluk, her biriniz bu konsere bilet parası ödeyerek geldiniz. Yalnız ben davetliydim,para ödemedim.Su masanın üstündeki, tarafımdan toplanmış paraları,bana verilen biletin karşılığı olarak hayır kurumuna bırakıyorum.. 
 

 

İki Kilo Rakı
Yüksel Bastunç,”bu fıkra ne kadar dogrudur, bilinemiyor” diye yazıyor: “Atatürk bir aksam Neyzen’i Florya’daki köşküne çağırtıyor. Bir iddiası vardır:
–Senin çok fazla içki içtiğini söylüyorlar. Benim kadar içermişin?
–Ne kadar içersiniz? Der Neyzen
–iki tane kiloluk rakı içerim.
M.Kemal kelimelere basa basa bu sözleri söylemistir. Neyzen’in gözünü korkutmak istemiştir. “Canim ne isterse, susuz, mezesiz” diye devam eder.
Neyzen: “Bende iki kilo içerim ama, öyle içmem. Kâse geliyor, iki kiloluk rakıyı Neyzen kâseye boşaltıyor. Diğerleri Neyzen’in başını kâseye daldırıp lakır lakır rakıyı içeceğini zannediyorlar. Fakat Neyzenin isi bitmemiştir. Bir somun ekmek bir de irice bir kasık geliyor. Neyzen ekmeği lokma lokma koparıp kâsedeki rakıya bastırıyor. Lokmalar rakıyı iyice çekince, Neyzen çalakaşık yanaşıyor bu bade tridine.
Yine anlatılanlara göre; M.Kemal,” Pes, pes ” diye bağırarak ayağa kalkmış ve elleriyle yüzünü kapatmış… 
 

 

Geri Gelmeyeceklerse?
Birinci Dünya Savaşı yillari. Mahalle bekçilerinin davul çalarak topladığı bir kafile, askerlik şubesine gitmek üzere yola koyuluyor. Kaldırımlarda biriken halk gidenleri uğurluyor:
–Allah selamet versin, Allah selamet versin.
Yemen,Çanakkale,Filistin gibi cephelere gidenlerin geri dönmeyeceklerini bilen Neyzen de bu yolculuk törenine katılıyor:
–Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin!!! 
 

 

Yüz Karası!
Kadıköy’de Aksaraylı Hamdının gazinosunda bir yandan demlenir, bir yandan  ney çalarken, yanına bir boyacı çocuk yanaşır.
–Amca, boyayim mi?
Neyzen yerinde kalkar, para çıkarıp çocuğa verdikten sonra yere sırtüstü uzanır:
–Gel, yüzümü boya.
Yüzü boyanınca, Kadıköy’deki başka bir meyhaneye, Papazin Bağı’na gider. Papazin Bağını mekân tutmuş olan Ahmet Rasim, onu görünce:
–Ne bu hal Neyzen? Kuşdili Tiyatrosunda “Araban Intikamı’nımı oynadın?
Neyzen güler:
–Merhamet insanin yüzünü bazen kara çıkarır.
Boyacıya acıdığını söyleyip olayı anlattıktan sonra ekler:
–Kainata bir de bu heybette görüneyim,dedim.Allah’a sükür ki böyle bir yüz karam oldu.Ya çıkmazına boyansaydım??? 
 

 

Şimdiden Belli!
Sadrazam Sait Halim Pasa Neyzeni Yeniköy’deki yalısına davet eder. Yenilip içildikten, Neyzen’n Ney’i dinlenildikten  sonra Pasa Neyzen’e pırlanta islemeli essiz bir ney armağan eder.
Bizimki neyi eline alıp inceler ve Paşa’ya geri varır.
–Hayrola üstat beğenmedin mi?
–Çok beğendim
–Peki neden almıyorsun?
–Ben yolsuz kalınca bu neyi satarım, yazık olur. Iyisi mi sen bana beş Lira ver,bu ney sende dursun…
Yüzü gülmez…
Sert, kavgaci, geçimsiz bir adam olan komsusu Tahsin Bey’le karsılaşır. Tahsin Bey:
–Bugün hanimi dişçiye götüreceğim. Dün gülerken gördüm, ön dişlerinden ikisi çürümüş.
–Yalan söylüyorsun
–Neden yalan söyleyecek misim?
–Seninle yasayan insanin yüzü güler mi hiç? 

 

 Fasulyeye Benziyor
İkinci Meşrutiyet döneminde nazırlığa getirilen bir zat, çok geçmeden yeğeninin vali olarak atanmasını sağlar. Karsılaştıklarında, Neyzen:
–Maşallah, kardeşinizin oğlu tıpkı fasulyeye benziyor.
–Genç yasta vali oldu, neden fasulyeye benzesin?
–İste bende onun için benzetiyorum ya. Fasulye de sırığa sarılarak büyür. 
 

 

Çalarken..  Soruyorlar:
–Neyzen, çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın?
Maliye Bakanı hakkında yolsuzluk dedikodularının dolaştığı bir dönemidir.
Neyzen: ” Maliye Vekili değilim ki,çalarken zevk alayım “….

 

Öğrenmenin Maliyeti

Öğrenmenin Maliyeti  

Öğrenmenin maliyeti vardır:

Önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenirler.

Otoriteden öğrenenler, özgürlük bedeliyle öğrenirler.

Deneyerek öğrenenler, etiket fiyatından öğrenirler.

Hayattan öğrenenler, gecikme zammıyla öğrenirler.

Hayattan da öğrenemeyenler ise boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler.

Siz hangi maliyeti ödeyerek öğrenmeyi tercih edersiniz?

Arthur Miller

 

Gül Verende Gül Kokusu, Seven İnsanda Sevgi Kalır

Gül Verende Gül Kokusu, Seven İnsanda Sevgi Kalır 

 Uzun yıllar önce Çin’de Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinindi kişiliği tamamen farklıdır buda onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar.

Devamı…

Bronşit hastalarına kış uyarısı

Bronşit hastalarına kış uyarısı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tevfik Özlü, kış aylarında salgınlar yapan soğuk algınlığı, grip gibi viral solunum sistemi enfeksiyonlarının, bronşitli hastalarda normal kişilere göre daha ağır geçtiğini ve astım, KOAH ve bronşektazi hastalarında ataklara neden olabildiğini söyledi.

Devamı…

Çiçeklerin Diliyle

Çiçeklerin Diliyle! 

AÇELYA Nefse hâkimiyet.
AÇELYA (HİNT) “Gerçek şu ki, her şey bitti!”
ADAÇAYI Eşler arasında “Biz iyi bir aileyiz” mesajıdır.
AKASYA
(PEMBE VEYA KIRMIZI)
Güzellik, zarafet ve incelik; “Seni beğeniyorum.”
AKASYA (BEYAZ) Dostluk; “Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça…”
AKASYA (SARI) Platonik aşk, isimsiz aşık…
ANANAS “Sen kusursuz birisin!”
ARDIÇ “Seni koruyacağım!”
AYÇİÇEĞİ
(ÇİÇEK OLARAK)
“Sana tapıyorum!”
BADEM  “Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum.”
BİBERİYE Anma
ÇAN ÇİÇEĞİ “Aşkımıza sadakatle bağlıyım!”
ÇİNGÜLÜ “Zarif ve çok güzelsin!”
ÇUHA ÇİÇEĞİ “Çok güzelsin.”
DEFNE Terfi eden kişilere gönderilir; “şan, ün, görkem” anlamı taşır.
EĞRELTİOTU Samimiyet.
ELMA “İtiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor; ya senin?”
ERİK “Sözüme sadık kalacağım.”
FESLEĞEN İyi dilekte bulunmak için.
FINDIK “Barışmak istiyorum!”
FULYA “Sevgilim, geri dön!”
GARDENYA “Beni unutma; gerçek aşkımsın…”
GELİN EL ÇİÇEĞİ “Mutlu olabiliriz.”
GÜL Sevgiyi ifade eder.
GÜL (PEMBE) “Arkadaşımsın.”
GÜL (KIRMIZI) “Seni seviyorum; ihtirasla bağlıyım sana!”
GÜL (KIRMIZI (BEYAZ) Birliktelik isteği.
GÜL GONCASI (KIRMIZI) “Genç ve güzelsin.”
HANIMELİ “Sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek.”
HERCAİ MENEKŞE “Beynimi işgal ediyorsun; ama ben bu durumdan şikâyetçi değilim…”
IHLAMUR Evli çiftler için “Seni seviyorum” anlamı taşır.
İSPANYOL YASEMİNİ “Bence, sen çok seksi ve şehvetlisin!”
KAKTÜS İçtenlik; “Aşkımız için zorluklara katlanmalıyız!”
KAMELYA “Kusursuz bir âşıksın!”
KARANFİL Kişinin kendine olan öz saygısını ve güzelliği ifade eder.
KARAÇALI “Dostluğumuz uzun ömürlü olsun!”
KARANFİL
(KOYU KIRMIZI)
“Kalbimi kırdın!”
KARANFİL (PEMBE) “Seni unutmayacağım…”
KARANFİL (KIRÇILLI) “Üzgünüm, ama bitmek zorunda…”
KARANFİL (SARI) “Beni hayal kırıklığına uğrattın!”
KREZENTEM (BEYAZ) “Bana gerçeği söyle!”
LALE Aşkı ifade eder.
LALE (KIRMIZI) “Aşkımı itiraf etmek istiyorum!”
LALE (ALACALI) “Gözlerin çok güzel.”
LALE (SARI) Umutsuz aşkı ifade eder.
LEYLAK (MOR) “Sana ilk görüşte aşık oldum!”
LEYLAK (BEYAZ) “Hoş ve namuslu birisin.”
MENEKŞE Alçakgönüllüyü ifade eder.
MENEKŞE (MAVİ) “Sana sadık kalacağım.”
MENEKŞE (MOR) “Düşüncelerimi zapt ettin!”
MELEKOTU “İlham kaynağımsın.”
MERSİNAĞACI “Çok mutluyum, çünkü seni seviyorum!”
MİMOZA “Fazla alıngansın!”
NANE “Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum.”
NERGİS “Saygılarımla…”
ORKİDE “Aşkım, sen çok güzelsin, sen çok özelsin!”
ÖKSEKOTU “Sorunların üstesinden geleceğim.”
PAPATYA Temiz bir kalbin simgesi.
PAPATYA (BAHÇE) “Fikirlerini paylaşıyorum.”
PELESENK Sabırsızlık; “Aşkım, daha fazla bekletme!”
PETUNYA “Umudunu yitirme!”
PORTAKAL Karşılıklı aşk; “Ben de seni seviyorum.”
REZENE Övgüye değer.
SARDUNYA “İçin rahat olsun, her zaman yanındayım!”
SARMAŞIK “Aşkıma sadığım!”
SEDİR YAPRAĞI “Senin için yaşıyorum.”
SÜSEN ÇİÇEĞİ “Sana bir haberim var!”
SÜSEN ÇİÇEĞİ (SARI) İhtiraslı bir aşk.
ŞEFTALİ “Seninim!”
YASEMİN “Güzel ve çekicisin.”
YENİBAHAR “Acını paylaşıyorum.”
ZAMBAK (SARI) “Seni neşeli ve nazik (çekici) buluyorum!”
ZEYTİN “Barışalım!”

  

Söylenişi Zor Tekerlemeler.

Söylenişi Zor Tekerlemeler.


Siz bizim Çekoslavakyalılaştırdıklarımızdan mısınız yoksa Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?


  
Ramazanda Rizeli Rıza Rümeysa’ya; radyo, radyoaktif, ruh, rencide, ralli, radyo, ring, rengeyiği, radyoloji, rivayet, ranzarot nedir diye sormuş?
 


Ey dibi kara kabuğu kuru kaba kara ağaç beni gördünde mi kurudun ey dibi kuru kabuğu kara

kara ağaç beni görmedinde mi kurudun?



Çatalca’da topal çoban, çatal, sapan  yapar, satar; niçin yapar, niçin satar Çatalca’da topal çoban çatal, sapan.



 Çağatay’da çarmıha çakılan çarın çavuşu, çamurlu çamçağı çakıllı çayda
çalkalarken, çantasından çamaşırlarını çaldırdı…


 Bu Kara kantar kırk kilo kara katran tartar. 


Emişle Memiş mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmişler mi, mahkemeleşmemişler mi? 

 


 Bir berberi berber bir berberi berbere demiş, gel beraber bir berberi berberle beraber bir berberi berber dükkanı açalım demiş.
 
 



 Bu sıra şu sıra o sıra o sıra o sıra gelsin.


  
Dal tartar kartal kalkar , kartal kalkar dal tartar.


  
Hakki, Hakkı’ya gitmiş, Hakki. Hakkı’dan hakkini istemiş, Hakkı, Hakkı’nın hakkını vermeyince, Hakkı`da Hakkı’nin hakkından gelmiş.
 
 


 Sen ne zamandan beri tekere mekere şekere mekere bir porsuksan bende o zamana kadar şekere mekere tekere mekere bir porsuğum. 
 
 


Şemsipaşa pasajında kırk kulpu kırık tunç tas has hoş kayısı hoşafı


  
 Biz onlara ders verelim derken onlarda bize ders vermişler, şimdi gidip onlara bir ders daha verelim de biz onlara ders verirken gelip bize ders vermek neymiş görsünler.  



Adem madene gitmiş. Adem madende badem yemiş.
Madem ki Adem madende badem yemiş, niye bize getirmemi


 Be birader buraya bak, başı bereli burma bıyıklı bastı bacak bayan berberiyle bizim Bedri bey birlikte bir pirinci birinci buluşta birbirine dizip Bursa pazarına indi.


Bir pirinci birinci buluşta bir inci gibi birbirine bağlayıp, Perlepe berberi bastıbacak Bedri ile beraber Balıkesir pazarına parasız giden bu paytak budala, babası topal Badi’den biberli bir papara yedi.


 Bu çorbayı nanelemeli mi de yemeli, nanelememeli mi de yemeli? 


 Bu ekşi eski ekşi.


Bu mumcunun mumu umumumuzun mumudur. 


Bu pikap, şu pikap, o pikap.

 


Cüce çinici Celali Hoca gizlice marpuççular içindeki züccaciyecilere gidip içi Çince yazılı cicili bicili cam çubukları cepceğizine indirmiş.


 

 Değirmene girdi köpek, değirmenci vurdu kötek; hem kötek yedi köpek, hem kepek yedi köpek.


 

Dört deryanın deresini dört dergahın derbendine devrederlerse, dört deryadan dört dert, dört dergahtan dört dev çıkar.


 

 El alem ala dana aldı aladanalandı da biz bir ala dana alıp aladanalanamadık.

 


 
  Eller bazlamalandı da, biz bazlamalanamadık. 


  Gökten bir damla düştü, şıp benim alnıma, şıp anamın alnına, şıp benim alnıma, şıp anamın alnına… 


 

İki kel kör kirpinin yırtık kürkünü dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler.


 İndim kuyu dibine, sildim, süpürdüm, silkindim, çıktım.


 Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp.


 Kırk kanatlılardan Kırklarelili kırkayak kıkırdayarak kırık kırak yerken kırık kanadına kırıntılar döküldü.


Sizin damda var beş boz başlı beş boz ördek, bizim damda var beş boz başlı beş boz ördek. Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek; bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe: “Siz de bizim gibi beş boz başlı beş boz ördeksiniz.” demiş.


Şu duvarı badanalamalı mı badanalamamalı mı?


Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada su şişesi.


Tomarzalı topal Şaban, yapar çatar satar saban.


Üç tunç tas has hoş hoşaf.


Üstü üç taslı taç saplı üç tunç tası çaldıran mı çabuk çıldırır,
yoksa iç içe yüz ton saç kaplı çanı kaldıran mı çabuk çıldırır
  


İşte Dünyanın Yeni Yedi Harikası

                İşte Dünyanın Yeni Yedi Harikası


       Dünyanın yeni 7 harikası belli oldu. 21 adayın yarıştığı ve 100 milyona yakın kişinin oyladığı yarışma sonrasında kazananlar belirlendi.

                                                     ÇİN SEDDİ  

        Çin Seddi:

       Yapımına 2 bin 227 yıl önce başlanan ve günümüzde UNESCO tarafından koruma altına alınan dünyanın en uzun abidesi, Pasifik Okyanusu’ndan Orta Asya’ya kadar uzanıyor.

       Büyük Çin Seddi, mevcut surları birleştirilmiş bir savunma sistemi şeklinde birbirine bağlamak ve Çin’i Moğol saldırılarından korumaya için inşaa edilmişti. İnsan eliyle bugüne dek yapılmış en büyük ve uzaydan görülebilen tek abide olan anıtın yapımında binlerce kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.


                                                        PETRA   

 

       Petra:

      Arab Çölü’nün bir ucunda bulunan Petra, Kral IV. Aretas’ın (M.Ö. 9 M.S. 40) imparatorluğu döneminde Nabataean’ın muhteşem başkenti idi. Su teknolojisi konusunda uzman olan Nabateanslılar, şehirlerini büyük su kanalları ve su hazneleriyle donatmışlardır.

       Greko-Roman örneklerine uygun olarak tasarlanmış bir amfiteatr 4 bin kişiyi ağırlayacak kapasitededir. Bugün Petra’nın Mezar Sarayı, 42 metrelik Helen sitili El-Deir Manastırı’nın tapınak duvarıyla Orta Doğu kültürünün göz kamaştıran bir örneğini oluşturmaktadır. 


                                         KURTARICI İSA HEYKELİ

 

       Kurtarıcı İsa Heykeli:

       Heykel 38 metre yüksekliğinde ve Rio de Janeiro şehrine tepeden bakan Corcovado Tepesi’nin üzerine yerleştirilmiştir. Brezilyalı Heito da Silva Costa tarafından tasarlanan ve Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından gerçekleştirilen bu anıt, dünyanın en çok tanınan anıtlarından biridir. Yapımı 5 yıl süren heykel Ekim 1931’de açılmıştır.

       Yılda 1.8 milyon turisti kollarını açarak karşılayan heykel, şehrin ve Brezilya halkının sıcaklığının sembolü haline gelmiştir.


                                      CHİCHEN ITZA PİRAMİDİ

       Chichen Itza Piramidi:

       Chichen Itza Piramidi (M.Ö. 800 öncesi) Yucatan Yarımadası, Meksika Chichen Itza, Maya medeniyetinin ekonomik ve politik merkezi olarak hizmet vermiş en meşhur Maya tapınak sitesidir.

       Değişik yapıları Kukulkan piramidi, Chac Mol Tapınağı, Bin Kolonlar Geçidi, Tutukluların Oyun Sahası bugün dahi harikulade bir mimari alan ve mekân düzenleme göstergesi olarak kendini göstermektedir. Piramidin kendisi Maya tapınaklarının en sonuncusu hiç şüphesiz en büyüğüdür.


                                                MACHU PİCCHU

 

       Machu Picchu:

        Inka İmparatoru Pachacutec 15. yüzyılda Manchu Picchu (“Eski Dağ”) olarak bilinen dağda bulutlar içinde bir şehir inşa ettirmiştir. Bu muhteşem yerleşim merkezi And platosundan başlayarak balta girmemiş Amazon ormanlarının Urubamba Nehrine kadar uzanmaktadır.

       İnkalar tarafından çiçek hastalığı salgınından dolayı terkedilmiştir. İspanyolların İnka İmparatorluğunu ele geçirmelerinden sonra şehir üç yüz yıl boyunca “kayıp” olarak kalmış ve 1911 yılında Hiram Bingham tarafından tekrar bulunmuştur.


 

                                            ROMA COLİSEUM’U   

       Roma Coliseum’u:

       Roma şehrinin merkezinde bulunan bu muhteşem amfi tiyatro başarılı lejyonerlerin ve Roma İmparatorluğu’nun onuruna inşa edilmiştir. Dizayn tasarımı bugün dahi geçerli olan bir anıttır ve yapılışından 2 bin yıl sonra modern stadyumlar Coliseum’un orijinal tasarımından etkilenmektedir.

       Bugün, filmler ve tarih kitaplar vasıtasıyla bu arenada seyircilerin beğenisine sunulan acımasız dövüşler ve oyunlar hakkında daha fazla bilgi sahibiyiz.


                                                  TAC MAHAL  

        Tac Mahal:

       Bu çok büyük anıt cami beşinci Müslüman Moğol İmparatoru, Jahan Şahın emir üzerine, vefat eden çok sevdiği karısının hatırasına ve onuruna inşa edilmiştir. Her yıl yaklaşık 3 milyon ziyaretçinin gezdiği beyaz mermerden yapılan saray, duvarlarla çevrili bahçelerin içinde yer almaktadır.

       Tac Mahal Hindistan’da Müslüman sanatının en mükemmel bir mücevheri olarak kabul edilmektedir. Daha sonra İmparatorun burada hapsedildiği ve Tac Mahal’i koğuşunun sadece küçük bir penceresinden gördüğü söylenmektedir.

WordPress sürümünü güncellemeniz ve SLL güvenlik hatalarını gidermeniz gerekiyor.